Starbucks’ı nihayet 12.000 sendikalı baristasıyla toplu sözleşme imzalamaya zorlamak umuduyla, Starbucks İşçileri Sendikası boykot çağrısında bulundu. Bireylerin yanı sıra örgüt ve sendikalardan da bu kahve devinden alışveriş yapmayı bırakmalarını istiyorlar.
Geçtiğimiz Kasım ayında gerçekleştirdikleri en büyük ve en uzun grevin ardından, sendikalı Starbucks çalışanları, şirketin bir an için pazarlığa hazır göründüğünü, ancak daha sonra tekrar ayak diretmeye başladığını söylüyor. Sendika şimdi baskıyı artırmak için ülke çapında bir boykot çağrısında bulunuyor. (Timothy A. Clary / AFP via Getty Images)
Toplu Sözleşme yok mu? Öyleyse Sendika binasında Starbucks kahvesi de yok!
Starbucks’ı nihayet 12.000 sendikalı baristasıyla toplu sözleşme imzalamaya zorlamak isteyen Starbucks İşçileri Sendikası, 25 Ağustos’ta bu kahve zincirine karşı boykot ilan etti. Bireysel müşterilerin yanı sıra, kuruluşlardan ve sendikalardan da, toplu sözleşme imzalanana kadar kahve devini desteklemeyi bırakmalarını, ikram ve sponsorluklardan kaçınmalarını istiyorlar.
AFL-CIO zaten boykota katılmıştı ve 25.000 üyeli Chicago Öğretmenler Sendikası da 26 Ağustos’ta boykot kararı almıştı.
Starbucks İşçileri Sendikası üyeleri, şirketin 550 haksız iş uygulaması suçlamasını çözmesini ve müzakere masasına iyi niyetle oturmasını talep ederek geçen Kasım ayında şimdiye kadarki en büyük ve en uzun grevlerini gerçekleştirdi. Yüz şehirde üç bin barista greve katıldı ve bazı yerlerde grev Ocak ayına kadar sürdü. Müşterilerden Starbucks telefon uygulamalarını silmelerini ve tüm şubeleri ziyaret etmekten kaçınmalarını istediler.
Baristaların söylediğine göre şirket bir an için pazarlık yapmaya hazır görünse de, daha sonra tekrar oyalama taktiğine geri döndü. Colorado, Greeley’de beş yıldır barista olarak çalışan Campbell Marusa, “Bunun yanlarına kalacağına inandıkları sürece ayak diremeye ve oyalama taktiklerine devam edecekler” diyor.
Grevler ara ara devam etti. 15-16 Ağustos tarihlerinde Kaliforniya, Missouri, Tennessee ve Pennsylvania’daki işçiler iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. İş bırakma eylemleri, şubelerin satışları artıran ve işçileri yorgun düşüren karmaşık, çok renkli bir içecek olan Unicorn Frappuccino’yu kısa süreliğine satışa sunduğu hafta sonuna denk geldi. Baristalara o hafta sonu çalışmaları gerektiği ve acil durumlar dışında izin alamayacakları söylendi.
Nashville’de baristalar, şirketin Temmuz ortasında piyasaya sürdüğü ve kolayca havaya karışarak solunduğunda çalışanlarda boğaz ağrısı, öksürük ve baş ağrısına neden olan yeni bir karıştırma tozu hakkında alarm vermek için 15 Ağustos’ta iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.
Starbucks baristaları yaklaşık beş yıldır ilk toplu sözleşmeleri için mücadele ediyor. İşçiler, 2021’in sonlarında New York, Buffalo’da sendika seçimlerini kazanarak örgütlenme dalgasını başlattılar. O zamandan beri, 700’den fazla şube sendikalı olmak için oy kullandı ve Uluslararası Hizmet Çalışanları Sendikası’nın İşçi Sendikası bölümüne katıldı; ancak bu, şirketin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 16.000 şubesinin hala yüzde 5’inden azını temsil ediyor.
Sendikanın yayılmasını engellemek için şirket, ABD tarihinde en fazla sayıda haksız iş uygulamasına imza attı ve 550 dava halen çözüme kavuşturulmayı bekliyor. Yönetimin belgelenmiş yıldırma taktiklerine rağmen, sendika ayda birkaç şube daha ekleyerek büyümeye devam ediyor.
Her zaman üç
Toplu sözleşmedeki en önemli talep, personel eksikliğiyle ilgili. Çalışanlar sahada her zaman en az üç kişi çalışmasını istiyor. Öte yandan, şirketin yaygın uygulaması olan sürekli çok sayıda yeni personel alıp bunları haftada 10-15 saat gibi kısa vardiyalarla çalıştırıyor. Oysa çalışanların sağlık sigortası gibi hakları elde etmeleri için haftada 30-40 saat çalışmaları gerekiyor. Mevcut baristalar ise sürekli yeni çalışan alıp vardiyaların bölünmesi yerine boş saatlerin kendilerine verilmesini ve böylece sağlık sigortası ve diğer haklara sahip olmayı talep ediyorlar.*
Greve giden Nashville Şubesi Baristası Baylor Baucom, Nashville Banner’a yaptığı açıklamada, şubede bazen sadece iki çalışan bulunduğunu söylüyor. “Bence bu kabul edilemez, çünkü şubemizde çok farklı pozisyonlar var; içecek hazırlamak, yemek yapmak, sipariş almak, arabaya servis siparişlerini almak gibi.”
Uzun süredir barista olarak çalışan birçok kişi, son beş yılda personel sayısının kötüleştiğini belirtiyor. Marusa, “Çalışma koşulları ve yemek servisi kötüleşirken fiyatlar yükseliyor” diyor. Birçok çalışan, daha fazla çalışmaya müsait olsalar bile, yöneticilerin çalışma saatlerini sosyal haklardan yararlanmak için gereken minimum çalışma saati sayısının altında tuttuğunu bildiriyor.
Marusa, Greeley’deki bir iş arkadaşının sürekli daha fazla çalışma saati istediğini, ancak verilen çalışma saatlerinin minimumda tutulduğunu söylüyor. Marusa, “Şube Müdüründen daha fazla çalışma saati istedikten sonra, Müdürün ona parasını nasıl bütçeleyeceğini planlamasına yardımcı olacak kaynaklar olduğunu söyledi,” dedi. “Ona verilen çalışma saatleriyle ayda 800 dolardan az kazanıyor. Sorun bu kazancını nasıl bütçeleyeceği değil; kendisine verilen çalışma saatlerinin sürekli olarak yetersiz olmasıdır.”
Sendika örgütlenmeye başladığından beri ücretler iyileşti, ancak kırk üç eyalette başlangıç ücretleri hala 16 doların altında. Sendika, saatte 17 dolar başlangıç ücreti ve yıllık yüzde 4 zam talep ediyor.
Yorucu tempo, kızgın müşteriler
İş yükü için yeterli personel olmadığı için baristalar, işlerini yorucu bir tempoda hızlandırmak zorunda kaldıklarını, müşterilerin ise uzun bekleme süreleriyle karşı karşıya kaldığını söylüyor. Müşterilerin yaşadığı hayal kırıklığı çalışanlar tarafından giderilmeye çalışılıyor.
Marusa, “Şubemizdeki herkes, ‘iş gücü bütçemiz’ nedeniyle tercih ettikleri saatlerden daha az çalışmak zorunda kalıyordu,” diyor. Bu nedenle, çalışanlar gerekli saat sınırının altına düşmemek için hastalık izni alamıyorlar.
Marusa’nın anlattığına göre, Haziran ayında bir müşteri tarafından itilip tekmelenen bir iş arkadaşı hastaneye kaldırılmak zorunda kaldı. “Kaburgaları ezilmişti ama ertesi gün işe geldi.” Marusa, izin alamadığı için değerli çalışma saatlerini kaybedeceğini ve işten çıkarılma riskinin bulunduğunu söylüyor.
İşçiler, toplu sözleşmede sağlık ve güvenlik konularının ele alınmasını, bu önlemlere, müşteriler tarafından yapılacak saldırılara karşı koruma önlemlerinin de dahil edilmesini istiyorlar. Daha güçlü bir personel kadrosunun saldırı olasılığını azaltacağını belirttiler.
Baucom, Banne gazetesine verdiği demeçte, “Bu durum bazen gerçekten ruh sağlığınızı etkiliyor,” diyor, “çünkü personeliniz yetersiz, daha hızlı gitmeniz gerektiği söyleniyor ve sonra bir müşteri çok uzun süre beklediği için size bağırıyor.”
Bir diğer sorun da her bardağa neşeli ve kendiliğinden bir şeyler yazma zorunluluğu. Bunu yapmayan çalışanlar disiplin cezasıyla karşı karşıya kalıyor. Bir çalışan Reddit’te “teslim uçağına konulan bardaklara gerekli işaretleri koymadığı için” işten çıkarıldığını yazdı. Bir diğeri ise şöyle yanıt verdi: “Vardiyadayken bir çalışanın işe gelmemesi, barda destek olmam ve daha bir sürü başka iş yaparken müdürümün yanıma gelip ‘bardaklara yazı yazmamak için hiçbir mazeret olmamalı’ demesi beni en çok sinirlendiren şey.”
“Alçıpan tozunu solumak”
Ağustos ortasında, Starbucks’ın soğuk içeceklerde kullanılan ve birçok baristanın solunum yolu semptomlarıyla hastalanmasına neden olan yeni Blending Powder Beverage Mix ürününü piyasadan çekmesiyle sendika önemli bir zafer elde etti. Birçok kişi, toz hakkındaki tepkilerini sosyal medyada paylaştı.
Sendika, Illinois Üniversitesi Tıp Merkezi’nde görevli İş Sağlığı Profesörü Peter Orris’ten tozun içeriklerini değerlendirmesini istedi. Orris, içeriklerden üçünün (arap zamkı, ksantan zamkı ve amorf silika) solunduğunda solunum sorunlarıyla ilişkili olduğunu tespit etti. Ürünün kullanımı sırasında maske takılmasını, özel havalandırma ve özel temizlik prosedürleri uygulanmasını önerdi. Sağlık sorunları yaşayan işçilerin ürünü kullanmaktan kaçınması gerektiğini de belirtti.
Baristalar, ürünün piyasadan çekilmesini kutlamak için sosyal medyaya akın ederek, “Artık alçı tozu solumak yok!!”, “Sonunda soğuk kahvede nefes alabiliyorum” ve “Şükürler olsun, astımım nüksetmişti… Beni çok kötü etkiliyordu, ama işyerinde bu konuda bir şey söylemekten çekiniyordum” gibi yorumlar yaptılar.
Marusa, boykotu örnek göstererek, “Baskıyı artırmamız gerekiyor” diyor. Sendikaları ve diğer kuruluşları, “Starbucks’tan bağımsız bir kuruluş oluşturmak ve topluluk üyelerini Starbucks’ı boykot etmeye teşvik etmek “ için bir karar çıkarmaya çağırdı.
Jenny Brown
(Labor Notes)