1917 Şubat Devrimi: İşçiler baskıcı çarlık rejimini nasıl devirdi?

Şubat Devrimi, işçi sınıfının emperyalist savaşın yarattığı yıkıma verdiği tarihsel bir yanıttır.

Şubat Devrimi, 1917 yılında Rusya’da Çarlık otokrasisinin yıkılışıyla sonuçlanan ani bir siyasal kriz değildir. Bu devrim, Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı ekonomik, toplumsal ve siyasal yıkımın işçi sınıfı içinde biriktirdiği öfkenin patlamasıdır. Savaş, Çarlık rejiminin yalnızca askeri değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal olarak da iflasını açığa çıkarmıştır. Bu nedenle Şubat Devrimi’ni anlamak, savaşı merkeze koymadan mümkün değildir.

Tony Cliff’in de vurguladığı* gibi, savaş devrimin arka planındaki tali bir unsur değil, bizzat belirleyici faktördür:

“Rus Devrimi’nde her şeyden daha acil olan, en yakıcı mesele savaş sorunuydu.”

Bu saptama, Şubat Devrimi’nin neden tam da 1917’nin başında patladığını anlamak açısından anahtardır.

Birinci Dünya Savaşı, Rusya’da milyonlarca köylü ve işçiyi cephelere sürerken, kentlerde üretimi felce uğrattı. Sanayi hammaddeleri askeri ihtiyaçlara yönlendirildi, ulaşım çöktü, gıda tedariği aksadı. Petrograd gibi sanayi merkezlerinde işçiler için savaş, doğrudan açlık ve yoksulluk anlamına geliyordu. Şubat günleri yaklaşırken ekmek kıtlığı dayanılmaz bir noktaya ulaştı.

Bu maddi koşullar altında başlayan grevler, kendiliğinden ama derin sınıfsal nedenlere dayanıyordu. Rejim, krizi bastırmak için orduyu devreye soktu. Ancak savaşın yükünü taşıyan askerler, işçilere ateş etmeyi reddetti. Çarlık iktidarının kaderi tam bu noktada belirlendi. Tony Cliff’in aktardığı şu pasaj, rejimin içine girdiği açmazı berrak biçimde ortaya koyar:

“Rejim kumar oynamaktaydı. Eğer askerler emirlere itaat ederlerse devrimci hareket ezilecekti. Ama ya itaat etmezlerse?”

Askerlerin itaat etmemesi, Çarlık rejiminin çöküşünü hızlandırdı. Birkaç gün içinde devlet aygıtı felç oldu ve Çar tahttan çekilmek zorunda kaldı. Ancak işçilerin ve askerlerin bu zaferi, iktidarın doğrudan onların eline geçmesiyle sonuçlanmadı.

Burada Rus burjuvazisinin tarihsel rolü belirleyici oldu. Burjuvazi ne savaşa karşı çıkmıştı ne de Çarlık rejimine karşı devrimci bir mücadele yürütmüştü. Aksine, devrim patlak verdikten sonra süreci denetim altına almaya çalıştı. Bu durum, Sukhanov’un aktardığı ve Tony Cliff’in özellikle vurguladığı şu pasajda açıkça ifade edilir:

“Bizim burjuvazimiz… monarşi devrildikten sonra değil, monarşi devrilmeden çok önce halka ihanet etti:

Uygun zamanı geldiğinde halka ihanet etme tasarımıyla bir devrim başlatmadı; halkın devrimi en son sınırına gelip dayandığı anda ve adeta saçlarından tutulup sürüklenerek devrimin içine çekildi.

Bizim burjuvazimizin hesaplarının ne olduğu konusunda hiçbir kuşkuya yer yok.”

Şubat Devrimi’nin özgünlüğü, bu koşullar altında ortaya çıkan ikili iktidar durumudur. Bir yanda Duma’dan türeyen Geçici Hükümet, diğer yanda işçilerin ve askerlerin kendi örgütleri olan Sovyetler vardı. Devrim henüz tamamlanmadan önce Sovyetlerin doğmuş olması, işçi sınıfının fiili gücünü gösteriyordu:

“Dolayısıyla, daha Şubat Devrimi nihai zafere erişmeden önce Sovyet doğmuş durumdaydı.”

Fiili iktidarın nerede olduğu, dönemin tanıkları için açıktı:

Eğer mevcut herhangi bir otoriteden bahsetmek gerekirse, 28 Şubat’la birlikte fiili iktidarın onun (Sovyet’in) ellerinde olduğu söylenebilir. Bu, sokaktaki herkes için aşikar bir şeydi.

Biçimsel olarak, iktidar Duma Komitesi’ne aitti… Ancak onların iktidarı bir kâğıttan ibaretti

Şubat Devrimi, işçi sınıfının emperyalist savaşın yarattığı yıkıma verdiği tarihsel bir yanıttır. İşçiler ve askerler, açlık, ölüm ve baskı karşısında Çarlık rejimini devirmiştir. Ancak burjuvazinin ihaneti ve uzlaşmacı sosyalistlerin politikaları, bu devrimi yarım bırakmıştır.

Bu deneyim, savaş koşullarında burjuvazinin ilerici bir rol oynayamayacağını ve demokratik taleplerin bile ancak işçi sınıfının iktidarıyla hayata geçirilebileceğini göstermiştir. Şubat 1917, işçi sınıfının kendi gücünü keşfettiği andır. Ekim Devrimi ise bu gücün iktidara dönüştüğü momenttir.

Bugün emperyalist savaşlar sürerken, Şubat Devrimi’nin dersi güncelliğini koruyor: savaşın ve yıkımın bedelini ödeyenler, bu düzeni de yıkabilecek olanlardır.

* Alıntılar, Tony Cliff’in Lenin biyografisinin 2. cildi olan Bütün İktidar Sovyetlere kitabından yapılmıştır. (Z Yayınları)

son yazıları

Bu yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.

ilginizi çekebilir

no-war-on-iran-protest-held-in-los-angeles
ABD, İran’a dokunma!
2500
Örtbas: Savaşın çirkin gerçekleri
emekli
Ocak ayı enflasyonu: Nasıl kazıklandık?