100 işçi itildi, kakıldı, zorla polis araçlarına bindirildi. Ve geceyi emniyette geçirdikten sonra sabah saatlerinde serbest bırakıldılar. İşçilerin üyesi olduğu Bağımsız Maden İş Sendikası çağrısını tekrarladı: “Ödenmemiş alacaklarımızı almak için yine Enerji Bakanlığı önündeyiz, tüm sendikaları dayanışmaya çağırıyoruz.”
Bağımsız Maden İş’te örgütlü işçiler bahardan bu yana Ankara’ya yürüyor ve eylemler yapıyor. Bu eylemler sonucu 15-18 aydır ödenmeyen maaşların ve tazminatların önemli bir bölümünü geri aldılar. Fakat hâlâ alacakları var.
Enerji Bakanlığı önüne gidiyorlar çünkü bu bakanlıkla birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının garantörlüğünde, Yıldızlar SSS Holding’in kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yıldız ile sendika arasında 27 Nisan günü bir protokol imzalanmıştı. Protokole göre işçilerin alacakları ödenecekti.
Fakat verilen sözler tutulmadı. Maden işçileri Haziran ayında tekrar Ankara’ya geldi ve bakanlıklardan garantör oldukları bu protokolün uygulanmasını talep etti. Fakat yine kalan alacaklar verilmedi.
Her iki seferde darp edildiler, gözaltına alındılar. Ama vazgeçmediler.
Kalan alacakları için Ağustos’ta tekrar Ankara’ya geldiler ve şimdi eylemlerini Enerji Bakanlığı önünde sürdürmekteler.
Halkın çoğunluğu maden işçilerinden yana. Talepleri son derece haklı ve meşru. Anayasal haklarını kullanıp barışçıl eylem yapıyorlar. Fakat bir türlü alacaklarını tam olarak alamıyorlar.
Ağustos 2026 itibarıyla Eti Gümüş’te (Elazığ) 176 işçinin yaklaşık 1,5 yıldır birikmiş maaşları, kıdem ve ihbar tazminatları ile zorunlu “ücretsiz izin” dönemlerine ait yatırılmayan ücretleri ödenmemiş durumda.
Eskişehir’deki Doruk Madencilik işletmesinde çalışanların kıdem tazminatı, birikmiş ücretsiz izin hakları ve sigorta primlerinin bir kısmı hâlâ ödenmedi. Bu rakamın 50 milyon liraya tekabül ediyor. AKP’li holding sahibi Sebahattin Yıldız bu parayı kolayca ödeyebilir. Fakat ödemiyor.
Ödemiyor çünkü Yıldızlar SSS Holding sahibi bir AKP’li ve özelleştirme ihaleleri ile ihya edilmiş bir patron. Öyle böyle değil. Türkiye’de ruhsatlı özel maden sayısı 12 bin. Bunlardan 2 bin 364 tanesinin ruhsatı Yıldızlar SSS Holding grubunda. Yani bu holdingin patronu büyük bir servete sahip. Bu serveti işçilerin alın teriyle elde etti, fakat maaş ve tazminat ödemekten imtina ediyor. Gerekçe: “Paramız yok.” Bu kocaman bir yalan.
Holding neden işçilerin alacaklarının tamamını ödemeye yanaşmıyor? Alacakları adeta gasp eden patron, bu madenlerde çalışan işçilerin mücadeleyle kazanmalarını istemiyor. Çünkü bu, diğer madenlerdeki işçilere örnek olacak.
Doruk Madencilik işçilerinin direnişi 2026 yılına damgasını vururken Ankara’da mücadele eden işçiler, birçok başka şehirdeki madencilere örnek olup eyleme geçmelerine yol açtı.
Patronların partisi AKP, işçilerin mücadelesini bastırmak istiyor ve kendi imzaladığı protokolün arkasında durmayıp AKP’li holdingi kolluyor.
Bir diğer önemli sebep ise mücadeleye öncülük eden Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın önünü kesmek, tüm madenlere yayılıp yetkili sendika hâline gelmesini önlemek.
Yıldızlar SSS Holding’e bağlı işletmelerde yıllardır yetkili sendika TÜRK-İŞ’e bağlı Türkiye Maden-İş. Bu sendikanın yöneticileri aylardır ödenmeyen alacakları almak için hiçbir şey yapmadı. Fakat Bağımsız Maden İş Sendikası tam tersine çeşitli yöntemlerle mücadele seçeneğini ortaya koydu.
Ne Yıldızlar SSS Holding ne de AKP iktidarı bu mücadeleci sendikanın büyümesini ve yetkili konuma gelmesini istemiyor. Fakat Bağımsız Maden İş liderliğindeki mücadele tüm maden işçilerine örnek oldu. Ve hiçbir şey yapmayan T. Maden-İş patronla kurduğu statükonun parçalanmasına karşı çeşitli eylemler yapmaya başladı. Göstermelik bir açlık grevi düzenledi – ki TÜRK-İŞ tüm gücünü koyduğu takdirde buna gerek kalmadan alacakları alabilirdi – Ankara’ya 30-40 üyesi ile birtakım yöneticilerini göndererek Sakarya Caddesi’nde sessiz oturma eylemine başladı.
Aynı esnada Enerji Bakanlığı önünde oturma eylemi yapan işçiler ve sendikacılar polis şiddetine maruz kalıyor.
Bağımsız Maden İş Sendikasına uygulanan özel baskıya karşı çıkmak gerekir. Devrimci sosyalistler, şu ya da bu sendikada örgütlenmiş tüm işçilerin haklarını savunur. Fakat işçi sınıfının ezici çoğunluğunun sendikalı olmadığı, işyerinde örgütlenmenin hükümetler ve devlet tarafından özellikle engellendiği, patronların ihya edildiği ve yetkili sendikaların örgütlenmekten, hak mücadelesinden imtina ettiği mevcut statükoya hep birlikte son vermeliyiz.
Bu durduk yere olmayacak. Ancak tabandan gelen birleşik bir işçi hareketi; sendikal bölünmüşlük, örgütsüzlük ve uzlaşmacı statükoya son verebilir. Bağımsız Maden İş’in diğer sendikalara ve işçilere yaptığı dayanışma çağrısını bu açıdan da ele almalıyız.