Not: Grönland için “Nunarput” ismini kullanmayı tercih ettik; çünkü bu kelime Grönland dilinde “onların toprağı” (nuna) anlamına gelir. Sömürgecilerin (Danimarka) ülke için kullandığı terimin bir çevirisi olan “Kalaallit Nunaat” (Grönlandlıların Ülkesi) isminin aksine, bu isim halkın kendi öz toprağını temsil eder.
1. Donald Trump bir sonraki hedefini belirledi: Nunarput (Grönland). Trump’ın Nunarput’u ilhak etme söylemi artık bir gerçektir. Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırarak ve ülkenin petrolünü ele geçirerek neler yapabileceğini dünyaya çoktan kanıtlamıştır. Şimdi sıra Nunarput’a geldi. Trump son röportajlarından birinde niyetini açıkça ortaya koydu: “Grönland’ı ya kolay yoldan ya da zor yoldan alacağız”.
2. Tüm anti-emperyalistler ve sosyalistler birleşmeli, Trump’ın bu planlarını reddetmeli ve onlara karşı savaşmalıdır. “Kolay yol” veya “zor yol” fark etmeksizin mücadele şarttır. “Kolay yol” dedikleri; Danimarka’yı Nunarput üzerindeki egemenliğinden vazgeçmeye ikna etmek ve onları ABD ile bir tür ortaklık anlaşması yapmaya zorlamaktır. “Zor yol” ise askeri bir işgaldir; biz bu iki seçeneği de reddetmeli ve her ikisine karşı da savaşmalıyız. Nunarput, İnuit halkınındır ve onlara askeri güç veya ekonomik baskı yoluyla hiçbir şey dayatılamaz. Eğer bir müzakere yapılacaksa, Danimarka bunun dışında kalmalıdır.
3. ABD’nin Venezuela’ya saldırısı ve Trump’ın bunun petrol kontrolüyle ilgili olduğunu açıkça beyan etmesi, emperyalist sistemdeki bir başka eksen kaymasının dışavurumudur. Bu durum, emperyalist savaşların “insani müdahale” veya “demokrasi ihracı” gibi süslü sözlerle ambalajlandığı liberal “düzenden” uzaklaşıldığını göstermektedir. Artık Monroe Doktrini’nin bu yeni yorumunda “güçlü olan haklıdır” anlayışı hakimdir. Bu durum, ABD ve Çin’in ana aktörler olduğu; ancak AB, Rusya, İsrail ve diğerlerinin de kendi bölgelerinde varlık göstermeye çalıştığı yoğun bir emperyalist rekabet döneminde olduğumuzun kanıtıdır.
4. ABD’nin, nadir toprak elementleri bakımından zengin olan Nunarput’a yönelik tehditlerini de bu bağlamda değerlendirmeliyiz. Trump “güvenlik”ten bahsettiğinde, aslında ABD’nin şu anda geride kaldığı kritik bir bölgede Çin ile rekabet edebilmek için Nunarput’un kaynaklarını kontrol etme amacını kastediyor. Aynı zamanda Nunarput, iklim değişikliğinin Bering Boğazı üzerinden kış aylarında bile geçişi mümkün kılmasıyla birlikte önemli ticaret yolları açısından stratejik bir konuma gelmiştir. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri, başka bir sömürgeci güçten (bu vakada Danimarka’dan) bir sömürgeyi gasp etmek istemektedir. Danimarka, Nunarput’a her zaman bir sömürge gibi davranmış ve İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan bu yana, İnuit halkını tamamen devre dışı bırakarak ülkede askeri üsler kurmasına izin verdiği ABD ile sömürgeci bir ortaklık içinde olmuştur.
5. Bu nedenle sosyalistler, bu emperyalist rekabette bir emperyalisti diğerine karşı desteklememelidir. Sağ kanat ve ne yazık ki Danimarka Parlamentosu’ndaki (Folketing) sosyalist partiler gibi, AB veya NATO’ya çatışmaya askeri müdahalede bulunma çağrısı yapmamalıyız. Danimarka ordusunun olası bir işgale karşı teyakkuza geçirilmesini de savunmamalıyız. Danimarka, bu emperyalist rekabetin bir parçasıdır ve AB’nin geri kalanıyla birlikte ABD’ye karşı elini güçlendirmek istemektedir. Nunarput’un yanında olduklarını söylemelerinin sebebi budur. Bu durum, Danimarka veya AB’nin İnuitlerin refahını umursamasından değil; Nunarput üzerindeki AB kontrolünün, Birliği ABD karşısında güçlendirecek olmasından kaynaklanmaktadır. Danimarka veya AB’nin ABD’nin askeri üstünlüğüne meydan okuması pek olası değildir; ancak yine de Nunarput üzerindeki kontrol kaybedilse bile bu durumu silahlanma yarışını sürdürmek ve ABD ile boy ölçüşmeye çalışmak için bir bahane olarak kullanacaklardır. Hatta çok düşük bir ihtimal de olsa, Danimarka/AB protestoları veya askeri direnci ABD’yi planlarından vazgeçmeye zorlasa bile, bu sadece Nunarput’un Danimarka/AB emperyalist tahakkümü altında kalmaya devam edeceği anlamına gelecektir.
6. Sosyalistler, şu ya da bu emperyalist devleti veya bloğu alkışlamak yerine, tamamen farklı güçlere güvenmeliler. Bu güçler; ABD, Danimarka ve Avrupa’daki işçi sınıfı ile birlikte İnuit halkının kendi gücü, birliği ve direnişidir. Ne ABD’yi, ne AB’yi (Danimarka), ne Çin’i ne de Rusya’yı destekliyoruz. Bunların hepsi emperyalist sistemin bir parçasıdır. Aksine biz, iktidardakilerin rekabetinin kurbanı olan tüm sıradan işçilere bakıyoruz. Onların dayanışmasına güveniyoruz. Liman işçileri, gemilerin limanlardan ayrılmasını engelleyecek güce sahiptir. Askeri sanayi işçileri greve gidebilir; üniformalı işçiler (askerler) subaylarına karşı durabilir. Danimarka işçi sınıfı harekete geçebilir ve İnuit halkının kendi kaderini tayin etme hakkını destekleyebilir.
Bağımsız bir Nunarput için – Danimarka ile tüm bağlar koparılsın! Nunarput’a yönelik tüm tehditler durdurulsun!