Andrew, Mandelson ve İşçi Partisi sağ kanadı birlikte batıyor

İngiltere’deki Keir Starmer hükümeti büyük skandallarla boğuşuyor.

İngiltere devleti, skandalların ağırlığı altında batıyor. En önemlisi, elbette eski prens Andrew ve pedofil Jeffrey Epstein ile ilgili. Aşırı Tory çizgideki Spectator dergisi geçen cuma, “kraliyet siyaseti konusunda mükemmel bir sicile sahip birine” atıfla dikkat çekici bir yazı yayımladı:

“Saray, olası gelişmelerden ‘dehşete düşmüş’ durumda… ‘Onun [Andrew] yargılanıp mahkum edildiğini ve hapse gönderildiğini veya yargılanıp aklandığını görmek istiyorlar çünkü bu en azından meselenin üzerini çizerdi.’ Bu oldukça olağanüstü bir durum.

Andrew hakkındaki endişelerinin merkezinde, hükümetin ticaret elçisi olarak çalıştığı dönemde kamu görevinde suistimal suçlamasının buzdağının sadece görünen kısmı olabileceği yatıyor. ‘Ticaret elçisi olduğu süre boyunca Kraliyet Donanması, Ordu ve Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde de üst düzey rütbeye sahipti. İnsanlar onun neleri aktarabileceğini soruyor.’”

Bu arada, Keir Starmer’ın hükümeti daha da fazla skandalla boğuşuyor. Bunlardan biri, ana akım basının nihayet Labour Together’ın çok şüpheli yöntemlerini ortaya çıkarmasıyla açığa çıktı. Bu Blairci lobi grubu, Jeremy Corbyn’i parti liderliğinden uzaklaştırmak ve yerine Starmer’ı getirmek için kampanya yürüttü.

Gündemde olan isim, Kabine Ofisi Bakanı Josh Simons. Labour Together’ı yönettiği dönemde, grubun kötü niyetli faaliyetlerini araştırmakta olan iki Sunday Times gazetecisi hakkında soruşturma başlatmış, onları ve diğer gazetecileri Rus hackerların sonuçlarını kullanmakla suçlamıştı.

Simons şu anda Kabine Ofisi tarafından soruşturuluyor. Ayrıca aynı Kabine Ofisi’nin yeni patronu Antonia Romeo hakkındaki şikayetleri bastırmaya çalıştığı iddiasıyla ilgili bir başka skandal da patlak vermek üzere. Sunday Times’a göre, Kabine Ofisi’nin “etik ve uygunluk ekibi” Romeo hakkındaki gizli bir raporu ele geçirmek ve imha etmek için bir kasayı zorla açtı.

Spectator’ın “hem siyaseti hem de Saray’ı saran kokuşmuşluk, İngiliz düzeninin ve önde gelen kurumlarının tümünün çürümüş olduğu endişesini daha da artıracaktır” demesine şaşmamak gerek.

Özellikle dikkat çekici olan, Andrew ve İşçi Partisi skandallarını birbirine bağlayan hat – Peter Mandelson ve onun Epstein ile ilişkisi. Mandelson, Tony Blair ve Gordon Brown ile birlikte 1990’larda İşçi Partisi’nin Yeni İşçi Partisi’ne dönüşümünü yönlendirdi. Bu, sosyal demokrasinin neoliberalizme teslim olması anlamına geliyordu.

Mandelson, Labour Together’ın kurucusu ve birkaç hafta öncesine kadar Starmer’ın genel sekreteri olan Morgan McSweeney ile olan yakın ilişkisi sayesinde, Corbyn’e karşı Blairci karşı saldırının babasıydı. 2024 genel seçimlerinde İşçi Partisi aday listesini denetlemesine izin verildi. Simons gibilerinin parlamentoya girmesi, Mandelson ve McSweeney sayesinde oldu. Romeo gibi Mandelson da Whitehall’ı, kötü şöhretli gözetim devi Palantir’e giderek daha fazla güvenmeye teşvik etti.

Mandelson’ın kariyerinin başlarında, kapitalizme bağlılığının sadece teorik değil, pratik olduğu da açıkça ortaya çıktı. Epstein ile olan dostluğu, karlı fırsatlar arayışından kaynaklanıyordu. Andrew’u yararlı bir araç olarak gördükleri anlaşılıyor.

2001’de Mandelson, Andrew’un İngiliz uluslararası ticaret elçisi olarak atanmasını destekledi. Bu duruma, diğerlerinin yanı sıra Andrew’un kardeşi Charles da karşı çıktı çünkü Telegraph gazetesine göre, “prens zaten statüsünü kullanarak dünyayı dolaşıp golf oynamasıyla tanınıyordu ve birçok eleştirmen tarafından güvenilmez bir çapkın olarak görülüyordu.” Ancak Mandelson, ticaret bakanı olarak görev yaptığı dönemdeki deneyimini kullanarak Andrew’un bu görev için “uygun niteliklere sahip” olduğunu savundu.

Andrew da Mandelson gibi, Epstein’a bol miktarda bilgi sızdırdı. Telegraph, bu bilgilerin arasında “altın ve uranyum yataklarının bulunduğu ve Uluslararası Kalkınma Bakanlığı tarafından yeniden inşa çalışmalarının yürütüldüğü Afganistan’ın Helmand eyaletindeki yatırım fırsatlarına ilişkin bir not”un da bulunduğunu bildiriyor.

Bu tablo, Epstein’ın imparatorluğunun yalnızca genç kadınların ve çocukların tecavüze uğraması ve insan ticaretiyle sınırlı kalmayıp, işgal altındaki topraklarda yağma arayışına kadar uzandığını gösteriyor. Spectator’ın “pis koku”dan bahsetmesi hiç de şaşırtıcı değil. Ancak bu koku, birkaç çürük elmadan değil, kapitalist emperyalist sistemin bütününden kaynaklanıyor. Blair’in Trump’ın Gazze için kurduğu sahte “Barış Kurulu”nda yaptığı gösteriş, Yeni İşçi Partisi’nin hâlâ işgal ve katliamın ganimetlerinden pay almaya çalıştığını gösteriyor.

Redaksiyon: Fulya Oral

son yazıları

Epstein, hastalıklı bir sistemin belirtisidir
Minnesota’daki protestolar nasıl kazanabilir?
Grönland kavgası dünyanın “Kurtlar Sofrası” halini gösteriyor

ilginizi çekebilir

iStock-2152375097
160 kurumdan ortak ses: “LGBTİ+ haklarını korumaya devam edeceğiz; yan yanayız ve birlikte güçlüyüz!”
Ekran-Resmi-2026-02-23-12.49
Polyak Eynez Madencilik A.Ş. işçileri hakları için mücadelede
Adsız
Berlinale ve Filistin için boykot: Şimdi değilse ne zaman(dı)?