Ahmed Cemal Paşa 6 Mayıs 1872’de Midilli’de doğdu. Askeri eczacı Mehmed Nesib Efendi’nin oğludur. Önce Kuleli Askeri İdadisi’ni, sonra da Harbiye Mektebi’ni bitirdi. 1895’te kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. 1898’de Selanik’teki 3. Ordu’ya redif fırkası (tümeni) kurmay başkanı olarak atandı. Burada İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi, cemiyetin askeri kanadının örgütlenmesiyle görevlendirildi.
II. Meşrutiyet ‘in ilanının (1908) ardından Selanik’teki İttihat ve Terakki Cemiyeti genel merkezi tarafından İstanbul’a gönderilen 10 kişilik temsil heyetinde yer aldı. Ardından cemiyetin genel merkez üyeliğine seçildi. Aynı yıl kaymakamlığa (yarbay) yükseltilerek Anadolu’ya gönderilen Heyet-i İslahiye üyeliğine getirildi. Bu sırada 31 Mart Olayı’nın (13 Nisan 1909) çıkması üzerine İstanbul’a dönerek Yeşilköy’de ayaklanmayı bastırmakla görevlendirilen Hareket Ordusu’na katıldı. Ayaklanmanın bastırılmasının ardından Üsküdar muhafızlığına atandı (Mayıs 1909).
Kısa bir süre Adana valiliği yaptı, Ağustos 1911’de Arap aşiretlerinin çıkardığı ayaklanmaları bastırmak üzere Bağdat valiliğine atandı. İttihatçıların desteğindeki Mehmet Said Paşa hükümetinin istifa etmesi üzerine, Temmuz 1912’de bu görevinden ayrılarak İstanbul’a döndü.Babıali Baskını (23 Ocak 1913) olarak bilinen hükümet darbesinin ardından İttihatçılar başa geçince İstanbul muhafızlığına getirildi. Şubat 1914’te Nafia (Bayındırlık), 11 Mart 1914’te Bahriye Nazırlığına atandı.
Bu esnada İttihat Ve Terakki’nin ulus devlet kurma projelerinin bir parçası olarak Enver ve Talat paşalarla birlikte Ermeni soykırımını örgütledi ve yönetti. 1915’te ferikliğe (Korgeneral) yükseldi. Mısır’ı İngilizlerden almak amacıyla düzenlenen Kanal Seferi olarak bilinen çarpışmalarda komuta ettiği Osmanlı güçleri ağır kayıplar verince geri çekilmek zorunda kaldı. Bunu Filistin Cephesindeki başka yenilgiler izledi. Gittikçe kötüleşen durumu düzeltmek amacıyla Temmuz 1917’de Yıldırım Orduları Grubu kurularak 4. Ordu kaldırıldı. Cemal Paşa da göstermelik bir görev olan Suriye ve Batı Arabistan Orduları Genel Komutanlığına (Suriye, Filistin,Hicaz,Yemen ve Asir bölgesi komutanlığı) atandı ve birinci ferikliğe (Korgeneral) yükseltildi. 1918’de bölgenin denetimi Yıldırım Orduları Grubu’na verilince bu görevden de alındı.
Cemal Paşa Suriye’de bulunduğu sırada yerli halka yaptığı zulümle tanındı. Çok sayıda ileri gelen Arap’ı öldürttü veya sürgüne gönderdi. Falih Rıfkı Atay, “Zeytindağı” adlı eserinde bunu şöyle anlatıyordu: “Suriye’de derler ki, eğer Cemal Paşa birisiyle görüştüğü zaman burnunu kaşırsa sürgün düşünüyor, sakalını karıştırırsa affedip etmemeyi düşünüyor demektir. Yalnız bıyık burmasından korkunuz, o zaman bu görüşmenin ölüme kadar yolu vardır.”
Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması üzerine 1-2 Kasım 1918 gecesi Enver Paşa ve Talat Paşa ile birlikte bir Alman denizaltısıyla Odessa’ya, oradan da Berlin’e gitti. Tam bu sırada İstanbul’daki sıkıyönetim mahkemesince (Âliye Divan-ı Harb-i Örfi), Osmanlı’da yaşayan Arap unsurlarının isyanına sebep olmak suçundan gıyabında önce ordudan atılmasına, sonra da idamına karar verildi (5 Temmuz 1919).Ardından İngilizlere karşı mücadele eden Afgan ordusunun modernleştirilmesi için Afganistan’a gitti. Bolşeviklerin siyaset değişikliği sonucu Tiflis’e geçti. Burada bir süre Enver Paşa ile bir grup İttihatçının Rusya ve tüm Asya’daki Türkleri Turancı amaçlar etrafında birleştirmeye yönelik etkinliklerine katıldı. 21 Temmuz 1922’de, Anadolu’ya dönme hazırlıkları içindeyken Tiflis’te Karakin Lalayan ve Sergo Vartanyan adlı iki Ermeni genci tarafından öldürüldü. Cenazesi Kâzım Karabekir tarafından Erzurum’a getirildi.
Bu soykırım suçlusunun isminin Türkiye’de hâlen pek çok mahalle, bulvar ve caddeye verilmiş olması bir insanlık ayıbıdır.