Search
Close this search box.

2 Temmuz 1932: Irkçılığın kurumsallaştırıldığı Türk Tarih Kongresi toplandı

Kemalist ırkçılığın zirvesine ulaştığı 1930’lu yıllarda, Türklerin tarih boyunca dünyaya uygarlık yayan üstün insanlar olduğunu öne süren “Türk Tarih Tezi”ni sözde bilimsel temellere oturtmak için 1932’de I. Türk Tarih Kongresi düzenlendi.

Ancak bilimsellikle hiçbir ilgisi olmayan, bütünüyle bir emir-komuta zinciri altında yapay olarak üretilen bu tezin saçmalığı, Darülfûnun’da görev yapan profesörlerin büyükçe bir kısmının isyanına yol açtı. Bundan ötürü üniversite reformu adı altında Darülfûnun’un kapatılarak İstanbul Üniversitesi’ne dönüştürüleceği sürecin de önü açıldı.

Türk Tarih Kurultayı, Ankara Halkevi’nde 2 Temmuz 1932’de Mustafa Kemal’in huzurunda Maarif Vekili Esat (Sagay) Bey tarafından yapılan bir konuşmayla açıldı. Esat Bey yaptığı konuşmada “Türkler anayurtları olan Orta Asya’da yontmataş devrini milattan 12.000 sene geçirdikleri halde, Avrupalılar ancak 5.000 sene daha sonra bu devirden kurtulabilmişlerdir. Diğer tarafta insanlar henüz ağaç ve kaya kovuklarında yaşarken, Türkler Orta Asya’da kereste ve maden medeniyetini meydana getirmişler, hayvanları ehlileştirmişler, çiftçiliğe başlamışlardı. (…) Bu suretle milattan 7.000 sene kadar evvel çiftçilik ve çobanlığı ilerletmiş, altın, bakır, kalay ve demiri keşfetmiş olan Türkler Orta Asya’dan yayıldıktan sonra gittikleri yerlerde ilk medeniyeti neşretmiş ve böylece Asya’da Çin, Hint ve mukaddes yurt edindikleri Anadolu’da Eti, Mezopotamya’da Sumer, Elam ve nihayet Mısır, Akdeniz ve Roma medeniyetlerinin esaslarını kurmuşlar, ve bugün yüksek medeniyetlerini takdir ve takip ettiğimiz Avrupa’yı o zamanlar mağara hayatından kurtarmışlardır” diyerek, herhangi bir somut bilgi ve belgeye dayanmasa da, Türklerin dünyadaki tüm medeniyetlerin kurucusu olduğunu ilan ediyordu.

Mustafa Kemal’in manevi kızı Ayşe Afet İnan (Uzmay) da bütün medeniyetin dünyaya Orta Asya’dan yayıldığı, Orta Asya’nın otokton ahalisinin tek ırka mensup olduğu, hiçbir şekilde karışmadığı, bunun da brakisefal Türk ırkı olduğu, bunların en eski devirlerde de Türkçe konuştuğu yolundaki sunumu, kongreye katılan bazı gerçekçi bilimcilerin bu kadarı da olmaz demesine yol açtı.

Afet İnan’dan sonra söz olan Köprülüzade Fuat Bey, “Türk tarihi hakkında şimdiye kadar Avrupa’da yapılmış olan tetkikler, itiraf etmelidir ki, henüz daha başlangıcında denilebilecek bir haldedir. Ve bu tarih henüz eskiliği nispetinde daha etraflı ve daha derin zamanlara teşmili nazar edilerek tetkik edilebilmiş de değildir” diyerek, Türklerin dünyadaki bütün medeniyetlerin kurucusu olduğu yolundaki iddiaların biraz mübalağalı olduğunu dile getirmeye çalıştı.

Fakat Esat Bey ve Afet İnan Hanım, bu iddialarında çok güçlü bir dayanağa sahiptiler. Bu iddialarını doğrudan Mustafa Kemal’e dayandırdıkları ve ondan güç aldıkları için, Fuat Bey’in konuşmasından sonra tekrar söz alan Afet İnan, ağır sözlerle Fuat Bey’e saldırdı. Celse arasında muhtemelen etkili ve yetkili şahıslar tarafından kulağı bükülmüş olan Fuat Bey de tekrar söz alarak yanlış anlaşıldığını, Afet İnan ile arasında herhangi bir görüş ayrılığı olmadığını birkaç kez üzerine basarak vurgulamak zorunda kaldı.

Nitekim dokuz gün süren kongre sona erdiğinde, Türklerin dünyanın en eski medeniyetlerini kurduğu ve bu medeniyeti bütün dünyaya yaydığı, Çin’den Mısır ve Roma’ya kadar her medeniyetin aslında Türklere ait olduğu konusunda bilgilenmişti. Ancak buna ikna olmayanlar da vardı. Özellikle Darülfûnun profesörleri Türk Tarih Tezi ve Türk Dil Tezi meselelerinde resmi görüşe uymayı reddediyorlardı. Resmi görüşü kabul etmemenin yaptırımı ise tasfiye edilmekti. Nitekim Darülfûnun “çağdışı” kaldığı gerekçesiyle kapatıldı, profesörlerinin büyük kısmı işten atıldı veya emekliye sevkedildi, yeri,ne kurulan İstanbul Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi, Kemalistlerin akıl almaz tezlerini desteklemek durumunda kaldılar.

Bu akıl almaz tezlerin büyük kısmı Mustafa Kemal’in sağlığında terk edildi, fakat Türklerin dünyanın medeniyet kurucusu ve taşıyıcısı oldukları ırkçı fikri ders kitaplarında günümüze dek ulaşmayı başardı.

ilginizi çekebilir

istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi
senol pers 2 thumb
Demokrasi Gaspına Karşı Kitlesel Muhalefet | Perspektifler #2
JDJadjlj
Devlet, asker, polis: Bunlar kimin için var?