Search
Close this search box.

26 Haziran 1970: Aleksander Dubçek, Çekoslovakya Komünist Partisi’nden ihraç edildi

60’lı yılların sonunda Doğu Avrupa ülkeleri, stalinizmin çelik pençesinin tutsağıydılar. Bu ülkelerin izleyeceği politikalar, Kremlin’deki Rus bürokrasinin çıkarlarına göre belirleniyordu. Çekoslovakya, stalinizmin en sert şekliyle uygulandığı diktatörlüklerden biriydi. 1952 yılında 10 bakan idam edilmiş, Komünist Partisi’nin 60.000 üyesi tutuklanmış ve 130.000 insan çalışma kamplarına gönderilmişti.

Sonraki 10 yıllık süre zarfında Çekoslovakya’ya ölüm sessizliği hakim oldu. Ancak 1968 yılının ilk aylarında ülke şiddetli bir siyasi krizle sarsılmaya başlayınca, durum hızla değişti. Antonín Novotný, Ocak ayında 1. Sekreterlik görevinden ayrıldı. Yerine Moskova’nın izniyle Dubçek etrafında toplanmış bir dizi reformcu geldi. Bunlar, Çekoslovakya’da “insani çehreli sosyalizmi” kuracaklarından söz ediyorlardı.

Ancak Dubçek için demokratikleşmenin anlamı, politik ve ekonomik aygıtların başında bulunan yaşlı Stalinistlerin yerine daha gençlerini geçirmekten ve çalışmayan ekonomik kuruluşları işler hale getirmekten fazlası değildi. Bu perspektife sahip olması doğaldı, çünkü Dubçek de ülkenin Slovakya kısmında parti organlarında çalışarak basamakları teker teker çıkmış olan bir KP üyesiydi.
Ancak Dubçek’in bu çok sınırlı reform paketi, halk arasında beklenmedik bir heyecanın doğmasına neden oldu. Binlerce insan sokağa dökülerek daha fazla özgürlük talebinde bulundu ve “Prag Baharı” olarak bilinen süreci başlattı.

Stalinizmin baskı aygıtı artık çalışmaz olmuştu. Gazeteciler ve entelektüeller yüksek sesle toplum eleştirisi yapmaya başladılar. Kısa sürede fabrikalar da hareketlenmeye başladı. Başlangıçta sürece çekingence yaklaşmış olan işçiler, artık ayağa kalkmışlardı. Prace isimli sendika gazetesi “ekonomik, sosyal ve maddi taleplerin artık su yüzüne çıktığını” yazıyordu. Pisek’teki Electropristoje fabrikasında ücretlerde gidilen kısıtlamaya karşı 70 dakikalık grev yapıldı. İşçiler bu şekilde sadece grev hakkı almakla kalmamış, eski Birinci Sekreter Novotný’nin binlerce adamını sendikalardan uzaklaştırmışlardı.

Pek çok işyerinde “komünistsiz sendika!” sloganı yükselmeye başlamıştı. Aero Fabrikası’nda kurulan dört işyeri komitesinde, tek bir stalinist bile yoktu. Mayıs ayından itibaren kurulan yüzlerce işyeri komitesi, ekonomik taleplerin yanı sıra basın özgürlüğü de istemeye başladılar.

Bürokrasinin gözünde bu yaşananlar kabul edilebilecek şeyler değildi. Dubçek de endişelenmeye başlamış, halkı “anarşiye” karşı uyarmaya çalışıyordu. Ancak bastırmak için gösterdiği tüm çabalara rağmen, 1968 yazında hareket iyiden iyiye büyümüş ve bürokrasinin kontrol edemeyeceği bir yere gelmişti.

Bundan ötürü SSCB bürokrasisi 1953’de Doğu Almanya’da, 1956’da da Macaristan’da yaptığını yapmaya, yani orduyu harekete geçirmeye karar verdi. 20 Ağustos’u 21.ine bağlayan gece Çekoslovakya vatandaşları, Varşova Paktı ülkelerinin tanklarının uğultusuyla uyandılar. Stalinizmin orduları dört saat zarfında bütün önemli havalimanlarını, şehirleri ve kurumları ele geçirdiler. Dubçek ve diğer beş başkanlık üyesi Moskova’ya götürüldü. Yaklaşık 200 sivil öldürüldü. Ancak yine de askerler halkın direnişini tam olarak kırmayı başaramadılar.

SSCB bürokrasisi işgali siyasi olarak hazırlamamış, Çekoslovak işbirlikçileri ortak çalışma için örgütlememişti. Basın ve yayın organları, işgali mahkum etmeye başladılar. Bu arada Prag’a geri dönen Dubçek gizli bir parti kongresi toplayarak işgali eleştirdi. Ancak halkın silahlı direniş bir yana dursun, ne bir grev, ne de bir gösteri yapmasını istiyordu. SSCB KP genel sekreteri Leonid Brejnev’i, Çekoslovakya’da “istikrarı” tekrar sağlayabileceğine ikna etmeyi umuyordu. Bu nedenle halka Ruslarla durumu “normalleştirmek” konusunda anlaştığını açıkladı.

İnsanlar çok öfkelenmişti. 40.000 Skoda işçisi Dubçek’in Moskova’yla yaptığı görüşmeleri “utanç verici bir ihanet” olarak adlandırdı. Direniş giderek büyüdü. Öğrenciler üniversiteleri işgal ettiler ve işçi sınıfı onları güçlü bir şekilde destekledi. Pek çok işyerinde dayanışma için sirenler çalındı.

Sonraki aylarda direniş güçlenerek devam etti. Aralık ayında Çekoslovak Metal İşçileri Sendikası grev tehdidinde bulundu. Ocak 1969’da, Jan Palach adlı öğrencinin reformların geri alınışını protesto etmek için kendisini yakması üzerine 800.000 insanın katıldığı büyük gösteriler düzenlendi. İşgalin ilk yıldönümünde bütün büyük şehirlerde protestolar yapıldı. Daha sonra hareket ağır ağır geri çekilmeye başladı. Fakat batıdaki işçi sınıfı üzerindeki etkisi çok büyük oldu. Doğu Bloğu ülkelerindeki sistemin “sosyalizm”le yakından uzaktan ilgisi olmadığı kesin olarak anlaşıldı.

Dubçek, Nisan 1969’da parti birinci sekreterliğinden alınarak Federal Meclis başkanlığına getirildi. Ocak 1970’te Türkiye’ye büyükelçi olarak tayin edildi. 26 Haziran 1970’de partiden ihraç edilerek Prag’a geri çağrıldı. Orman idaresi müfettişliğine getirildiği Bratislava’da gözetim altında yaşadı.

Alexander Dubçek, Çekoslovak Komünist Partisi ve Prezidyum üyelerinin topluca istifa etmelerinden sonra 28 Aralık 1989’da oy birliğiyle parlamento başkanlığına seçildi. 27 Haziran 1990’da yeni seçilen Çekoslovakya parlamentosunun başkanlığına getirildi. 7 Kasım 1992’de trafik kazası sonucu öldü.

ilginizi çekebilir

imamoglu-3
İktidar partisinin toplumdan kopuşu hızlandı
GnMr-b9XgAAAA6n
Okullarda boykot, işyerlerinde grev
istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi