1973 yılında Ramazan Savaşı veya Yom Kippur Savaşı olarak anılan Arap-İsrail Savaşı’nın ardından imzalanarak, 1948’den bu yana yürürlükte olan barış halini sona erdiren anlaşma. Mısır devlet başkanı Enver Sedat, hiç beklenmedik bir şekilde 19 Kasım 1977’de Kudüs’e gitti ve İsrail parlamentosunda tüm dünyayı şaşırtan bir konuşma yaptı. Sedat 1973 Savaşı’ndan sonra İsrail’i tanıyan ilk Arap lider oldu. Mısır ve İsrail 1978 yılının Eylül ayında Camp David Sözleşmesi’ni imzaladılar. Filistinlilere sınırlı özerklik verilmesini öngören bu sözleşme, 26. Mart 1979 tarihinde Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahim Begin tarafından imzalanan Mısır-İsrail Barış Anlaşması’nın öncülüydü. Bu anlaşmayla İsrail 1967’deki 6 Gün Savaşı’nda ele geçirdiği Sina Yarımadası’ndan çekildi, savaş hali sona erdirildi ve iki ülke karşılıklı olarak birbirini tanıdı.
Anlaşmayla Filistin’e belli bir zaman dilimi için kısmî özerklik de veriliyordu. Ancak Filistin’le ilgili ifadeler son derece muğlaktı; Filistin halkının “meşru hakları”nın ve “adil istekleri”nin kabul edilmesi öngörülüyordu, ancak taraflar bu ifadelerden ayrı ayrı şeyler anlıyorlardı. Mısır, Filistin halkının “meşru hakları” ifadesini bağımsızlık şeklinde yorumlarken, İsrail buna itiraz etti.
Diğer Arap ülkeleri, bu anlaşmaya şiddetle karşı çıktılar. Filistin sorununun kesin bir çözüme kavuşturulmadığını, zaten bu sorunun bütün Arap ülkelerini ilgilendirdiğini, hiçbir ülkenin tek başına bu sorunu çözmek konusunda adım atmaya yetkili olmadığını belirterek, Mısır’ı anlaşmayı imzalamaması için uyardılar. Bunun dışında, anlaşmada Kudüs’ten tek bir kelimeyle bile söz edilmemesi, başka bir itiraz konusu oldu.
Bunun üzerine Mısır ile Arap dünyası arasındaki ilişkiler neredeyse tümüyle koptu. Arap Birliği’nin 19 üyesinin dışişleri, maliye ve ekonomi bakanları Bağdat’ta bir araya geldiler. Toplantıdan Mısır’la olan diplomatik ve ekonomik ilişkilerin kesilmesi kararı çıktı. Elçiler geri çağrıldı, ekonomik ilişkiler donduruldu, yardımlar askıya alındı. Mısır yalnız bırakıldı; ABD’nin büyük çaplı askeri ve ekonomik yardımını kabul etti.
Bu anlaşma bölgeye hiçbir şekilde kalıcı bir barış getirmediği gibi, silahlanma yarışının daha da hızlanmasına, yoksul bölge halkının ağır silah harcamaları altında ezilmesine neden oldu.