27 Mayıs 1960 darbesini yapan Milli Birlik Komitesi’nin Sıdık Sami Onar Başkanlığı’ndaki asker ve profesörlerden oluşan bir kurula hazırlattığı 1961 Anayasası, ilk olarak Kurucu Meclis’te oylandı. Burada iki çekimser oya karşı 261 lehte oy çıktı. Darbeciler anayasalarını kendi seçtikleri meclise onaylatmayı başarmışlardı, ancak şimdi aynı anayasayı halka onaylatmak gibi bir sıkıntıyla karşı karşıyaydılar.
Referandum, 9 Temmuz tarihinde yapılacaktı. Daha sonra, 12 Eylül darbesinin ardından da yapılacağı üzere, hayır oyunun rengi kırmızı, evet oyunun rengi beyaz olarak belirlenmişti. Ancak oy pusulalarının konulduğu zarflardan, oyun rengi açıkça görülebiliyordu. 15 Haziran’da propaganda dönemi resmen başladı, ancak ortada hayır diyecek ciddi ve örgütlü bir güç yoktu. Evet cephesi ise çok genişti. Darbeci Cemal Gürsel ve Milli Birlik Komitesi üyeleri, İsmet İnönü liderliğindeki CHP, büyük basının tamamına yakını, valiler ve kaymakamlar, devletin bütün yöneticileri bu kampanyanın üyesiydi.
Üçüncü Ordu komutanı Orgeneral Ragıp Gümüşpala tarafından kurulan AP, başta anayasaya hayır oyu çağrısı yapmaya niyetlenir gibi oldu. Bunun üzerine çok ağır bir karşı kampanya yürütülmeye başlandı. İstanbul’da güya ihtilal hazırlığında olan gizli bir örgüt açığa çıkartıldı ve liderlerinin Adalet Partisi üyesi olduğu söylendi. Daha sonra aynı gerekçeyle AP’li komünistler yakalandı. AP cunta tarafından açıkça kapatılmayla tehdit edilmeye başlandı, bu nedenle Ragıp Gümüşpala “evet” kampanyası yapmak zorunda kaldı.
Okullarda öğretmenler, camilerde imamlar kampanyaya evet denmesinin önemini anlatmak zorunda kalıyorlardı. Gazetelerde evet afişlerini yırtan hainlerin haberleri yayınlanıyordu. Referanduma iki gün kala yasal propaganda süresinin sonra erdiğini duyuran gazetelerde sürenin bitimine rağmen “hayır” lehine kampanya yapan dokuz kişinin tutuklanma haberi de yer alıyordu. Cunta başkanı Cemal Gürsel’in yasağa rağmen “evet” lehine yaptığı konuşma, gazetelerde yayımlanıyordu. Ayrıca gazetelerde sandığa giden vatandaşın evet oyu atışını gösteren karikatürler çıkıyordu.
Ancak sandıktan çıkan sonuç beklenildiği gibi olmadı. Katılım %81 gibi düşük bir oranda kaldı. Adalet Partisi dahil tüm partilerin evet cephesinde yer aldığı referandumda “evet” oyları yüzde 61.7’de kaldı. Resmen bir kampanya yapılmamasına rağmen sandıktan yüzde 38.3 kırmızı “hayır” oyu çıktı. İzmir, Aydın, Bursa, Bolu, Manisa gibi pek çok şehirde hayır oylarının sayısı, evet oylarının sayısından çok daha fazla oldu. Cuntanın ağır baskısına rağmen çok düşük bir oy oranıyla kabul edilen anayasa, Milli Güvenlik Kurulu gibi bir kavramı yaratarak Türkiye’nin dünyanın en antidemokratik ülkeler arasında yer almasına neden oldu.