19. yüzyılın en önemli sanatçı kimliklerinden birisi olan Courbet, 1819 yılında Fransa’nın İsviçre sınırında bulunan Ornans’da zengin bir mülk sahibinin oğlu olarak dünyaya geldi. Öğrenimini sürdürürken Charles Antoine Flajoulot’nun yönettiği güzel sanatlar okulundaki derslere katıldı. 1839 yılında, arkadaşı yazar Max Buchon’un şiir kitabını taş baskıyla resimlemiş olması, bu erken dönemlerde resim kariyeri konusunda ciddi olduğunu ortaya koymaktadır.
Courbet 1840 yılında 21 yaşındayken Paris’e gitti. Babasının isteği üzerine hukuk öğrenimine başladı, ancak kısa bir süre sonra kendisini tümüyle resme ve sanata verdi. Paris’teki atölyelere devam etti ve Louvre’daki kopya seanslarına katıldı. O dönemde yeni keşfedilen fotoğraf sanatıyla tanıştı ve bu sanatın sunduğu yeni olanakları ve bakış açılarını fark etti. 1847 yılında Hollanda’yı ziyaret etti. Sürdürdüğü bohem hayat ve bu sırada tanıştığı Baudelaire, Prudhon, Champfleury gibi yazar ve düşünürlerle kurduğu dostluklar, sanata bakışını olgunlaştırdı.
Erken dönem çalışmaları arasında, kendi köpeğinin portresi ve Pipolu Adam ilgi çekti. Bu iki eseri de Paris Salonu sergilemeyi reddetti. Fakat, genç eleştirmenler hakkında pek çok yazı yazdılar ve 1849 yılında Courbet bilinen bir ressam haline geldi. Bu dönemde Ornans’taki Akşam Yemeğinden Sonra ve Loire Vadisi gibi eser üretti.
Ressamın en önemli çalışmalarından biri de Ornans’ta Cenaze’dir. Bu resim, sanatçının Eylül 1848’de şahit olduğu bir olayı anlatır. Büyük amcasının cenazesini betimlediği bu eser gerçekçilik akımının en önemli parçalarından biri kabul edilir. Courbet, cenazeye katılan insanları tabloyu yaparken model olarak kullandı. Daha önceleri, tarihi olayları anlatmak için modeller, aktörler gibi kullanılıyordu. Burada ise Courbet “Cenazeye katılmış olan tüm kasaba halkını çizmeyi” tercih etti. Sonuç, Ornans’ta yaşamın ve yaşayanların gerçekçi bir temsili oldu.
1860’ların sonuna döre, Courbet bir grup erotik eser çizdi. Bunların arasında Koltuktaki Çıplak Kadın (Femme nue couchée) da vardı. 1866 yılında çizdiği Dünyanın Kökeni isimli resimde kadın cinsel organını betimledi. Uyku tablosunda ise iki kadını yatakta çizdi. Halka sergilenmesi yasaklanan bu eserler onun ününü daha da arttırdı.
14 Nisan 1870’de Courbet, özgür ve sansürsüz sanat için bir bildiri yayınladı. Bu bildiriye imza atanlar arasında André Gill, Honoré Daumier, Jean-Baptiste Camille Corot, Eugène Pottier, Jules Dalou ve Édouard Manet vardı. Ancak, onun resimlerine yansıyan uzlaşmaz tavrını Fransa’nın siyasi yaşamıyla ilgili bir alana taşıması, başına daha tatsız olayların gelmesine yol açacaktır. 1870’de Daumier ile birlikte Légion d’Honneur nişanını geri çevirdi.
Sedan yenilgisiyle III. Napoleon tahttan indirilince 1871’de kurulan Paris Komünü’nün Sanat Birliği başkanlığına getirildi. Bir süre bu görevde bulundu ve aşırı davranışlarla sanat eserlerinin tahrip edilmesini engellemeye çalıştı. Komün’ün mağlup edilmesinden sonra I. Napoleon’un zaferlerini yücelten Vendôme Sütunu’nun yıkılmasında parmağı olduğu gerekçesiyle tutuklandı ve para cezasına çarptırıldı.
Sanatçı, bu cezadan kurtulmak için 1871’de İsviçre’ye kaçtı. Burada manzaralar üreten büyük bir atölye işletti ve 1877 yılının son gününde sürgündeyken hayata veda etti.
19.yüzyılın en önemli sanat akımlarından realizmin kurucuları arasında yer alan Gustave Courbet, sanatçı olarak ortaya koyduğu isyankar tavırla ve sanatındaki üslup ve konu yaklaşımıyla modern resmin öncüsü olarak anılmaktadır.