İklim çöküşünü durdurmak zorundayız

3,3 milyardan fazla insan yüksek veya çok yüksek iklim kırılganlığına sahip ülkelerde yaşıyor.

2700 kişi öldü

İngiltere ve Galler’de Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında 2.700’den fazla kişinin sıcağa bağlı nedenlerle hayatını kaybettiği düşünülüyor. Ölenlerin yüzde 42’sinin, fosil yakıt kullanımına bağlı ısınmanın yol açtığı aşırı sıcaklık sonucu öldüğü tahmin ediliyor. 

“Hiper El-Nino”

El Nino, Ekvatoral Pasifik Okyanusu’nun orta ve doğu kesimlerinde meydana gelen ısınma olgusu. Bu olay birkaç yılda bir tekrarlanır ve sıcak (El Niño) ile soğuk (La Niña) aşamaları arasında geçiş gösteren, “El Nino Güney Salınımı” olarak adlandırılan doğal bir döngünün parçası. Isınmanın 2 °C’ye ulaştığı veya aştığı El Nino olayları “süper” olarak tanımlanır; ancak bu yıl 4 °C’yi aşacağı öngörülen bu olay o kadar büyük ki, “hiper” terimi daha uygun olabilir.

El Nino bu yılın ilerleyen aylarında zirveye ulaşıp yavaş yavaş zayıfladıkça, Güney Amerika’nın batı kıyıları ve ABD’nin batı kesimlerinde şiddetli yağmurlar, ciddi sel felaketleri ve heyelanlar beklenebilir. Bu arada Amazon, Güney ve Güneydoğu Asya ile Avustralya’nın büyük bir kısmında sıcak dalgaları, kuraklık ve orman yangınları gündemdeki konular olacak.

Özellikle Kaliforniya, en kötüsüne hazırlanıyor; bunun başlıca nedeni, geçmişteki süper El Nino olaylarının eyalet tarihinin en yağışlı dönemlerinden bazılarına yol açmış olmasıdır.

5130 kişi kayıp

Nepal’de Himalayalar’da sıcaklıkların yükselmesi buzulların gerilemesine ve yüksek rakımlardaki donmuş zeminin, yani permafrostun zayıflamasına neden olarak büyük bir yıkıma neden oldu. Bilim insanlarının tahminlerine göre çöken kaya ve buz kütlesinin hacmi 50-100 milyon metreküp düzeyindeydi. Felaketin yıkıcı gücünü yalnızca su oluşturmadı. Suyun içine karışan devasa miktardaki kaya, toprak ve buz, akışı ağır ve yüksek enerjili bir enkaz seline dönüştürdü. Dar kanyonlarda su seviyesi normal yatağın 70 metre üzerine çıktı. Aşağı vadilerde su sadece 30 dakika içinde 9 metre yükseldi. 7.500 konut tamamen yıkıldı, 20.000’den fazla yapı ağır hasar gördü. Rasuwa ve Nuwakot’taki nehir kıyısı köyleri metrelerce çamur altında kalarak silindi. 15 Eylül itibarıyla Nepal tarafında 1.386 kişi hayatını kaybetmiş, 5.130 kişi ise hâlâ kayıp olarak bildiriliyor. Çin’in Tibet bölgesinde de 43 kişi hayatını kaybetti ve 519 kişi kayıp. Bir avuç dolar milyarderi fosil yakıtçının gözü dönmüş kâr hırsının kurbanı Nepal ve Tibet’te yaşayan insanlar ve tüm canlılar oldu.

İşgal ve iklim

2024 yılında Guardian’a röportaj veren yerinden edilmiş bir Filistinli şunları söylüyordu: “Her yerde kirlilik var. Havada, yıkandığımız suda, içtiğimiz suda, yediğimiz yemekte, etrafımızı saran alanda.”8 Haberde deniz ve toprakta kanalizasyon kirliliği ile mühimmat ve yıkılan binalardan kaynaklanan su ve toprak kirliliğine, asbest, kanalizasyon ve diğer toksik maddelerin toprağa ve suya sızmasına atıfta bulunuluyor. Altyapıya verilen zarar, nüfusun kanalizasyon arıtma ve atık toplama işlemlerini yönetememesine yol açtı. İsrail soykırımcı işgalle Gazze’de tarımı yok etti ve kıtlık daha da şiddetlendi. 2014’ten beri sınırın İsrail tarafında uçan uçaklardan hava yoluyla herbisitler Gazze’ye püskürtülüyor ve mahsullere kasıtlı olarak zarar veriliyor. Gazze’de Filistinlilerin kendi yiyeceklerini üretme yeteneğinin yok edilmesi, dışarıdan yardıma bağımlılığı daha da artırıyor, Gazze’de yardım kuyruğunda bekleyenlerin kasıtlı olarak şiddete maruz kalması ölümcül sonuçlar doğuruyor. Yaklaşık 100 bin Filistinli zeytin endüstrisine ekonomik olarak bağımlıdır ve hasat zamanları genellikle çiftçiler ve geniş aileleri için sosyal bir buluşma fırsatıdır. Bu nedenle İsrail’in zeytin ağaçlarını kasıtlı ve devam eden yıkımı, insanların direncini kırma girişiminin bir parçası olarak anlaşılabilir. İsrail devleti 1967’den beri en az 800 bin zeytin ağacını yok etti. İsrail’in saldırısının ilk 15 ayında gezegeni yok edici karbon emisyonu üretimi dünyanın en yoksul 100 ülkesinden daha fazla. İsrail’in tek başına askeri kaynaklı sera gazı emisyonları, Filistin’in her tür amaç için yarattığı emisyonların tamamından fazla. 

İklim krizi kapitalistlerin ürünü, bedelini yoksullar ödüyor

IPCC’ye göre sel, kuraklık ve fırtınalardan kaynaklanan ortalama ölüm oranı, çok yüksek kırılganlığa sahip ülkelerde, çok düşük kırılganlığa sahip ülkelere kıyasla yaklaşık 15 kat daha yüksek. 3,6 milyar kişi düşük ve alt-orta gelirli ülkelerde yaşıyor. Dünyanın en yoksul yüzde 50’si yaklaşık 3,1-3,5 milyar insanla birlikte küresel tüketim kaynaklı emisyonların yalnızca yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Buna karşılık en zengin yüzde 10, küresel tüketim emisyonlarının yaklaşık yarısından sorumlu. 2019 verilerine göre en zengin yüzde 1’in emisyonları, dünyanın en yoksul yarısının toplam emisyonlarının iki katından fazla. ILO’ya göre dünya çapında 2,41 milyar işçi, yani çalışanların yaklaşık %71’i, çalışma sırasında aşırı sıcaklığa maruz kalıyor. Aşırı sıcak, yalnızca rahatsızlık yaratmıyor; iş kazalarını ve ölümleri de artırıyor. Sadece 2020 yılında aşırı sıcaklara bağlı olarak 22.85 milyon iş kazası, 18.970 iş cinayeti gerçekleşmiş. Bu nedenle iklim krizi sınıfsaldır.


Onlar bir avuç biz milyonlarız

14 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek alternatif Halkların İklim Zirvesi (HİZ) toplumsal muhalefet açısından kritik bir mücadele alanı sununuyor. 14 Kasım Antalya mitingi ekoloji ve sınıf mücadelesini buluşturan en geniş kitlesel eylemlerden birisi olacak. HİZ öncesinde, 14 Kasım’dan önceki 3 gün boyunca Antalya’da Uluslararası Enerji Demokrasisi Zirvesi gerçekleştirilecek.

“Kâr İçin Değil, Kamusal Yol” ana temasıyla toplanacak olan bu ön zirve enerji sektörünün yüzde100 kamusal yatırımlarla kamulaştırılmasını ve güvenceli/sendikalı istihdamı savunan 45 ülkeden 140 sendikanın bileşeni olduğu bir ağ tarafından örgütleniyor. Ağın Antalya buluşmasına Asya, Afrika ve Latin Amerika’dan yoğun sendikal katılım sağlanacaktır. Filistin’den Batı Şeria delegasyonu ile Gazze/Refah hattından petrokimya sendikacılarının zirveye katılımı organize edilecek. Türkiye’den çeşitli sendikalar zirveye katılacak.

Bu zirvenin hemen ardından büyük yürüyüş gerçekleşecek. İklim çöküşüne, kar-savaş ve fosil yakıt çılgınlığıyla bildiğimiz dünyanın sonunu getiren bu kapitalist yıkım mekanizmasına karşı Halkların İklim Zirvesi büyük bir yürüyüşle yanıt verecek. 

Bizler, sendikalılar, işçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, iklimi değil sistemi değişti diyenler ve işgal altında iklim adaleti olmayacağını bilenler, hayvan özgürlüğünden yana olanlar yürüyüş içinde geniş bir Antikapitalist kortejde bir araya geleceğiz. 1990’ların ortalarından beri söylediğimiz gibi, biz bu dünyayı değiştirebiliriz. “Onlar bir avuç biz milyonlarız.”

Geniş bilgi için: 0 537 731 59 89

son yazıları

Herkes mutlu olsun: Pluribus, aile ve farklılığın sonu
Madrid'de bir tahliye, küresel bir kriz: Barınma
İklim çöküşüne karşı çok sesli, çok dilli festival

ilginizi çekebilir

1362492-30250886
Herkes mutlu olsun: Pluribus, aile ve farklılığın sonu
643e99e2629050
Madrid'de bir tahliye, küresel bir kriz: Barınma
iklimfest bildiri_Sayfa_1
İklim çöküşüne karşı çok sesli, çok dilli festival