Umutsuzluk çağında devrimci umuda neden ihtiyacımız var?

Bloch’un “somut, gerçek umudu”, belirsiz vaatlere veya safdilliğe değil, gerçek olasılıklara dayanan bir umuttur.

Sosyalistler için umut, kolektif değişimin mümkün olduğu duygusuna dayanır.

Umut, İngiltere’de iktidarda bulunan İşçi Partisi’nin yeni sloganı. Parti konferansındaki her konuşmacı bize “umut geri döndü” dedi. Andy Burnham ise “her kalpte umut” istiyor.

Çoğu insan işlerin düzeleceğine inanmak için can atıyor. Ancak bizimki kadar üretken bir toplumda, faturalarımızdan birkaç kuruş indirim veya yaşlılar için birkaç saat daha fazla bakım beklemekten daha fazlasını umut etmeliyiz.

Bu son derece sınırlı umut bile yalnızca iyi niyetle sürdürülemez. Bir politikacının vaatlerine dayanan umut, hızla tehlikeli bir umutsuzluğa dönüşebilir.

Gerçek umut, dünyayı değiştirmek isteyen herkes için son derece önemlidir.

Marksist filozof Ernst Bloch, 1930’ların sonlarında, sosyalistlerin Avrupa’da faşizmin yükselişiyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde The Principle of Hope (Umut İlkesi) adlı eserini yazdı. Böyle zamanlarda, sosyalistlerin umutlu kalabilmeleri için bir temel oluşturmak, tecride ve zulme karşı radikal bir tepkiydi.

Bloch, dini ve siyasi liderlerin halkı yatıştırmak ve boyun eğdirmek için umutla ilgili basmakalıp sözler kullandıklarını açıklıyordu.

Bloch, “Her aldatmaca, etkili olabilmesi için, gönül okşayan ve yozlaşmış bir umutla birlikte işlemelidir,” diye yazmıştı.

Bloch’un “umut mimarisi”, şeylerin geçmişte değiştiği ve gelecekte de değişeceği duygusuna dayanıyordu. Tarih önceden belirlenmiş değildir ve toplum insan eylemleriyle şekillendirilebilir.

Bloch, “Dünyayı değiştirmeye ve bu değişim arzusunu beslemeye yönelik düşünme biçimi, geleceği bir utanç kaynağı ve geçmişi bir büyü gibi görmekten kurtulabilir” diye yazmıştı.

Geçmişteki hareketlerin başarılarından ve başarısızlıklarından ders çıkarabiliriz. Ve tarihle olan bu etkileşim sayesinde, sosyalist bir gelecek tasavvur edebiliriz.

Yenilgiyle nasıl başa çıktığımız gerçekten önemlidir; ne de olsa, çok sayıda yenilgi yaşıyoruz. Her yenilgi analiz edilmeli ve anlaşılmalıdır. Ancak bir kampanyanın, grevin veya ayaklanmanın yenilgisi, değişim mücadelesini baltalamamalıdır. Martin Luther King’in yazdığı gibi, “Sınırlı hayal kırıklığını kabul etmeliyiz, ancak sonsuz umudu asla kaybetmemeliyiz.”

Sosyalistler, kapitalizmin yol açtığı sürekli direniş eylemlerinde birçok umut kaynağı bulabilirler.

Yazar Rebecca Solnit umudu, Katrina Kasırgası ve Grenfell Kulesi yangını gibi korkunç felaketlerden sonra insanların birbirlerine yardım etmek için bir araya gelmelerinde görüyor.

“Bir felaket, getirdiği yıkım, sergilenen doğaçlama çözümler, üstlenilen yeni roller ve her şeyin artık mümkün olduğu tedirgin edici veya heyecan verici hissiyatıyla birlikte, bir devrime çok benziyor,” diye yazıyor.

Umut yalnızca bir başlangıçtır. Eylemin yerini tutamaz, ancak eylemin temeli olabilir. Sosyalistler için umut, kolektif değişimin mümkün olduğu duygusuna dayanır.

Brezilyalı Marksist ve eğitim felsefecisi Paulo Freire, Pedagogy of Hope (Umudun Pedagojisi) adlı eserini 1992’de yazdı.

Şu konuda haklı olarak ısrar ediyordu: “Asgari düzeyde bir umut olmadan mücadeleye başlayamayız bile. Ama mücadele olmadan umut dağılır, yönünü kaybeder ve umutsuzluğa dönüşür. Ve umutsuzluk trajik bir çaresizliğe dönüşebilir.”

Umutsuzluk sadece kişisel bir trajedi değil, aynı zamanda siyasi bir tehdittir. Bloch, sahte umudun “insanlığın en büyük kötülük severlerinden biri” olduğu, ancak gerçek umudun ise “insanlığın en özverili iyilik severlerinden” biri olduğu uyarısında bulunmuştu.

Bunun nedeni, sahte umudun hızla hüsran ve öfkeye yol açabilmesidir. Politikacılar değişim umutlarını körükleyip ardından bu umutları gerçekleştirmeyi reddettiklerinde, insanlar aşırı sağcı demagoglara yönelebilirler.

Rus devrimci ve anti-faşist Leon Troçki’nin yazdığı gibi, eğer sosyalist partiler “devrimci umudu” temsil ediyorsa, faşizm “karşı devrimci umutsuzluğun” partisidir.

Bloch’un “somut, gerçek umudu”, belirsiz vaatlere veya safdilliğe değil, gerçek olasılıklara dayanan bir umuttur.

Öfke insanları harekete geçirebilir. Ancak umut, öfkenin belirli nedeninin ötesine, farklı bir gelecek olasılığına işaret edebilir.

Hayatlarımızın daha iyiye gideceğine ve çocuklarımızın hayatlarının bizimkinden daha iyi olacağına dair umutlu olmalıyız.

Şiddetten, angaryadan, yabancılaşmadan ve eşitsizlikten arınmış bir toplum inşa edebileceğimize dair umudumuzu koruyoruz. Ancak tek başına umut yeterli değildir; istediğimiz değişimi elde etmek için mücadele de etmeliyiz.

Judy Cox

(Socialist Worker)

son yazıları

Paris’te dolaşan hortlak: Komün
Gizli Ajan: Diktatörlüğün sıradan yüzü
İklim krizinin çözümü sistemi değiştirmekte

ilginizi çekebilir

gettyimages-1308621446
Paris’te dolaşan hortlak: Komün
gizli-ajan-dinleyen-kulaklar
Gizli Ajan: Diktatörlüğün sıradan yüzü
indir
İklim krizinin çözümü sistemi değiştirmekte