Antifaşist gruplar şehir merkezinden kongrenin düzenlendiği Erfurt Fuarı’na doğru yürürken, sabahın erken saatlerinde kurulan sekiz farklı yol ablukası kente giden tüm ana ulaşım yollarını trafiğe kapattı. Yüzlerce polisin özel korumasıyla kongrenin yapılacağı Fuar’a ulaşabilen faşistler kongrelerini yapabilmiş olsalar da, antifaşistler sokaklarda bütün renkleriyle çok çeşitli antifaşist etkinlikler organize ettiler. Erfurt’taki eylemlere katılanlardan Sozialismus von unten (Aşağıdan Sosyalizm) grubu üyesi Ziya D. Marksist.org‘a eylemlere dair şunları söyledi:
“Faşist AfD’nin kongresini Erfurt’ta düzenleyeceği belli olur olmaz, bu süreç bizler için en önemli konulardan biri oldu. Aktivistler hem Erfurt’ta hem de diğer şehirlerde sadece son bir ay içinde 20 binden fazla kapıyı çaldılar, antifaşist aktivizm yeni bir ivme kazandı. Ülkenin dört bir yanındaki aktivistler ısrarlı bir biçimde bu eyleme hazırlandı ve bugün bunun başarılı sonuçlarını görebiliyoruz. Erfurt‘a 80’den fazla farklı şehir ve kasabadan 200’den fazla otobüsle gelen anti-faşistlerin bu örgütlülüğü önemli bir başarı.
Bu büyük antifaşist karşı gösteriler, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi partileri, öğrenci gruplarını ve sendikaları bir araya getiren geniş bir eylem ittifak grubu olan Widersetzen tarafından organize edildi. Bir başka eylem birliği Erfurt merkezli Zusammenstehen (Birlikte durmak) ve sendikaların çatı örgütü olan Deutscher Gewerkschaftsbund (Alman Sendikalar Birliği) de eylemlerin düzenleyicilerindendiler. Gösteride SoI Parti’nin, Yeşiller Partisi’nin, sosyal demokrat SPD’nin, Ver.di sendikasının, IG Metal sendikasının ve Irkçılığa Karşı Ayağa Kalk (Aufstehen gegen Rassismus) hareketinin yanısıra diğer pek çok grubun döviz ve pankartları görünürdü.
Almanca Widersetzen sözcüğü hem “direnmek” hem de “oturmak ” anlamına geliyor. Bu iki sözcük 4 Temmuz eylemlerinin iki temel parçasını oluşturmaktaydı: Sabah 6’da tren garında başlayan ve Fuar alanında sonlanan Yürüyüş grubu ile geceden yollara çıkan, yolları bloke etmeyi amaçlayan Bloke grupları. Onbinlerce aktivist hem Erfurt’a giden başlıca otoyolları kapattı hem de şehir merkezi boyunca yürüyerek Fuar önündeki büyük alana ulaştı. Ancak faşist partinin kongresinin planlandığı gibi başlaması, polis korumasıyla gece 3 sularında gizli gizli Fuara girmeleri sayesinde olabildi. Antifaşistlerden kaçmak için ancak böyle bir yol bulabilmişler. Polisin faşistlere muazzam bir koruma sağladığını tekrar ve tekrar vurgulamak gerekli. Devlet-Polis koruması olmaksızın faşistler bu kongrelerini asla gerçekleştiremezdi!“
Polislerin koruma konvoyları ve göstericilere yönelik şiddeti çeşitli medya platformlarında görülebilir. Ziya D. AfD’nin kongre için Erfurt’u seçmesi iki nedenle provokatifti diyerek şunları ekledi:
“Birincisi Thüringen eyaleti, AfD’nin en etkili faşist kanadı olan -artık olmadığı söylenen- Der Flügel‘in lideri Björn Höcke’nin siyasi üssü konumunda ve AfD eyalet genelinde en güçlü parti olmuş durumda. İkincisi Kongre, Nazilerin başarısız darbe girişiminin ardından düzenlediği ilk parti kongresinin tam 100. yıldönümünde yapıldı. 1923 yılında Hitler ve Nazi Partisi Bavyera’da iktidarı ele geçirmeye çalışmıştı. Bu başarısız girişimin ardından partinin ilk açık kongresi, Erfurt’a yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki Weimar kentinde 4 Temmuz 1926’da düzenlenmişti. Bu gelişmeler AfD’nin giderek daha da faşist sağa radikalleştiğinin bir göstergesi olarak görülebiliyor. Ayrıca faşist şef Höcke’ye yakın, sokaktan gelen militan Nazi isimler yönetim kurulu üyeliği, genel başkan yardımcılığı gibi partinin ülke genelindeki önemli pozisyonlarına geliyorlar. Nazi militanlar AfD içinde kadrolaşıyorlar. Dahası Kongrede tartışılacak başlıklardan biri de daha önce açıkça Nazi örgütleriyle bağlantıları nedeniyle partiden dışlanan kişilerin yeniden üyeliğe kabul edilmesi. Tam sonucu bilmiyorum, ancak kabul edilmiş olmaları şaşırtıcı bir gelişme olmaz.
Doğu Almanya’daki Saksonya-Anhalt eyaletinde AfD’nin Eylül ayında yapılacak seçimlerde çoğunluğu kazanması bekleniyor. Yüzde 40 civarında görünüyorlar. Parti ülke genelindeki kamuoyu yoklamalarında yükselişini sürdürüyor ve bazı anketlerde oy oranı yüzde 27’ye ulaşmış durumda. Bu da demek oluyor ki, AfD bir Doğu Almanya meselesi değil artık bütün Almanya’nın karşı karşıya olduğu büyük bir tehdittir ve Cumartesi günü görülen kitlesel ve militan seferberliklerin tekrarlanması gerekecek. Her mahallede, okulda, işyerlerinde, sendika temsilciler kurullarında, üniversitede, sabırlı ve sürekli bir örgütlenme çalışmasına da ihtiyaç var. Irkçılık karşıtlarının, antifaşistlerin, sosyalistlerin, AfD’nin işçi sınıfının dostu olmadığını anlatması ve aynı zamanda çeşitli yönlerden kesinlikle çürümüş bir durumda olan düzene gerçek bir antikapitalist alternatif sunması gerekiyor. İnsanlar gerçekten öfkeliydi ve çözüm arıyorlardı. Elbette bazıları AfD’nin etkisine kapılabilir. Ama çok daha fazlasını kendi tarafımıza, antikapitalist ve sistem karşıtı politik pozisyon ve argümanlara kazanabiliriz.“
