“Yeni Çözüm Süreci’ne dair ‘Çerçeve Yasa’ tasarısı Meclis’e sunuldu. İçeriğinin uzun süre kamuoyundan, Meclis komisyonundan ve hatta milletvekillerinden gizlenerek yangından mal kaçırır gibi gündeme getirilmesi kabul edilemez.
Yasa tasarısı, esas olarak silahsızlanmayı ve “terör” suçlarındaki erteleme mekanizmalarını düzenleyen teknik bir çerçeve sunmaktadır. Bu yasa Kürt sorununu çözmemektedir. Ancak silahların bırakılması ve sorunun siyasal alanda tartışılması için aralanmış önemli bir kapıdır.
Devlet açısından bu adım örgütün tasfiyesi olarak görülebilir. Bizler ve demokratik kamuoyu içinse bu süreç, barış ve demokratikleşme mücadelesini büyüteceğimiz tarihsel bir kavşaktır. İktidarın otoriter uygulamaları karşısında duyduğumuz şüpheler doğal ve gerçektir. Ancak bu şüpheler, Kürt halkını çözüm masasında yalnız bırakmanın gerekçesi olamaz.
İktidarın süreci iki dudağının arasına sıkıştırmasına ve aralanan kapıyı her an yüzümüze kapatma ihtimaline izin vermeyeceğiz. Sürecin sabote edilmesini engellemenin tek yolu; tam şeffaflık, Meclis iradesi ve halkın sürece doğrudan katılımıdır. Bütün ezilenler ve barıştan yana olan güçler, Kürt halkıyla el ele vererek aralanan bu kapıyı omuzlamalı, daha da açmak için basınç oluşturmalıdır.
Gerçek bir barış ve demokrasi için taleplerimiz nettir:
- Süreç kapalı kapılar ardında değil, halkın gözü önünde ve Meclis merkezli yürütülmelidir.
- Ana dilde eğitim hakkı başta olmak üzere Kürt kimliği anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
- Abdullah Öcalan’ın statüsü netleştirilmeli ve hukuki zemine kavuşturulmalıdır.
- Yerel yönetimler üzerindeki vesayete son verilmeli, siyasi tutuklamalar durdurulmalı, açık kimlikle özgür siyaset yapma hakkı tanınmalıdır.
Silahsızlanma, demokratik mücadelenin önünü açacaktır. Otoriter şok dalgalarına karşı mücadele ederken barış kapısını sonuna kadar zorlayacağız.
Otoriter baskıya son!
Kürt halkına özgürlük!
Sınırsız düşünce, örgütlenme, ifade ve gösteri özgürlüğü!”