Nepal’deki büyük sel, iklim değişikliğinin sonuçlarına dair bir uyarı niteliğinde

Martin Empson, değişen su seviyelerinin bildiğimiz yaşamı nasıl tehdit ettiğini açıklıyor.

Çin-Nepal sınırındaki Gyirong Limanı’nı vuran sel.

Nepal sınırında meydana gelen korkunç sel felaketi yüzlerce, muhtemelen binlerce insanın ölümüne neden oldu.

Kesin nedeni henüz bilinmemekle birlikte, bir buzul çökmesinin sorumlu olması muhtemel görünüyor.

New Scientist dergisi, eriyen karların devasa bir buzulun zayıflamasına ve buzulun vadinin bir kilometre kadar içine yuvarlanarak büyük bir heyelana ve sele neden olduğunu bildirdi. Eğer bu doğruysa, felaket doğrudan iklim değişikliğiyle bağlantılıdır.

Bu son felaket, iklim değişikliğinden kaynaklanan, yeterince takdir edilmeyen ve çoğu zaman göz ardı edilen bir tehdidi gözler önüne seriyor.

Jeolog ve İklim Bilimci Profesör Bill McGuire, yakın zamanda yayımlanan “Dünyanın Kaderi” (The Fate of the World) adlı kitabında, ısınan dünyamızın geleceğinin, jeolojik geçmişteki gezegensel değişimler üzerinden nasıl anlaşılabileceğini inceliyor.

Ancak küresel ısınmanın, felaketlere yol açabilecek beklenmedik jeolojik değişikliklere nasıl neden olabileceğini de açıklıyor.

Daha sıcak bir dünya, ısıyı iklim sistemlerinde hapseder. Bu da daha yoğun ve tahmin edilemez hava olaylarına, örneğin daha çok sayıda ve daha şiddetli kasırgalara yol açar.

Ancak daha az belirgin ve ölümcül olabilecek sonuçlar da vardır. Donmuş su çok yoğundur ve buzullar ile buz örtüleri muazzam bir ağırlığa sahiptir. Bu buz eridiğinde, Dünya yüzeyinden ağırlık açığa çıkar ve büyük miktarda kayanın hareket etmesine neden olur.

Son buzul çağında buzullar Kuzey Kutbu’ndan güneye doğru genişlediğinde, ağırlıkları Dünya yüzeyini aşağı doğru itti. Buzulların 11.000 yıl önce geri çekilmesine rağmen, Dünya yüzeyinin eski haline dönüşü halen devam ediyor.

Sonuç olarak, İskandinavya bugün yılda yaklaşık 10 milimetre yukarı doğru hareket ediyor. İnsan ölçeğinde küçük, ancak jeolojik ölçekte çok büyük bir miktar.

Benzer şekilde, buzların erimesiyle Dünya’nın hareket etmesi sonucu, dünya genelindeki dağ sıralarındaki değişiklikler de büyük değişimlere yol açabilir.

Himalayalar, And Dağları ve Alpler gibi yerlerde, buzların erimesi, malzeme hareketlerine bağlı olarak daha geniş çaplı değişikliklere yol açabilir.

Genellikle bunlar küçük toprak kaymaları olur, ancak bazen çok büyük miktarlarda malzeme açığa çıkar.

Eriyen sular, kayalar arasındaki fay hatlarını kayganlaştırarak muazzam kuvvetlerin açığa çıkmasına ve depremlere neden olabilir. Hatta şiddetli yağmurlar bile kayaları yerinden oynatacak kadar su bırakabilir.

İklim değişikliği ve jeolojik değişiklikler arasındaki bu bağlantılar ilk bakışta mantıksız görünebilir. İklim değişikliğini genellikle hava durumuyla ilişkilendiririz. Ancak gelecekte insanları koruyabilmek için daha geniş jeolojik sonuçların anlaşılması gerekmektedir.

Bir örnek, olası trajedi konusunda bizi uyarabilir. Bill McGuire, Tacikistan’daki Sarez Gölü’ndeki “Gerçekten Demoklesvari tehdit”i anlatıyor. Orada, 17 milyar ton buzlu su içeren devasa bir göl, 1911’deki bir heyelan sonucu oluşan doğal bir baraj tarafından tutuluyor. Bu, dünyanın en yüksek barajı, ancak civarında erimekte olan 900 kadar buzul var ve bu da daha fazla deprem ve heyelan tehdidi oluşturuyor.

Dünya ısındıkça, bunlardan birinin heyelana neden olarak barajı çatlatacak kadar suyu yerinden oynatma ve Sarez Gölü’nün suyunu serbest bırakma olasılığı vardır.

1968’de meydana gelen benzer bir heyelan, gölde iki metrelik dalgalara yol açmıştı. Barajın bugün yıkılması durumunda, etkileri ölçülemez boyutlarda olacaktır.

McGuire, selin 1400 kilometre uzaklıktaki 182.000 nüfuslu Termez şehri kadar uzak bir yere ulaştığında bile yine de iki katlı bir bina yüksekliğinde olacağını söylüyor. Böyle bir durumda on binlerce insan ölecektir.

Ne yazık ki, dünyada muhtemelen daha küçük olsa da yüzlerce benzer tehdit daha var. Bu hafta Nepal’de yaşanan dehşet bunun sadece bir örneği.

İhtiyaç duyulan şey, bu tür potansiyel felaketleri önleyebilecek veya en azından etkilerini azaltabilecek acil bir programdır. Bu, barajlar ve köprüler gibi kritik altyapıların acil durum incelemelerine ve gerektiğinde yenileme ve onarıma para harcanmasını gerektirir.

Uyarı ve izleme sistemleri kurulmalı ve güncellenmelidir. Yeni acil durum çalışanları yetiştirmeli ve işe almalıyız. İngiltere’deki orman yangınlarının gösterdiği gibi, dünyada yangın söndürme ekipmanı ve eğitimli itfaiyeci sayısı kritik düzeyde yetersizdir.

Bunların yanında, fosil yakıt kullanılmasını ve daha fazla çıkarılmasını durdurmak için acil bir programa da ihtiyacımız var.

Andy Burnham’ın Kuzey Denizi’nde daha fazla petrol ve doğalgaz çıkarılmasına yeşil ışık yakmasına izin verilmemelidir. Bugün salınan her bir karbondioksit molekülü, gelecekteki durumu daha da kötüleştiriyor.

Her sel veya yangını önleyemeyiz, ancak bugünden itibaren alınacak hızlı önlemler, geçmişteki emisyonların sonucu olarak kaçınılmaz hale gelen felaketlerin etkilerini azaltabilir.

21. yüzyıl, muazzam bir felaketler yüzyılı olmaya doğru gidiyor. Fosil yakıt kârlarının yaşamın ve ölümün belirleyicisi olmadığı bir topluma geçiş yaparak, bu yüzyıla hazırlanmak için toplumu kökten yeniden yönlendirmemiz gerekiyor.

(Socialist Worker)


Bu makalenin yazarı Martin Empson, Z Yayınları tarafından Türkçe’ye çevrilerek basılan “İklimi Değil Sistemi Değiştir” kitabının editörüdür. Kitabın editörü Martin Empson, Açık Radyo kurucusu Ömer Madra ve kitabın Türkçe editörü Tuna Emren’in katılımıyla gerçekleştirilen tanıtım podcast’ine aşağıdaki bağlantıdan ulaşıp abonelik gerekmeksizin dinleyebilirsiniz:. Tıklayın.

son yazıları

83. Venedik Film Festivali’nde Kuir Aslan adayı filmler açıklandı
Bağımsız Maden İş: “Madenciler kazandı, işçiler kazandı!”
DSİP: Gökay Çakır’a ve Başaran Aksu'ya özgürlük!

ilginizi çekebilir

images (34)
83. Venedik Film Festivali’nde Kuir Aslan adayı filmler açıklandı
maden-iscileri-17-gundur-surdurdukleri-eylemi-20182456_5963_amp
Bağımsız Maden İş: “Madenciler kazandı, işçiler kazandı!”
dsip gorsel
DSİP: Gökay Çakır’a ve Başaran Aksu'ya özgürlük!