Bu kongrede kısa bir süre önce II. Enternasyonal içinde yer alan, ancak şimdi III. Enternasyonal’e katılmak isteyen partilerin ve grupların durumu görüşüldü. II. Enternasyonal içinde yer alan sosyal demokrat partilerin kendi burjuvazileri lehine savaşı desteklemeleri nedeniyle bir daha iflah olamayacak şekilde dağılmıştı.
II. Enternasyonal’de yer alan, III. Enternasyonal’in giderek güçlendiğini gören ve ona katılmak isteyen partilerin bir kısmının içinde (İtalya, İsveç, Norveç, Yugoslavya, v.b.) eski reformist ve oportünist durumlarını koruyan unsurlar bulunuyordu.
Macar komünistlerinin reformistlerle birleşmesinin Macar Devrimi’ne ne büyük zararlar verdiği, Macar proletaryasına çok pahalıya mal olduğu tecrübesi henüz pek yeni olduğu için, bu partilerin III. Enternasyonal’e eski fikirleriyle katılmalarını engellemek için 21 katılım koşulu getirildi.
Bu koşullar söz konusu partilerin sağ kanatları tarafından şiddetle eleştirilince, Lenin özellikle Alman ve Fransız işçilerine yönelik olarak yazdığı bir mektup ile durumu açıklama ihtiyacı hissetti. 24 Eylül 1920’de kaleme alınan ve 25 Eylül’de Pravda’da yayınlanan mektupta Lenin şunları söylüyordu:
Yoldaşlar! Almanya’nın ve Fransa’nın burjuva basını, Almanya Bağımsız Sosyal Demokrat Partisi’nde ve Fransa Sosyalist Partisi’nde Komünist Enternasyonal’e katılmaya dair yürütülen tartışmaları dikkatle takip ediyor. Burjuva basını her iki partinin sağ oportünist kanatlarının görüşlerini büyük bir enerjiyle savunuyor.
Bu anlaşılabilir bir durumdur, çünkü bu sağ unsurlar aslında Dittmann ve Crispien gibi, devrimci düşünmeyi beceremeyen ve işçi sınıfına devrimin hazırlanmasında ve gerçekleştirilmesinde yardım etme yeteneğine sahip olmayan küçük burjuva demokratlarıdır. Bu sağ, oportünist unsurlardan kopmak bir zorunluluktur, gerçekten devrimci, gerçekten proleter kitleleri birleştirmenin tek yolu budur.
Moskova “diktası” şamataları sıradan bir oyalama taktiğidir. Gerçekte Komünist Enternasyonal İcra Kurulu’nun yirmi üyesinin sadece beşi Rusya Komünist Partisi üyesidir. Bu “dikta” söylentileri ile insanlar ya kendilerini, ya da başkalarını kandırmaktadırlar. AKİP’nin (Almanya Komünist İşçi Partisi) proletaryanın devrimci savaşının yolundan ayrılmış olan liderinin iflası nasıl bir söylenti sayesinde perdelendiyse, bu söylentinin amacı bir dizi oportünist liderin iflasını perdelemektir. “Moskovalı diktatörlerin” Komintern’e kabul şartlarında belirli bazı kişileri hedef aldıkları şamatası da bir aldatmacadır. Kabul şartlarının 20. Maddesi’nde sağ kanat liderlerine karşı getirilen sert tedbirlere ve merkezi kurumların bileşimine ilişkin istisnaların bulunduğu, ancak bu istisnaların III. Enternasyonal’in İcra Kurulu’nun iznine tabi olduğu ifade edilmektedir.
Yani burada istisnalara izin verildiği doğrudan ilan ediliyorsa, o zaman şu veya bu kişiye asla izin verilmeyeceği iddiasından söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla geçmişin değiş şimdinin, görüşlerde bireylerin, her bir liderin tutumlarında yaşanılan değişikliklerin dikkate alınmak zorunda olduğu tümüyle kabul edilmektedir. Yani III: Enternasyonal’in İcra Kurulu’nun onayıyla istisnalara izin veriliyorsa, bu icra kurulunda Ruslar sadece dörtte birlik kısmı teşkil ediyor – bütün bu “diktatörlük” şamataları vs. saçmalığın ta kendisidir, gerçekle hiçbir ilgisi yoktur.
Bütün bu şamata sadece dikkatleri başka yöne çekmek için yapılmış bir manevradır. Gerçekte devrimci, proleter unsurlarla oportünist, küçük burjuva unsurlar arasında bir mücadele söz konusudur. Bu son grubun içinde Hilferding, Dittmann, Crispien, Almanya ve Fransa parlamentolarındaki çok sayıda fraksiyon üyesi vs. bulunmaktadır. Bu iki politik yönelim arasındaki mücadele istisnasız olarak dünyanın bütün ülkelerinde süregitmektedir. Bu mücadelenin uzun bir tarihi vardır; bu mücadele emperyalist savaş sonrasında her yerde keskinleşmiştir ve keskinleşmeye devam etmektedir. Oportünizm “işçi aristokrasisi”nin unsurları, sendikalardaki, birliklerdeki eski bürokrasi, küçük burjuva aydınları ve başkaları tarafından temsil edilmektedir.
Yalpalamaları, “menşevizmleri” (Dittmann ve Crispien aynı bizim Menşeviklere benzemektedir) nedeniyle burjuvazinin işçi hareketi içinde proletarya üzerinde, sosyalist partiler üzerinde etkili olmasına neden olan bu unsurlar temizlenmeden, bu yönelimden kopuş yaşanmadan, bu yönelimin bütün önemli temsilcileri dışlanmadan devrimci proletaryanın birliğinin sağlanması imkânsızdır.
Reformizm ile menşevizm arasındaki sonu gelmez yalpalamaları, devrimci düşünme ve davranma konusundaki yetersizlikleri nedeniyle Dittmann, Crispien vb., farkında bile olmadan burjuvazinin etkisini proletarya partisindeki proletaryaya taşımakta ve proletaryayı burjuva reformizmine tabi tutmaya çalışmaktadırlar. Sadece bu ve benzeri kişilerle bağları kopartmak suretiyle burjuvaziye karşı, burjuvaziyi devirmek için devrimci proletaryanın uluslararası birliği sağlanabilir.
İtalya’daki olaylar, Crispien ve Dittmann ile “birlik” ve “barış”ın ne kadar büyük zararlar verdiğini görmek istemeyen en inatçı kişilerin bile gözlerini açmalıdır. İtalyan Crispien ve Dittmann’ları (Turati, Prampolini, D’Aragona) gerçek bir devrim olgunlaştığı anda, İtalya devriminin önüne engeller koymaya başlıyorlar. Bu yöndeki olaylar bazı yerlerde daha hızlı, bazı yerlerde daha yavaş olmak kaydıyla bütün Avrupa’da, bütün dünyada gerçekleşmektedir.
Artık Dittmann ve Crispien’le, “Almanya Bağımsız Sosyal Demokrat Partisi”nin, İngiliz “Bağımsız İşçi Partisi”nin, Fransa Sosyalist Partisi’nin sağ kanatlarıyla “birlik” veya “barış” tesis etmek şeklinde son derece zararlı illüzyonlara bir son vermenin vakti gelmiştir. Artık bütün devrimci işçilerin partilerini bunlardan temizlemesinin ve proletaryanın komünist partilerinin gerçek birliğini sağlama zamanıdır.
Komünist Enternasyonal’in İkinci Kongresi’nde Komünist Enternasyonal’e kabul edilmek için belirlenen 21 koşul ise şöyleydi:
1. Gündelik propaganda ve ajitasyon, gerçekten komünist nitelik taşımalı ve Komünist Enternasyonal programıyla kararlarına uygun olmalıdır. Partinin bütün basın organları, proletarya davasına bağlılıklarını kanıtlamış, güvenilir komünistler tarafından yönetilmelidir. Proletarya diktatörlüğünden, ezberlenmiş ve kanıksanmış bir formül gibi söz etmek uygun değildir.
Proletarya diktatörlüğünün propagandası, her emekçinin, kadın işçinin, askerin ve köylünün, basınımızda da sistematik bir biçimde işlenen gündelik hayatın olgularından, proletarya diktatörlüğün zorunlu olduğu sonucuna varmasını sağlayacak şekilde yapılmalıdır.
Periyodik ve periyodik olmayan basın ve tüm yayınlar, parti ister legal ister illegal olusun, onun merkez komitesine tamamen tabi olmalıdır. Yayın organlarının özerkliklerini kötüye kullanmaları ve partinin politikasına uymayan bir politika gütmeleri kabul edilemez.
Basın organlarının sütunlarında, halk toplantılarında, sendikalarda, kooperatiflerde, Üçüncü Enternasyonal taraftarlarının girme imkanı buldukları her yerde, sadece burjuvaziyi değil, onun işbirlikçilerini, her türden reformistleri, sistemli ve acımasız biçimde teşhir etmek zorunludur.
2. Komünist Enternasyonal’e katılmak isteyen her örgüt, işçi hareketi içinde şu ya da bu oranda sorumluluğu olan bütün görevlerden (parti örgütleri, yazı kurulları, sendikalar, parlamento fraksiyonları, kooperatifler, yerel yönetimler) reformistleri ve merkezcileri düzenli ve sistematik bir biçimde uzaklaştırarak, onların yerine sınanmış komünistleri geçirmelidir; ve özellikle başlangıçta deneyimli militanların yerine, emekçi sıra neferlerini geçirmekten çekinmemelidir.
3. Avrupa ve Amerika’nın hemen bütün ülkelerinde, sınıf mücadelesi iç savaş dönemine giriyor. Bu koşullar altında komünistler, burjuva legalitesine güvenemezler. Her yerde, belirleyici an geldiğinde, devrime karşı ödevini yerine getirebilecek kapasitede bir gizli organizmanın legal örgüte paralel olarak yaratılması zorunludur. Sıkıyönetim ve olağanüstü yasalar yüzünden komünistlerin bütün çalışmalarını legal olarak sürdürme imkan bulamadıkları bütün ülkelerde, legal çalışmanın illegal çalışmayla kombine edilmesi kesinlikle zorunludur.
4. Komünist fikirlerin yaygınlaştırılması ödevi, ordu içinde ısrarlı, sistemli bir propaganda ve ajitasyon yürütmeyi mutlak bir zorunluluk olarak dayatır. Olağanüstü yasaların açık propagandaya zorluk çıkarttığı durumlarda bu propaganda illegal olarak yürütülmelidir. Böyle bir çalışmadan kaçınmak, devrimci görevlere ihanetle eş anlama gelir ve Komünist Enternasyonal üyeliğiyle bağdaşmaz.
5. Kırsal alanda sistemli ve planlı bir ajitasyon zorunludur. Kırsal alanın emekçilerinin (gündelikçi tarım işçileri ve en yoksul köylüler) hiç değilse bir bölümünü arkasına alamamışsa ve izlediği politika aracılığıyla kırsal alanın geri kesimlerinin hiç değilse bir kısmını tarafsız hale getirememişe, işçi sınıfı zafer kazanamaz. Kırsal kesimdeki komünist çalışma, günümüzde başlı başına bir önem kazanmaktadır. Bu çalışma esas olarak kırlarla temas halindeki komünist işçiler eliyle yürütülmelidir. Bu görevden kaçmak ya da onu güvenilmez, yarı reformist ellere teslim etmek, proleter devrimden vazgeçmekle aynı anlama gelir.
6. Komünist Enternasyonal’e katılmak isteyen her parti, sadece açık sosyal yurtseverliği değil, iki yüzlü ve sahte sosyal pasifizmi (barışçılık) de teşhir etmekle yükümlüdür; kapitalizm devrimci yoldan yıkılmadıkça ne uluslararası hakem mahkemelerinin, ne silahlarının sınırlanmasına ilişkin tartışmaların, ne de Milletler Cemiyeti’nin «demokratik» tarzda düzeltilmesinin hiçbir zaman yeni emperyalist savaşları önleyemeyeceğini işçilere sistemli biçimde anlatmalıdır.
7. Komünist Enternasyonal’e katılmak isteyen partiler, reformizmden ve «merkez»in politikasından tam ve kesin bir kopuşun gerekli olduğunu kabul etmek ve parti üyeleri arasında bu kopuşun propagandasını yapmakla yükümlüdürler. Bu olmadan tutarlı bir komünist politika yürütmek mümkün değildir.
Komünist Enternasyonal’in bu kopuşun en kısa zamanda gerçekleştirilmesi yolunda yaptığı talep, kayıtsız şartsız bir ültimatom niteliğindedir. Komünist Enternasyonal, artık Turuti, Modigliani, Kautsky, Hilferding, Hillquith, Longuet, Macdonald, vb. kişilerin temsil ettiği tescilli reformistlerin kendilerini Üçüncü Enternasyonal üyesi olarak görmelerini ve burada temsil edilmelerini kabul edemez. Bu durum Üçüncü Enternasyonal’in fazlasıyla İkinci Enternasyonal’e benzemesine yolaçacaktır.
8. Burjuvazisi sömürge sahibi olan veya başka ulusları ezen ülkelerdeki partilerin, sömürgeler ve ezilen milliyetler sorununda özellikle belirgin ve açık bir eylem çizgisine sahip olmaları zorunludur. Komünist Enternasyonal’e katlmak isteyen her parti, «kendi» emperyalistlerinin sömürgelerde giriştiği oyunları teşhir etmek, sömürgelerdeki her kurtuluş hareketini sırf sözlerle değil eylemlerle de desteklemek, kendi ülkesinin emperyalistlerinin bu sömürgelerden kovulmasını istemek, ülkesinin işçilerinin yüreklerinde sömürgelerin ve ezilen ulusların emekçi halkına karşı gerçekten kardeşçe duygular yaratmaya yönelik bir eğitim çabası sürdürmek ve ülkesinin askeri birlikleri içinde sömürge halkları üzerindeki her türlü baskıya karşı sistemli bir ajitasyon yürütmek yükümlülüklerini taşır.
9. Komünist Enternasyonal’e katılmak isteyen her parti, sendikalar, kooperatifler ve işçilerin diğer kitle örgütleri içinde sistemli ve ısrarlı bir faaliyeti sürdürmek zorundadır. Bu örgütler içinde, sürekli ve ısrarlı bir çalışmayla sendikaları, vb. komünizm davasına kazanacak komünist çekirdekler örgütlemek gerekir. Bu çekirdeklerin ödevi, her yerde, sosyal yurtseverlerin ihanetini ve «merkez»cilerin ikircimlerini teşhir etmektir. Bu komünist çekirdekler kesinlikle partinin bütününe tamamen tabi olmalıdırlar.
10. Komünist Enternasyonal üyesi olan her parti, Amsterdam’da kurulan sarı sendikaların «Enternasyonal»ine karşı amansız bir mücadele sürdürmekle yükümlüdür. Sendikalarda örgütlenmiş işçiler arasında Sarı Amsterdam Enternasyonali’yle bağları koparmak gerektiğinin propagandasını yapmalıdır. Komünist Enternasyonal’e bağlanan kızıl sendikaların oluşmakta olan uluslararası birliğini elindeki her türlü araçla desteklemelidir.
11. Komünist Enternasyonal’e katılmak isteyen partiler, parlamento fraksiyonlarının bileşimini gözden geçirmekle yükümlüdürler; bütün güvenilmez öğeleri buradan uzaklaştırmalı; parlamento gruplarını sırf sözle değil fiilen de parti merkez komitesine tabi kılmalı; her komünist parlamento üyesinin, bütün çalışmalarını gerçekten devrimci bir propagandanın ve ajitasyonun çıkarlarına tabi kılınmasını istemelidir.
12. Komünist Enternasyonal üyesi partiler, demokratik merkeziyetçilik ilkesi temelinde örgütlenmelidir. İçinde yaşadığımız iç savaşın keskinleşme döneminde, komünist parti ancak, olabildiğince merkeziyetçi bir tarzda örgütlenmişse, parti içinde askeri disipline yaklaşan bir demir disiplin hüküm sürüyorsa ve tartışmasız bir otorite ve geniş yetkilerle donatılmış merkezi organizması, militanlarının hepsinin güvenini kazanmışsa, görevlerini yerine getirebilir.
13. Komünistlerin faaliyetlerini yasal olarak sürdürebildikleri ülkelerin komünist partileri, partiyi içlerine sızan çıkarcı ve küçük burjuva unsurları uzaklaştırabilmek için örgütlerinde zaman zaman temizlikler yapmak zorundadırlar.
14. Komünist Enternasyonal’e üye olmak isteyen her parti, bütün sovyet cumhuriyetlerine, karşı devrimci güçlerle yürüttükleri mücadelede kayıtsız koşulsuz destek sağlar. Komünist partileri, sovyet cumhuriyetlerinin düşmanlarına silah ve cephane taşınmasını reddetmeleri için işçiler arasında usanmaz bir propaganda yürütmeli; sovyet cumhuriyetlerine gönderilen askeri birlikler arasında yasal ya da yasa dışı propaganda sürdürmelidirler.
15. Şimdiye kadar eski sosyal demokrat programlarını korumuş olan partiler, mümkün olan en kısa zamanda bu programlarını değiştirmek ve ülkelerinin özel koşullarına uygun yeni bir komünist programı Komünist Enternasyonal’in anlayışı doğrultusunda hazırlamakla yükümlüdürler. Kural olarak, Komünist enternasyonal’e üye bütün partilerin programlarının, Komünist Enternasyonal’in olağan kongresi veya Yürütme Komitesi tarafından onaylanması gereklidir. Komünist Enternasyonal Yürütme Komitesi’nin bir partinin programını onaylamaması durumunda, söz konusu partinin, Komünist Enternasyonal Kongresi’ne başvurma hakkı vardır.
16. Komünist Enternasyonal Kongresi’nin ve Yürütme Komitesi’nin bütün kararları, Komünist Enternasyonal’e üye olan tüm partiler için bağlayıcıdır. En keskin iç savaş koşullarında faaliyet gösteren Komünist Enternasyonal, İkinci Enternasyonal’de olduğundan çok daha fazla merkeziyetçi bir tarzda örgütlenmek zorundadır. Komünist Enternasyonal ve onun Yürütme Komitesi, farklı ülkelerdeki değişik mücadele koşullarını hesaba katarak sadece bu türden kararın alınmasının mümkün olduğu sorunlarda genel ve bağlayıcı kararlar almaya özen göstermelidir.
17. Bütün daha önce söylenenlere bağlı olarak, Komünist Enternasyonal’e üye olmak isteyen bütün partiler, adlarını değiştirmek zorundadırlar. Komünist Enternasyonal’e üye olmak isteyen her parti, şu ya da bu ülkenin Komünist Partisi (Komünist Enternasyonal Seksiyonu) adını taşımak zorundadır. Adlandırma sorunu sadece biçimsel bir sorun değil, son derece önemli bir siyasal sorundur. Komünist Enternasyonal, bütün burjuva dünyasına ve tüm eski sarı sosyal demokrat partilere savaş açmıştır. Komünist partilerle, işçi sınıfına ihanet etmiş eski resmi «sosyal demokrat» veya «sosyalist» partiler arasındaki fark, her emekçiye net bir biçimde gösterilmelidir.
18. Bütün ülkelerin partilerinin önde gelen basın organları, Komünist Enternasyonal Yürütme Komitesi’nin bütün önemli resmi belgelerini yayınlamakla yükümlüdürler.
19. Komünist Enternasyonal’e üye olan ya da katılmak için başvuran bütün partiler, mümkün olduğu kadar çabuk, ama en geç Komünist Enternasyonal’in İkinci Kongresi’nden sonraki dört ay içinde, olağanüstü bir kongre toplamak ve bütün bu koşulların yerine getirilip getirilmediğini araştırmakla yükümlüdürler. Bu arada, merkez komiteleri, bütün yerel örgütlerin, Komünist Enternasyonal İkinci Kongre kararlarını öğrenip öğrenmediğini gözetmek zorundadır.
20. Şimdi Üçüncü Enternasyonal’e bağlanmak isteyen, ama henüz eski taktiklerini köklü bir biçimde değiştirmemiş bulunan partiler ilk önce şuna dikkat etmelidir: bu partilerin merkez komite üyelerinin ve en önemli merkezi kurumlarının üyelerinin üçte ikisi, partinin Üçüncü Enternasyonal’e katılması doğrultusunda daha İkinci Kongre’den önce açıkça tutum almış yoldaşlardan oluşmalıdır. Komünist Enternayonal’in Yürütme Komitesi’nin onayıyla istisnalar gözetilebilir. Yürütme Komitesi yukarıdaki gözetme yedinci paragrafta zikredilen merkezci eğilimin temsilcileri ile ilgili istisnaları hakkı da saklı tutar.
21. Komünist Enternasyonal tarafından ortaya konan tez ve koşulları kabul etmeyen parti üyeleri partiden ihraç edilmelidir; bu olağanüstü kongre delegeleri için de geçerlidir.