Fordizm esas olarak Taylor’un ayrıntılı işbölümü esasına dayalı, parça başına üretimle şekillenmiş montaj hattı sistemidir. Rekabet gücünü bir maldan çok sayıda, ucuza üretmek üzerine kurmuştur. En önemli özelliklerinden biri, işçinin üretim sürecindeki inisiyatifini ortadan kaldırarak, işçileri ürettikleri ürüne yabancılaştırmasıdır. Montaj hattının kullanılmaya başlanmasından önce bir işçi montajın tümünden sorumluydu ve bir arabanın montajı yaklaşık 9 saatte tamamlanıyordu. Montaj hattında seri üretime geçilmesiyle birlikte bir işçi artık montajın sadece bir bölümünden, örneğin belirli bir vidayı sıkmaktan yükümlüydü.
Bunun bir sonucu olarak kalifiye işçi ihtiyacı azaldı; kalifiye olmayan işçiler kısa bir eğitim sürecinden sonra daha az maliyetle üretim sürecine dahil edilebiliyor, herhangi bir aksaklık durumunda kalifiye olmayan bir başka işçiyle yer değiştirilmesi kolaylaşmış oluyordu. Dolayısıyla işçilerin işten çıkartılması kolaylaşıyordu. Seri üretim sonucu fazla arzı dengelemek için işçilere verilen ücrette görece bir artış yaşanmasına rağmen, fordizm gelişmiş kapitalist ülkelerde kitle sendikacılığının yükselmesinin de önünü açtı.
Fordist üretim tarzı ürün çeşitliliğine izin vermez. Sadece tek bir ürün, aynı şekilde ve aynı verimlilikte üretilmektedir. Montaj hattının bir bölümünde yaşanacak olan bir tıkanıklık, bir aksama, üretimin bütünün durmasına sebep olmaktadır. İşçilerin üretim sürecinin geneline dair bilgilerinin yetersiz oluşu, soruna müdahaleyi geciktiren bir unsurdur.
Fordist sistemdeki kayan üretim hattı, ayrıntılı iş bölümü, emek yerine makinenin ikamesi üretim hattının giderek daha fazla makineleşmesi, verimliliği arttırmak isterken tersi sonuçlar doğurmuştur. Tek amaçlı makineler hem büyük sermaye yatırımı gerektirmekte, kâr oranını düşürmekte, hem de değişen talep koşullarına yanıt üretememektedir. Bu fordizmin içsel çelişkilerinin krizi olduğu kadar, kapitalizmin ideolojik krizinin fordist üretim sürecine yansımasıdır.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra özellikle gelişmiş kapitalist ülkelerde yaşanan ekonomik büyüme sonucu Henry Ford’un siyah renkte tek tip otomobil modeline talep azaldı, rakip firma General Motors montaj hattında çeşitlilik gösteren farklı modelleri süratle üretmeyi başararak Ford’u büyük ölçüde pazardan uzaklaştırdı.
Bütün dezavantajlarına rağmen Fordizm özellikle gelişmekte olan kapitalist ülkelerde işverenler tarafından rağbet gören bir üretim sistemidir. Bunun en önemli sebeplerinin başında kalifiye olmayan işçilerin kolaylıkla istihdam edilebilir olması, ardından da ileri teknolojilerin gelişmiş kapitalist ülkelerde bulunuyor olmasıdır.