Search
Close this search box.

25 Mart 1912: Türkleştirme politikalarının temeli atıldı

Türk Ocakları, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin milliyetçi fikirlerini geliştirmek ve yaymak maksadıyla İstanbul’da kuruldu. Tüzüğünde “ocak zinhar siyasetle iştigal etmez” maddesine rağmen, önce İttihat ve Terakki’nin sonra da CHF’nin kültür şubesi görevini gördü.

Şevket Süreyya Aydemir, “Suyu Arayan Adam” adlı eserinde ilk gençlik yıllarından uzunca bahseder. Edirne’de Bulgar ve Rum komşularının çocuklarıyla çetecilik oynadığını, kendilerine “kaptan”, “voyvoda” gibi sıfatlar yakıştırdıklarını, bu oyunlarda birbirlerinin kafasını yarmaktan çekinmediklerini, imparatorluğun dağılma sürecini daha çocukken bile yakından hissettiklerini anlatır.

Bir süre Kuleli Askeri Lisesi’ne devam ederse de, babası onun asker olmasını istemez, Edirne’de öğretmen okuluna devam eder. Ancak gittiği okullarda Türkçü ve Turancı fikirlerle yoğun bir şekilde tanışır. Dünyanın en eski milleti Türklerdir. Orta Asya’dan dünyaya yayılarak, gittikleri yeri medeniyete kavuşturmuşlardır. Kahraman ve mağrur, ancak aynı zamanda yüce gönüllüdürler. Türkler şimdi çeşitli sebeplerden kötü duruma düşmüşlerdir, ancak günün birinde ayağa kalkacak ve bir bayrak altında toplanacaklardır: Turan.

Şevket Süreyya, işte bu düşüncelerle dolu olarak, okuduğu “Aydemir” adlı Turancı bir romanın da etkisinde kalarak, gönüllü olarak cepheye gider. İstanbul’da İttihat ve Terakki okullarında Anadolu bir cennet olarak anlatılmıştır ona. Yemyeşil kırların içinde güzel, temiz köyler vardır. Halk çalışkandır, yiğittir. Hakim ihtiyarlar ağaçların altında öğütler vermektedir. Ama Şevket Süreyya’nın gördüğü Anadolu yanmış, yıkılmış, harap bir yerdir. Halk yıllardır devam eden savaşlardan yorulmuş, bıkmış, bitap düşmüştür. Savaşmayı istememektedir. Türklük denilen kavramdan ise zaten bihaberdir, Şevket Süreyya komutanı olduğu birliğe hangi milletten olduklarını sorar, “İslamız”, “Kızılbaşız” diyen çıkar, ama Türk olduğunu söyleyen kimse yoktur. Şevket Süreyya derin bir hayal kırıklığına uğrar. Uğruna ölümü göze aldığı Turan’ı daha bulmadan yitirmiştir. Böyle bir şey yoktur, koca bir yalandır.

Türk Ocakları, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin işte bu Türkçü ve Turancı ideolojini geliştirmek ve yaymakla görevli bir organıydı denilebilir. Cenevre ve Lozan’da eğitim gören Jön Türkler tarafından kurulan “Türk Yurdu” Cemiyeti’ne paralel olarak İstanbul’da kuruluş çalışmalarına başlandı, 25 Mart 1912 tarihinde Ahmet Ferik (Tek) başkanlığında resmen kuruldu. Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmesi ve Turancı fikirlerin güçlerini yitirmesiyle birlikte eski öneminden uzaklaştı, ancak varlığını cumhuriyet döneminde de sürdürdü. Başkanlarından Hamdullah Suphi Tanrıöver, 1930 yılında Alman faşizmi ile sosyal ve siyasi olarak ortak noktaları olduğunu açıkladı. 1931 yılında Türk Ocağı lağvedildi ve yerine Halkevleri kuruldu.

ilginizi çekebilir

imamoglu-3
İktidar partisinin toplumdan kopuşu hızlandı
GnMr-b9XgAAAA6n
Okullarda boykot, işyerlerinde grev
istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi