12 Eylül sabahıyla birlikte, Mamak Askeri Cezaevi, Türkiye’nin en büyük işkence merkezlerinden birine dönüştürüldü. Yüzlerce devrimcinin kapatıldığı zindanın komutanı, Albay Raci Tetik adında bir işkenceciydi. Karşısına çıkartılan insanlara çekilen hoş geldiniz dayağından sonra onlara burasının bir okul olduğunu, burada adam olmayı öğreneceklerini söylerdi.
Mamak zindanında sadece fizyolojik değil, psikolojik işkence de yoğun olarak kullanılırdı. Tutsakları ırkçı ve milliyetçi marşlar öğrenmek zorunda bırakmak, askeri eğitime tabi tutmak, ailelerini çağırtarak onların karşısında uygun adım yürüyüş yaptırmak sıradan olaylardı. Tutsaklara tek tip elbise giydiriliyor, saçlar sıfıra vurduruluyordu.
Mamak zindanına sadece devrimciler değil, ülkücü faşistler de kapatılmıştı. Bu durum faşistler arasında şaşkınlığa neden olmuş, “fikrimiz iktidarda ama biz zindandayız” düşüncelerini uyandırmıştı.
Mamak zindanında yapılan işkencelere, tecrite ve benzeri uygulamalara karşı 1981 Temmuz’unda tutsaklar açlık grevi yapmaya başladılar. 30 Temmuz günü 30 tutsak hastaneye kaldırıldı. Dıreniş daha sonra da çeşitli şekillerde devam etti.