Öğretmenler grevde: “Hak diyenin ağzına vurulmamalı, yol açanın yolu kesilmemelidir!”

14 Haziran’dan bu yana öğretmenlerin sürdürdüğü haklı direniş son yaşananlar ile beraber daha fazla toplumsal kesimin desteğini toplayarak toplumsal muhalefetin örgütlenmesi konusunda önemli bir aşamaya geçilmesini sağlamıştır.

Günlerdir Ankara’da özlük haklarının teslim edilmesi ve mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi için direnen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’na (ÖSÖS) bağlı eğitim emekçilerinden bir grup 19 Haziran günü avukatlarla beraber Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önünde yaşadıkları sorunları ve talep ettikleri hakları dile getirmek için bir basın açıklaması düzenlediler. 5 gündür zorunlu ve süresiz açlık grevinde olan öğretmenler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan nezdinde devlete seslendiler.

Öğretmenlerin düzenlediği basın açıklamasında söz konusu Bakanlığın 2025 yılı Temmuz ayında ÖSÖS ile yapılması planlanan toplantıya dair resmi davet mektubu gösterilerek ilgili toplantının 2 kere makul gerekçe gösterilmeksizin iptal edilmesi eleştirildi. Söz konusu toplantının iptaline dair Bakanlık tarafından yapılan açıklamalardan birisinin kamudaki çalışma yoğunluğuna dair olduğu belirtilirken yaklaşık 2 hafta evvel Çalışma Genel Müdürü Oğuz Tuncay’ın ÖSÖS’ten bir grup temsilciye “işveren derneklerinin ikna edilemediği” şeklinde bir açıklama ile gelerek toplantı talebinin bu sebeple yanıtsız bırakıldığını açıklaması öğretmenlerin eleştirilerinin odağında yer aldı.

Söz konusu taleplerini yeniden dile getiren ÖSÖS temsilcisi heyet hükümet ile muhalefetin hemfikir oldukları yegane mevzu olarak kendilerine verilen sözleri bir kere daha hatırlattı. Ankara Emniyeti’ne bağlı çevik kuvvet polislerinin yoğun engelleme çabaları içinde sürdürülen basın açıklamasını müteakip öğretmenler ile avukatlar ve gazeteciler arasına polis kalkanları girdi, öğretmenler işkenceyle gözaltına alındı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Ayşen Gürcan aracılığıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na devredilen söz konusu toplantıda öğretmenler temel talepleri olan taban maaşı düzenlemesi, elden maaş alımlarının sonlanması, süreli iş sözleşmelerine bağlı mağduriyetlerin ve mülakat elemelerine bağlı hak gasplarının giderilmesini dile getirmeyi hedeflediklerini belirttiler. Öğretmenlerin temel taleplerinin başında 1611 mülakat mağduru öğretmenin çalışma ve sosyal güvenlik haklarının teslim edilmesi ile taban maaş düzenlemesinin kamuda olduğu şekliyle yılda iki defa iyileştirme ve düzenlemelerle yasal düzenlemeler aracılığıyla sabitlenmesi geliyor.

10 No’lu Torba İş Kolundan kaynaklı olarak Toplu İş Sözleşmesi (TİS) haklarının olmadığını dile getiren öğretmenler, resmi olarak 12.000’den fazla üyesi bulunan bir sendikanın grev ve TİS gibi temel sendikal haklardan mahrum bırakılmasının haksızlık olduğunu belirtmişlerdir. Buna ilişkin olarak İtalyan Lisesi’ndeki hak gasplarına karşı greve giren öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı “eğitimin sürekliliğini” dile getiren açıklamalar ve grev kırıcı nitelikteki yeni öğretmen görevlendirmeleri ile hedefe konulmuş olması eleştirildi.

18 Haziran akşam saatlerinde günlerdir devam eden polis şiddetine, zor koşullarda sürdürülen direnişe ve açlık grevine bağlı olarak fenalaşan iki öğretmen çağrılan ambulans ile hastaneye kaldırılmışken ertesi gün öğretmenlerin maruz bırakıldığı polis şiddeti kamuoyu tarafından ciddi tepkilerle karşılandı. 14 Haziran’dan bu yana öğretmenlerin sürdürdüğü haklı direniş son yaşananlar ile beraber daha fazla toplumsal kesimin desteğini toplayarak toplumsal muhalefetin örgütlenmesi konusunda önemli bir aşamaya geçilmesini sağlamıştır.

Söz konusu bu süreçte yaşanan hak gasplarına, orantısız polis müdahalesine ve Anayasal suç teşkil eden uygulamalara dair hukuki açıdan destekleyici bir çerçeve oluşturulması adına Sendika Genel Merkezi’nde destek ve danışmanlık hizmeti sağlandığını belirten Sendika temsilcileri Türkiye kamuoyunun yüzünü öğretmenlere döndüğünü vurgulamıştır.

Bu süreçte hak kayıplarının önlenmesi ve talep edilen hakların teslim edilmesinin ve uzlaşı sağlanmasının geciktirilmesi konusunda mesnetsiz iddialarla görevlerini suistimal eden Cumhurbaşkanlığı Eğitim Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi Ahmet Akça ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin eleştirilerin hedefindeki isimlerin başında geldi.

Halihazırda gözaltına alınan bütün öğretmenlerin serbest bırakılmış olması her ne kadar mutluluk verici bir haber olsa da öğretmenlerin direnişleri hala daha devam etmektedir. Öğretmenlerin hak kayıplarının daha fazla gecikme olmadan önlenmesi ve iyileştirici yasal düzenlemelerin yapılarak mülakat mağduru 1611 öğretmen başta olmak üzere özel sektör çalışanı bütün eğitim emekçilerinin haklarının hukuki çerçevelerle güvence altına alınması konusunda bizler de direnen bütün öğretmenlerin yanında olduğumuzu bir kere daha vurgulamak istiyoruz.

son yazıları

Perspektifler - Şenol Karakaş anIatıyor
Onur Haftası'nda yasak: LGBTİ+ dernekleri ve LGBTİ+ hakları konusunda paylaşım yapan derneklerin X hesapları erişime engellendi!
Erken seçim tartışmaları, Cumhur İttifakı'nın stratejisi ve muhalefetin açmazları

ilginizi çekebilir

pers kapak
Perspektifler - Şenol Karakaş anIatıyor
x-twitter
Onur Haftası'nda yasak: LGBTİ+ dernekleri ve LGBTİ+ hakları konusunda paylaşım yapan derneklerin X hesapları erişime engellendi!
manset1012-6vircd7g96os8gdag2zk
Erken seçim tartışmaları, Cumhur İttifakı'nın stratejisi ve muhalefetin açmazları