Search
Close this search box.

9 Mayıs 1976: RAF’ın beyni Ulrike Meinhof hapishanede ölü bulundu

Ulrike Meinhof, Almanya’da Rote Armee Fraktion’un (Kızıl Ordu Fraksiyonu) üyesi ve beyniydi. Meinhof, 60’lı yıllarda Avrupa’yı kasıp kavuran dalgada hızla radikalleşmişti. Ancak sosyalizmin kitlelerin kendi eylemiyle kurulabileceğine inanmıyordu. Halk adına mücadele eden bir avuç kahraman öncünün, sosyalizm yolunu açabileceğini düşünüyordu.1972’de yakalandı ve hapiste şüpheli bir şekilde öldü.

Ulrike Meinhof, 7 Ekim 1934 tarihinde doğdu. Çocukluğu savaşın içinde çeşitli güçlüklerle geçti. Bir sanat tarihçisi olan babası Werner Meinhof, 1940 yılında kanserden öldü. Savaştan sonra öğretmen olarak çalışan annesi, 1949’da yine aynı şekilde kansere yakalanarak hayatını kaybetti. Yetim kalan Ulrike’yi, annesinin yakın bir arkadaşı olan Renate Riemeck himayesine aldı.

Üniversitede okurken akşamları dua ediyor, bir yandan da zayıfların ve ezilenlerin cennette teselli bulacağı, bu yüzden bu dünyadaki acılara tahammül etmesi gerektiği düşüncesini reddediyordu: “Bana göre insan her durumda, her sistemde, her devlette insan kalmakla ve insanlığın yaşanmasını sağlamakla görevli” diye yazmaktaydı. Ulrike viyolin dersleri alıyor ve özel ders vererek kazandığı paraları kitaplara yatırıyordu. Hölderlin, Marcel Proust, Thomas Mann, Franz Kafka, Hermann Hesse, Ernst Jünger, Jean-Paul Sartre ve Romano Guardini okuyordu.

Ulrike üniversite öğrencisiyken gazeteciliğe başladı ve 1959’dan 1969’a kadar 10 yıl boyunca Konkret (somut) isimli sol bir dergide çalıştı. 1960-1964 arasında da derginin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Konkret eskiden sıradan bir öğrenci dergisiydi, ancak Meinhof’un müdahalesiyle bütün solun en etkili dergisi haline geldi. Ulrike hem gazeteci hem de militan olarak Almanya’daki bütün gösterilere katıldı. ABD’nin Vietnam’ı bombalamasıyla başlayan süreçte Ulrike daha da siyasallaşarak öne çıktı.

Ulrike Meinhof, 27 yaşındayken radikal sol Konkret dergisinin sahibi Klaus Rainer Röhl ile evlendi. Röhl, hali vakti oldukça yerinde bir insandı. Ulrike ise bu durumdan fazlaca rahatsız olmadı; aksine bunun keyfini çıkarmaya çalıştı: “Kapitalizmin son demlerinin keyfini sür, nasıl olsa sosyalizm yakın…’

1962’de hekimler Ulrike Meinhof’ta bir beyin tümörü olabileceği teşhisinde bulundular. Annesiyle babası kanserden öldükleri için, riskli gruba giriyordu. Ancak o dönemde hamileydi ve ikizlerini doğurmasından sonra beynindeki tümör alındı. Ancak bu habis değil, iyi huylu bir tümördü.

Ulrike Meinhof boşandıktan sonra, altı yaşlındaki ikizleri Regine ve Bettina’yla birlikte 1968’de Hamburg’dan Berlin’e taşındı. İçinde bulunduğu hareket, Benno Ohnesorg isimli öğrencinin 2 Haziran 1967’de ve öğrenci lideri Rudi Dutschke’nin 11 Nisan 1968’de öldürülmesiyle birlikte hızla radikalleşti. Ulrike Meinhof da çağrılarında giderek sertleşen bir dil kullanıyordu: “Bir taş atarsanız, bu cezalandırılması gereken bir eylemdir. Bin taş atılırsa, bu siyasi bir eylemdir. Bir araba yakarsanız, bu cezalandırılması gereken bir eylemdir. Yüz araba ateşe verilirse, bu siyasi bir eylemdir.”

Ulrike Meinhof, 14 Mayıs 1970 tarihinde Andreas Baader’in hapisten kaçırılmasında rol oynadı. Meinhof’un Baader’in kaçırılması eyleminde kütüphanede şaşkınlıkla ağzı açık kalması planlanmıştı. Ulrike ancak, bu planı uygulamadı, kütüphanedeki camdan aşağı atladı ve tüm şüpheleri üzerine çekti. Artık illegal yaşama başlamıştı. Çocuklarından kopmak zorunda kaldı. Artık Berlin’de bir gazeteci olarak da çalışamıyordu.

Ulrike Meinhof, RAF’ın kurulmasını da sağlayan bu eylemden sonra, Andreas Baader, Gudrun Ensslin ve başkalarıyla birlikte gerilla eğitimi almak üzere Ürdün’deki Filistin kamplarına gitti. Burjuva geçmişinden kurtulmak isteyen Ulrike, kızlarını El Fetih örgütünün yetim kamplarından birine vermek niyetindeydi, ancak gazeteci Stefan Aust onu bu kararından vazgeçirdi.

Bir yer altı örgütü kurmak için gereken parayı sağlamak maksadıyla RAF üyeleri 29 Eylül 1970’de Berlin’de 10 dakika içinde üç banka soydular. Ulrike Meinhof, RAF’ın RAF’ın siyasi hedeflerini anlattığı “Silahlı Mücadele” başlıklı yazılarını bu süreçte kaleme aldı. 1972 yılında artık çok sayıda banka soygunundan, 5 bombalı saldırıda 4 kişiyi öldürmekten aranır hale geldi.

Ulrike Meinhof artık RAF’ın üç önderinden biri olarak anılmaya başlanmıştı. Hatta örgüt bütün Almanya’da ‘Baader-Meinhof çetesi’ olarak tanınıyordu. Andreas Baader örgütün gövdesi, Ulrike Meinhof da beyniydi. Yazılarında sıradan insanın sömürülmesini eleştiriyor ve kapitalist sistemi suçluyordu.

Meinhof 15 Haziran 1972’de yakalandı. Almanya’nın en iyi korunan Stammheim hapishanesinde tam 4 yıl boyunca tecrit hücresinde tutuldu. Ön duruşmalarda 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 9 Mayıs 1976’da hücresinde ölü bulunduğunda, birkaç kez ömür boyu hapis cezası istemiyle yargılanıyordu. Diğer RAF üyelerinin de bir kısmı sonradan hücrelerinde ölü bulundu. Uluslararası bir araştırma komisyonu ölüm nedenlerini araştırdı. Araştırma sonucu Ulrike Meinhof’un intihar ettiği tezini oldukça kuşkulu bulundu.

Ulrike Meinhof, izlediği yol yanlış bile olsa, sosyalizme inancı tam bir devrimciydi. Kapitalist Almanya devletinin zindanlarında katledildi. Anısı devrimcilere güç vermeye devam ediyor.

ilginizi çekebilir

imamoglu-3
İktidar partisinin toplumdan kopuşu hızlandı
GnMr-b9XgAAAA6n
Okullarda boykot, işyerlerinde grev
istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi