Yoldaşımız, dostumuz ve Historical Materialism Yayın Kurulu’nun uzun süredir üyesi olan Peter D. Thomas’ın vefat haberini büyük bir üzüntü ve kederle paylaşıyoruz. Peter, 53 yaşını doldurduktan hemen sonra, 11 Ekim 2026 tarihinde kalp krizi geçirerek aramızdan ayrıldı.
Avustralya’daki eğitim hayatı boyunca felsefe ve edebiyat alanında akademik bir altyapı edinen ve Queensland Üniversitesi’nden lisans ve yüksek lisans derecelerini alan Peter, 2000 yılında doktora araştırmasını sürdürmek üzere Avrupa’ya geldi. Amsterdam Üniversitesi’nde Marcel van der Linden ve Michael R. Krätke’nin danışmanlığında hazırladığı doktora tezi, üniversitedeki sağcı üyelerin bunu baltalamaya yönelik çabalarına rağmen 2008 yılında kabul edildi.
Perry Anderson ve Louis Althusser’in Gramsci’ye ilişkin yorumlarına içkin bir eleştiri getirmeyi amaçlayan bir tez olarak başlayan ve her zaman kolay olmayan finansman koşulları altında yazılan bu çalışma, nihayetinde yirmi birinci yüzyılda Gramsci çalışmalarına yapılan belki de en özgün katkı olarak sonuçlandı.
Valentino Gerratana’nın “Defterler”in eleştirel baskısının yayınlanmasının ardından Gramsci üzerine yapılan İtalyan araştırmalarından elde edilen filolojik ve tefsirsel içgörüler ile devrimci Marksizmin dogmatik ve mezhepçi olmayan bir yorumunu birleştiren Peter, Gramsci üzerine son derece yenilikçi bir yorum ortaya koydu. Peter, hem bütünsel devlet kavramını vurgulayarak hem de Gramsci’nin praksis felsefesinin radikal yenilikçiliğinde ısrar ederek, Gramsci’yi politik ve entelektüel açıdan devrimci pratiğin tartışmalı meseleleri üzerine kafa yoran militan bir düşünür olarak anladı. Gramsci’yi “rıza olarak hegemonyanın” teorisyeni olarak gören geleneksel yorumların aksine ve Gramsci’nin tarihselciliği ya da reformizmi hakkındaki suçlamaların ötesine geçerek, Peter, Gramsci’nin hapishane araştırma projesinin tüm deneysel zenginliğini ön plana çıkarmayı başardı ve bu projenin devrimci strateji meseleleriyle nasıl yüzleştiğini ortaya koydu. Gramsci Çağı: Felsefe, Hegemonya ve Marksizm adlı eser, Peter’ın Gramsci’nin metnine filolojik sadakati ile siyasi teori tarihine yönelik daha geniş kapsamlı bir yaklaşımı bir araya getirme becerisini ortaya koyarken, devrimci Marksizm gelenekleriyle ilişkili açık stratejik sorulara da sürekli odaklanmayı sürdürdüğünü gösterdi
Peter’ın Gramsci, Marx ve Marksizm üzerine yazıları, ancak onun çalışmalarının yaratıcı ve derinlemesine niteliğini, özellikle de hegemonyanın, dönüşüm olarak özgürleşmeyi hedefleyen deneysel ve pedagojik bir madun politik pratiğine atıfta bulunduğuna dair ısrarını daha da belirgin hale getirecektir. Das Historisch-kritische Wörterbuch des Marxismus ve Dizionario gramsciano’daki maddeleri, örgütlenme meselesi ve modern prens üzerine yazdığı makaleleri, pasif devrim kavramına getirdiği son derece özgün yorum, madun, maduniyet ve tercüme edilebilirlik üzerine yazıları ile 2023 yılında yayımlanan Radical Politics: On the Causes of Contemporary Emancipation başlıklı kitabı, Gramsci’yi yorumlama biçimini çağdaş radikal siyasetle hemhâl etmenin bir yolu olarak kullanmaya yönelik olağanüstü girişimlerdi.
Ancak Peter, sadece bir Gramsci uzmanı olmanın çok ötesinde, kendi kuşağının en özgün siyasi teorisyenlerinden biriydi; siyasi teorilerin tarihine dair derin bilgisini, bu teorilerin günümüzün zorlukları ışığında nasıl yorumlanabileceğine dair keskin bir farkındalıkla birleştiriyordu. Çalışmalarının kapsamı genişti ve sadece Marksizmi değil, aynı zamanda siyasi felsefe ve teorinin daha geniş geleneklerini de içeriyordu.
Bilimsel dehasını, siyasi militanlığa ve onun gerekliliklerine duyduğu saygı ve anlayışla birleştiren Peter, yirmi birinci yüzyılın başlarında ortaya çıkan yeni antikapitalist radikalizmin teoriyle nasıl ciddi bir şekilde ilgilenmesi gerektiğini anlamıştı.
Düşüncesinin özgünlüğü ve yaratıcılığı, Althusser üzerine yazdıklarında, kâr oranının düşüşü üzerine yazdıklarında, Lenin ve ikili iktidar üzerine yazdıklarında, Juha Koivisto ile birlikte yazdığı iletişim ve medya araştırmalarına dair kitapta olduğu kadar, Althusser, çoğul zamansallıklar ve Marx’ın Grundrisse‘sinin bir laboratuvar olarak ele alındığı, ortak editörlüğünü üstlendiği ciltlerde de açıkça görülmektedir. Vaktinden önce vefat ettiği sırada, Leverhulme Trust tarafından finanse edilen ve on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıl İtalyan ve Alman felsefi, toplumsal ve siyasi düşüncesinde “hegemonya” kavramının çevirisinin farklı bağlamlarını, koşullarını ve sonuçlarını inceleyen bir projenin son aşamaları üzerinde çalışıyordu.
Peter’ın nev’i şahsına münhasır bir üslubu vardı; bu üslup sadece yazılarında değil, konferans sunumlarında da belirgindi. Karmaşık, diyalektik ve incelikli olan bu üslup, anlamsal yoğunluğu örnek niteliğinde bir açıklıkla birleştirmeyi başarır, filolojik temellere dayanırdı, ama aynı zamanda benzersiz bağlantılar kurabilirdi.
Peter, araştırmaları sırasında İtalya, Almanya, Finlandiya ve Hollanda’da zaman geçirdi; Maastricht’taki Jan van Eyck Akademisi’nde geçirdiği süre de buna dahildi ve bu deneyim, Althusser üzerine önemli bir ortak derleme kitabının ortaya çıkmasına yol açtı. Her aşamada, teorik ve politik geleneklerle olduğu kadar yerel Marksist çevrelerle de ciddi bir şekilde ilgilendi ve kalıcı bağlar kurdu. 2010 yılında Brunel Üniversitesi’ne geldiğinde –ki burada sonunda profesör ve bölüm başkanı oldu– Peter, erken dönem araştırmalarının önemli bir bölümünü belirleyen istikrarsız koşulları geride bıraktı; ancak bunun yerine, giderek ticarileşen Birleşik Krallık akademik sisteminin baskılarıyla karşı karşıya kaldı.
O, vefatının ardından pek çok kişinin hemen kabul ettiği gibi, cömertlikle donatılmış muhteşem bir öğretmen, danışman ve akıl hocasıydı. Öncelikle dersleri ve makaleleriyle hatırladığımız teorisyenler vardır, ancak Peter aynı zamanda ders sonrası ve sunum sonrası tartışmalarla, paylaştığı içgörülerle, e-posta yazışmalarıyla, cesaretlendirmeleriyle ve yapıcı eleştirileriyle de hatırlanıyor. Alaycı mizah anlayışı ve muhataplarının söylediklerine gösterdiği samimi ilgisiyle, her sohbeti gerçekten de öğretici bir deneyime dönüştürürdü.
Peter elbette araştırmalarından ibaret değildi. 2000’lerin başında doktora tezini hazırlarken Historical Materialism dergisinin Yayın Kurulu’na katıldı ve hem derginin işleyişinde hem de Londra konferanslarında çok önemli bir rol oynayarak, daha sonra Marksizm üzerine en önemli uluslararası akademik tartışma ağı haline gelecek olan bu oluşumun en tanınmış isimlerinden biri oldu. Ayrıca Historical Materialism Kitap Serisi’nde de çok merkezi bir rol oynadı; makale teklifleri topladı, yazarların çalışmalarını geliştirmelerine yardımcı oldu ve bu seriyi İngilizce konuşulan dünyada en önemli Marksist yayın projelerinden biri haline getirdi.
Tarihsel Materyalizm Yayın Kurulu olarak bizim için o hem yoldaşımız hem de dostumuzdu; sadece aylık toplantılarımızın, dergi ve konferans konularına dair bitmek bilmeyen e-postalarımızın ve yazışmalarımızın bir parçası olmakla kalmadı, aynı zamanda konferans ekibinin bir parçasıydı; her Londra Konferansı’nın bitiminden sonra Marlborough Arms Pub’da düzenlenen geleneksel içki buluşmalarında yapılan tartışmaların, anıların ve kahkahaların da bir parçasıydı. Aramızdaki en parlak ışığın neden bu kadar erken söndüğünü hâlâ anlamakta zorlanıyoruz.
Sara Farris ve 12 ile 7 yaşlarındaki iki kızı Mira ve Nadia ile birlikte güzel bir aile kurdular; Peter harika, sevgi dolu ve şefkatli bir eş ve babaydı.
Ölüm, hiç beklenmedik bir anda, onun her zamankinden daha yaratıcı olduğu, yeni projeler üzerinde çalıştığı bir dönemde geldi ve henüz verecek çok şeyi olan bir yaşam serüvenine zamansız ve haksız bir son verdi. Aynı zamanda, bugüne kadar yaptığı çalışmalar şimdiden önemli bir etki yarattı ve önümüzdeki yıllarda da incelenmeye ve tartışılmaya devam edecek.
Bizim için bu kayıp çok büyük ve yasımız derin. Yoldaşımızı kaybettik ve dostumuzu şimdiden özlüyoruz. Önümüzdeki haftalarda ve aylarda, çalışmalarına geri dönerek ve yoldaşlarımızı düşüncelerini paylaşmaya davet ederek anısını onurlandıracağız. Her şeyden önce, onun bizden beklediğine inandığımız şekilde çalışmaya devam edeceğiz: özür dilemeyen bir Marksist olarak, ancak her türlü dogmatizmin ötesinde; iyi teori ve yoldaşça akademik tartışmanın, günümüzün özgürleştirici siyasetine yönelik her türlü çabanın vazgeçilmez unsurları olmaya devam etmesi konusunda inatla ısrar ederek.
Ancak şu anda, düşüncelerimiz ve kalplerimiz Sara, Mira ve Nadia’nın yanı sıra Peter’ın daha geniş ailesiyle birlikte.
(İngilizce aslından çeviren Can Irmak Özinanır)