Aleksandr Kuznetsov’un canlandırdığı öfkeli Avukat Alexander Kornyev, bürokratik bir labirentin içinde sıkışıp kalmıştır.
En korkutucu filmlerin bazıları gerçek şiddetin veya kanlı özel efektlerin tasvirine dayanmaz. Bunun yerine, şu anki dünyamız ve gelecekteki olası durum hakkındaki korkularımıza gönderme yaparak etki yaratırlar.
Aynı şey, Joseph Stalin’in Rusya’sındaki 1937 göstermelik davaları ortamında geçen Rusça bir dönem draması olan “Two Prosecutors” (İki Savcı) için de geçerli.
Film, Bryansk şehrindeki bir Sovyet hapishanesinde gardiyanların yaşlı bir mahkûma, mahkumların itiraz mektuplarının bulunduğu çuvalları yakmasını emretmesiyle başlıyor.
Mektuplardan biri, “devrimden önceki dönemden kalma eski bir Bolşevik”ten geliyor. NKVD gizli polisinin kendisini “Troçki-Zinoviev hizbinin” destekçisi olarak suçlamasının ardından, “Yoldaş Stalin”den yardım istiyor.
Mahkumlardan birinin dikkatini çeken bir yazı var. Stepniak adlı bir mahkum tarafından kanla yazılmış ve haksız yere hapsedilmesine son verilmesini talep ediyor.
Bu not yakılmaktan kurtulur ve Aleksandr Kuznetsov’un canlandırdığı yeni göreve başlayan yerel savcı Alexander Kornyev’e ulaşır.
Mektuptan etkilenen Kornyev, sonunda siyasi mahkumlar için ayrılmış özel koğuşta bulunan hücresinde mektubun yazarıyla görüşme ayarlamayı başarır.
Oraya ulaşmak için Kornyev, vahşet kokan ama aynı zamanda ürkütücü bir sessizliğe bürünmüş, isimsiz, karanlık koridorlardan oluşan bir labirentin içinden geçmek zorundadır.
Hücresinden konuşan Stepniak, 1917 devriminin gazisi olarak nasıl hapsedildiğini, vahşice muamele gördüğünü ve işkenceye maruz kaldığını anlatıyor. Bunu yaparken, devrimin kendisinin yozlaşmasının öyküsünü de aktarıyor.
Stepniak, kıdemli bir Sovyet avukatıydı ve Bolşevik adalet sistemine inanıyordu. Onun ve kısa süre sonra Kornyev’in paylaştığı öfke duygusu, gerçeğin bir şekilde çarpıtıldığı varsayımına dayanıyor.
Günümüzle de yankı bulan bir ifadeyle Stepniak, “dürüst, bilgili uzmanların cahil şarlatanlarla değiştirilmesine” öfkeleniyor.
Kornyev, Bryansk’taki skandalın haberini devlet savcısı Andrey Vyshinsky’nin (Anatoliy Beliy tarafından canlandırılıyor) dikkatine sunmak amacıyla hızla Moskova’ya giden bir trene biner. Bu yolculuk, filmin tek neşeli anlarını sunar.
Moskova’da, tıpkı hapishanede olduğu gibi, Kornyev savcılık ofisine ulaşmadan önce labirent gibi koridorlardan geçmek zorunda kalıyor.
Ve tıpkı hapishanede olduğu gibi saatlerce bekliyor. Ancak o zaman bomba etkisi yaratacak iddiasını ortaya atabiliyor: NKVD içindeki karşı devrimcilerin adaleti baltalamak için işkence ve hapis cezasını kullandığını söylüyor.
Vyshinsky, Kornyev’in anlattıklarını dinler, ancak daha fazla kanıt bulması için onu Bryansk’a geri gönderir.
Kornyev’in bilmediği ve filmde de belirtilmeyen bir gerçek şu ki, Stalin’in göstermelik davaları sırasında asıl devlet savcısı Vyshinsky’ydi.
Ve onun yetkisi altında, eski Bolşevik liderliğinin tamamı kılıçtan geçirildi.
Kornyev eve giden trene bindiğinde kompartmanında zaten iki adam oturuyordur. Neşeli ve misafirperverlerdir; yiyecekleri ve içkileri vardır ve birlikte şarkı söylüyorlardır.
Bu adamlar kendilerini fabrika “sabotajcılarının” yaptıklarını düzelten mühendisler olarak tanımlıyorlar. Ancak göründüklerinden çok farklılar.
Ve artık izleyiciler, genç inançlı Kornyev’in düşüşe doğru gittiğinin fazlasıyla farkındalar.
İki Savcı, Stalinizm’in ve Ekim isyanının öncülerinin nasıl yutulduğunun sert bir eleştirisidir.
Yuri Prasad
Ali Ekber, socialistworker.co.uk’den çevirdi.