Search
Close this search box.

21 Nisan 1967: Yunanistan darbecilerin pençesine düştü

Yorgo Papadopulos komutasındaki “Albaylar Cuntası” darbeyle iktidara el koydu. Demokratik haklar ve özgürlükler askıya alındı. Ülke çapında işkence merkezleri kuruldu; işçi sınıfının örgütleri dağıtıldı ve işçiler üzerinde terör estirildi. Yoğun bir milliyetçilik propagandası yapıldı, batı müziğinin dinlenmesi yasaklandı. Radyolar sabah akşam askeri marşlar çalmaya başladı. Cunta 1974 yılında devrildi.

Bundan tam 48 yıl önce bugün, Yunanistan’ı tam yedi yıl karanlıklar içinde bırakacak olan “Albaylar Cuntası” darbeyle yönetime el koydu.

İkinci Dünya Savaşı’nda gerçekleşen Alman işgalinden hemen sonra Yunanistan İç Savaşı başlamış, solcular barış anlaşmasının imzalandığı 1949 yılına kadar muhafazakârlarla ve kralcılarla savaşmışlardı. Solcular Sovyetler Birliği ve Yugoslavya, diğerleri ise İngiltere ve Amerika tarafından destekleniyordu. “Truman doktrini” uyarınca ABD’nin amacı, Yunanistan’ın da Sovyetler Birliği’nin nüfuz alanına girmesini engellemekti. Balkanların bu durumda olmayan tek ülkesi Yunanistan, 1952’de NATO’ya dahil edildi.

1964 yılında Kral Paul I.’in ölmesiyle birlikte, oğlu Konstantin II. kral oldu ve ülkedeki sosyoekonomik kriz derinleşmeye başladı. Yeni kral, Yorgo Papandreu hükümetinin monarşiyi devirme planları yaptığından kuşkulanıyordu. Bunun üzerine kriz daha da derinleşmeye başladı. Solcu subayların darbe hazırlığı içinde olduğu söylentisi yayıldı ve “Aspida Planı” adı verilen komploya karıştığı öne sürülen 28 subay tutuklanarak çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Başbakan Papandreu istifa etti. Onu destekleyen muhalefet, her gün büyük gösteriler düzenleyerek ülkenin bir an önce seçime gitmesini talep etmeye başladılar.

Ülkenin içinde bulunduğu bu durumu fırsat bilen bir grup albay, “Promotheus Planı” adı verilen bir planı uygulamaya koydular. Promotheus Planı, aslında Yunanistan’ı olası bir “komünist” işgaline karşı koruması düşünülen “Gladio” tipi bir yapılanmaya aitti. NATO tarafından 50’li yıllarda hazırlanmıştı. Albaylar, bu plan uyarınca önce darbe zemininin olgunlaşması için gereken çalışmaları yaptılar. Komünistler geliyor korkusunu halkın içine yaydılar, işçileri sağcı ve solcu, ilerici ve gerici diye birbirlerine düşürdüler, kısacası, ülkeyi bir kaos ortamına sürüklemek için ne gerekiyorsa yaptılar. 21 Nisan 1967 günü Albay Papadopulos, Albay Makarezos ve General Pattakos, tarihinde yönetime el koydular. Tanklar gece yarısı sokakları ele geçirdi, radyolar milliyetçi marşlar çalmaya başladı. Kral Konstantin, 13 Aralık 1967’de cuntanın devrilmesi için orduya ve halka çağrı yaptı ancak ne ordudan, ne de halktan çağrısına destek bulabildi. 14 Aralık 1967’de de ülkesini terk ederek, Roma’ya kaçtı.

Yunanistan’ı yedi yıl boyunca yönetecek olan Albaylar Cuntası, özgürlükleri rafa kaldırıp, başta muhalefet liderleri, komünistler, işçiler ve öğrenciler olmak üzere toplumsal muhalefeti işkenceyle, hapisle, kanla bastırdı. Hazırladıkları anayasayı, hayır demenin yasak olduğu bir halk oylamasıyla kabul ettirdiler. Kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için bürokrasinin ve ordunun içinde “temizlik” yaptılar. Ordunun yaklaşık altıda biri, emekli edilerek “temizlendi”.

Kurulan özel işkence merkezlerinde sayısız muhalif işkenceden geçirildi ve öldürüldü. işçiler üzerinde müthiş bir terör estirildi, her türlü örgütlenmeleri yasaklandı. keza öğrencilere de hiçbir şekilde göz açtırılmadı; Yunan milliyetçiliği zirveye taşınarak bir süre için batılı müziklerin dinlenmesi, filmlerin seyredilmesi yasaklandı. ancak bir süre sonra bu yasaklar gevşetildi.

Öğrenciler, 1970’lerin başında “Albaylar Cuntası”na karşı ilk direnişi başlattılar: Atina Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni işgal ettiler. Ancak işgal çok sert bir biçimde bastırıldı. İşgale katılan öğrencilerin cezalandırılması, direnişi geriletmedi. 1973 yılında Yorgo Papandreu için düzenlenen bir törende polisle çatışan öğrenciler, cuntaya karşı direnmeye devam ediyorlardı.

Halkın ve ordu içinde “Albaylar Cuntası”ndan rahatsız olan subayların da desteklediği direniş, 14 Kasım 1973’te Atina’da Politeknik Üniversitesi’nin işgali ile büyüdü. Yunanistan Üniversiteli Öğrenciler Birliği’nin önderliğinde sürdürülen direniş boyunca, on binlerce kişi direnişi desteklemek amacı ile Atina sokaklarına döküldü. Atina ve Selanik’teki bazı üniversitelerde de direnişler başladı.

Üniversite’de basılan binlerce bildiri, Atina sokaklarında elden ele dolaşıyordu. Devrimci öğrencilerin üniversitede kurduğu “Özgür Savaşçı” isimli radyo, işgalin başından sonuna dek, halkı faşist cuntaya karşı savaşmaya çağıracaktı.

16 Kasım saat 19.00’da Genelkurmay binasının önünde kırk bin civarındaki işçi ve öğrenci protestoya başladı. Dört saat süren çatışmanın sonunda çok sayıda işçi ve öğrenci can verdi. Gece yarısı olduğunda, Atina sokaklarını dolduran yüz bin kişi Politeknik Üniversitesi’ne doğru yürüyüşe geçtiler. Ancak yetişemediler. Saat 03.00 gibi tanklar, üniversitenin duvarını yıkarak işgalci öğrencilere saldırdı. Devrimci öğrencilerden bazıları tankların altında ezilirken, bazıları da vurularak öldürüldü. Binlerce kişi tutuklandı. Olaylarda 36 kişinin öldüğü bu işgal, tarihe “Politeknik Direnişi” olarak geçti.

Artık “Albaylar Cuntası”nın sonu yaklaşmıştı. Cuntanın başına Tuğgeneral Gizikis gelecek ve yükselen toplumsal muhalefeti bastırmak ve Kıbrıs’ta “Enosis”i gerçekleştirmek için çalışmaya başlayacaktı. 1974 yılında Sampson darbesini planlayan “Albaylar Cuntası”, Türkiye’nin Kıbrıs’a “Barış Harekatı” bahanesiyle saldırma fırsatını sağladıkları gibi, geriye kalan bütün desteklerini yitirdiler. Eski başbakan Konstantin Karamanlis, Fransız cumhurbaşkanının sağladığı bir uçakla ülkeye döndü ve kalabalık halk kitlelerince karşılandı.

Yapılan serbest seçimlerle birlikte 19 cuntacı yargılandı ve 1975’de idam cezalarına çarptırıldılar. Ancak idam cezaları müebbet hapse çevrildi. Cuntacıların on beşi 1990’ların başında Yunan halkından özür dileyince sağlık nedenleriyle serbest bırakıldılar.

ilginizi çekebilir

istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi
senol pers 2 thumb
Demokrasi Gaspına Karşı Kitlesel Muhalefet | Perspektifler #2
JDJadjlj
Devlet, asker, polis: Bunlar kimin için var?