Bir film: Gece Vardiyası

Neredeyse gerçek zamanlı ve oldukça hareketli bir kamerayla çekilen film, vardiyası boyunca hemen hiç oturmayan, personel eksikliği nedeniyle çok fazla sayıda hastaya bakım vermek zorunda olan hemşire Floria’nın peşinden sürüklüyor bizi.

İsviçreli senarist ve yönetmen Petra Biondina Volpe’nin, hemşire Madeline Calvelage’ın “Mesleğimiz Sorun Değil, Koşullar Sorun” adlı biyografik kitabından esinlenerek yazdığı ve yönettiği 2025 yapımı film Gece Vardiyası, bu yılki Berlin Uluslararası Film Festivali’nin Berlinale Özel Gala bölümünde dünya prömiyerini yaptı ve 98. Akademi Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Uzun Metraj Film dalında İsviçre’nin adayı olarak seçildi.

Filmin adı her ne kadar İngilizce’ye Late Shift, Türkçe’ye de Gece Vardiyası olarak çevrilse de orijinal dili olan Almanca’da ismi Heldin. Bu da Almanca’da kadın kahraman anlamına geliyor. Sağlık personelinin dünyanın her yerinde melek-kahraman-kurtarıcı sıfatlarıyla tanımlandığı ancak bu kutsanmışlığın barındırdığı sömürüyü büyük sözler söylemeden, sadece olduğu haliyle göstererek ifşa ediyor Petra Biondina Volpe.

Neredeyse gerçek zamanlı ve oldukça hareketli bir kamerayla çekilen film, vardiyası boyunca hemen hiç oturmayan, personel eksikliği nedeniyle çok fazla sayıda hastaya bakım vermek zorunda olan hemşire Floria’nın peşinden sürüklüyor bizi. Filmin ilk sahnesi, askıda dönen çok sayıda temiz hemşire üniformasının alttan çekilmiş görüntüsüyle, bir endüstriyel üretim bandı göndermesiyle açılıyor. Önceki yıllarda Babylon Berlin, White Ribbon ve Öğretmenler Odası filmlerinde izlediğimiz oyuncu Leonie Benesch’in muhteşem bir performansla canlandırdığı hemşire Floria, bu bantta dönen üniformalardan birini giyerek, asla aksamaması gereken çarkın bir dişlisi olarak nöbeti devralıyor. Tamamen dolu olan hastane katında, iki hemşire ve bir stajyer ile işini yürütmek zorunda olan Floria, kimi zaman ameliyathaneye hastasını indiriyor, kimi zaman özel sağlık sigortası nedeniyle özel ilgi görmek isteyen hastaya istediği çayı götürüyor, kimi zaman da hiç susmayan telefonun ucunda bilgi alıp bilgi veriyor. Odağımız hemşire Floria olsa da odalarda yatan hastaların hikayeleri de sessizce ekleniyor Floria’nın temposunun içine. Tüm ailesi Burkina Faso’da olan ve tek başına hastaneye yatmak zorunda olan göçmen hasta, erkek kardeşi de olmasına rağmen hasta babasının tüm bakım yükünü tek başına üstlenen ve kendisi de tükenmiş olan hasta yakını kadın, köpeğinden başka kimsesi olmayan ve günlerdir doktorun kendisine teşhisini açıklamasını bekleyen yaşlı adam ve daha pek çok farklı hikâye. Her biri ayrı ve sessiz bir katman olarak filmin derinliğini oluşturuyor. İşini çok iyi yapan Floria’nın sürekli tekrar eden ritmik işleri, durmasına asla fırsat olmayan bir sistemi tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Yönetmenin, iyi-kötü, vicdan sahibi-acımasız ikilemlerini göze sokmadan tüm iç içe geçmişliğiyle aktarmayı seçmesi, Floria’nın günlerdir kendisini bekleyen hastasıyla konuşmadan hastaneden çıktığını gördüğü doktoru durdurmaya çalıştığı sahnede oldukça belirgin. Bir an için öfke duyduğunuz doktorun, on iki saattir hiç oturmadan ameliyatta olduğunu, hiçbir şey yemediğini ve on dakika bile dayanacak gücü kalmadığını haykırması karşısında, sistemin ürettiği tükenmişliği onun gözünden de görmüş oluyoruz.

Ölüm, korku, bekleyiş, yaşamın sonunda olmak, acı çekmek gibi insan hayatının en kritik ve hassas hallerinin bir arada olduğu bu hastane katı, her bir hastanın ve yakınının hak ettiği özeni, insanüstü bir çabayla vermek zorunda kalan ve yetişemeyen bir tükenmişliğin anlatısı. Dönen çarkın içine eklemlenen bir dişli olarak, dinç-güçlü ve hatasız çalışmak zorunda olunan bir sektörde insani tüm varlığın göz ardı edildiği koşullar altında, hastalar da hasta yakınları da hemşire ve doktorlar da çökmüş bir sistemin altında baş başa kalıyorlar. 

ABD ve pek çok Avrupa ülkesinin “gelişmişlik ve refah” konusunda sahip olduklarını iddia ettikleri düzeyin gerçekte ne olduğunu Gece Vardiyası çok iyi gösteriyor. Filmin açılış sahnesinde gösterilen temiz hemşire üniformalarının sayısı, aktif görev yapan hemşire sayısından çok fazla. Her geçen gün artan iş yüküyle sonuçlanan, kahramanlık anlatısıyla öznelerin kişiliğini yok ederek çarka dahil eden sistemin sürdürülemezliği aşikâr. Film boyunca takip ettiğimiz Floria’nın, hiç durmadan koşturmasına rağmen yetişemediği bir hastasının kaybı karşısında yaşadığı üzüntü, üniformanın içinde bir özne olduğunu hatırlatan ender anlardan biri. Kaybettiği hastasını saygıyla defin için hazırlayan ve birkaç saniye de sürse onunla vedalaşan Floria’nın neler düşündüğünü ya da hissettiğini bilmiyoruz. Çünkü bu tempo, düşünmek ve hissetmenin mümkün olmadığı bir düzenek olarak hazırlanmış. Eve dönüş yolunda otobüste arkasından gördüğümüz Floria’nın yorgunluğunu atmak için başını kimin omzuna yasladığı da yönetmenin incelikli tercihlerinden biri olarak hikâyeyi tamamlıyor. Uzun süre etkisinden çıkılmayacak ve izleyen herkesin kendi deneyimlerini de hatırlayacağı bir film Gece Vardiyası.

Kahraman/Melek olmak değil insanca yaşamak ve çalışmak isteyen tüm işçi sınıfının haklı taleplerini, ajitasyon-dramatizasyon-zıtlıklar yaratmadan görünür kılan bir durum anlatısı.

Yazının başında belirttiğim, Madeline Calvelage’ın “Mesleğimiz Sorun Değil, Koşullar Sorun” adlı biyografik kitabından ilhamla hayata geçen Gece Vardiyası, şu somut verilerle perdesini kapatıyor:

“Dünya Sağlık Örgütü, 2030’a dek İsviçre’de 30 bin hemşire açığı olacağını, eğitimli hemşirelerin yüzde 36’sının dört yıl içinde mesleği bıraktıklarını, dünyada küresel hemşire krizi yaşanacağını, 2030 yılına kadar 13 milyon hemşire açığı olacağını öngörüyor.”

son yazıları

Ödüller, konuşmalar ve gerçekler
Örtbas: Savaşın çirkin gerçekleri
Afet değil cinayet: Üçüncü yıldönümünde 6 Şubat depremleri unutulmadı

ilginizi çekebilir

WhatsApp Image 2026-03-08 at 13.07
Fatma Akdokur: Filistin direnişi küresel bir kimlik kazandı
1773058976947_tdy_news_8a_simmons_iran_oil_facilities_260309_1920x1080-9agasr
'Tıpkı geleceğimiz gibi, karanlık'
afp_69a481845e7f-1772388740
We Must Stop Gangster Imperialism