Search
Close this search box.

12 Kasım 1927: Troçki, Komünist Parti’den çıkarıldı

1924’te iktidara geldikten sonra bütün muhalefet güçlerinin tasfiyesine girişen stalinist bürokrasi, Troçki’yi Zinovyev’le beraber Komünist Parti’den çıkardı. Troçki Kazakistan’a sürülürken, stalinizm eleştirisi yapan herkese de gözdağı verilmiş oluyordu. Böylece dünya sosyalizm tarihinde bir dönem kapanmış ve milyonlarca kişinin hayatına mal olacak karanlık bir dönem başlamıştı.

1917 Ekim Devrimi’nden sonra Lenin ve Troçki önderliğinde kurulan SSCB, devrimi takip eden yıllardaki iç savaş nedeniyle 1921 yılı itibariyle, asıl üzerine yaslandığı zemini, yani proletaryayı kaybetmişti. 1.Dünya Savaşı ve İç Savaşın etkisiyle ekonomi son derece kötü durumda bulunurken, savaştan sağ çıkan az sayıda işçi de ‘politik açıdan tükenmiş[ti]” (1). Lenin 1921 yılında şöyle diyordu:

“Ülkemizdeki sanayi proletaryası… savaşa ve umutsuz bir yoksulluk ve yıkıma bağlı olarak deklase bir durumdadır, yani sınıf temelini yitirmiştir ve proletarya olarak varlığı son bulmuştur” (2).

Bu durum sonucu ülkenin yönetimi, tüm uğraşlara rağmen bürokratikleşti. Fiziken ortadan kaybolan aktif ve devrimci işçi sınıfı olmaksızın, Rusya’nın tek çıkış yolu, uluslararası devrimdi. Ancak uluslararası devrimin başarısızlığa uğramış olması, Rusya’daki sosyalist düzenin de sonunu hazırlamış oldu. Bu koşullar altında dünya devrimi için mücadele etmek yerine, sahip olunan iktidarı korumayı hedefleyen stalinizm zafere ulaştı. 1924’te Lenin hayatını kaybettiğinde, yönetim Stalin’e geçti. Lenin bölünmeyi çok önceden sezerken vasiyetinde Stalin’in iktidarının tehlikelerine dikkat çekip şöyle diyordu:

Stalin çok kaba; biz komünistler arasında bu kötü özellik katlanılabilir olsa da Genel Sekreterlik makamı için tahammül edilemezdir. Bu yüzden yoldaşların Stalin’i o konumdan almanın bir yolunu bulması ve Yoldaş Stalin’den bu açıdan farklı bir yoldaşı aynı göreve getirmenin bir yolunu bulmaları gerektiğini düşünüyorum; daha anlayışlı, daha sadık, daha saygılı ve yoldaşlarına karşı daha düşünceli, daha az kaprisli vb. Bu durum ayrıntı olarak değerlendirilebilir. Ancak partide olası bir bölünmenin engellenmesi açısında Stalin ile Troçki’nin ilişkisiyle ilgili yazdıklarım önemsiz değildir, belirleyici olabilecek bir ayrıntıdır. (3)

Stalin parti içinde Troçki’nin savunucusu olduğu uluslararası devrim perspektifine karşı koymakla kalmayıp, marksizmin revizyonuna da girişip, 1924 sonbaharında tek ülkede sosyalizm teorisiyle devrimin Rusya’ya sıkışıp kalmasına sebep oldu. Marks, Engels ve Lenin’in teorilerinden farklı olarak tek ülkede sosyalizm teorisi yönetimi ele geçirmiş olan bürokrasinin çıkarlarına uygun bir teoriydi. Troçki’nin de dediği gibi tek ülkede sosyalizm:

“…açık bir biçimde bürokrasiye hâkim olan ruh halini yansıtıyordu; bunlar sosyalizmin zaferinden söz ettikleri zaman, aslında kendi zaferlerinden söz etmiş oluyorlardı’ (4).

Lenin ve Troçki’nin savunucusu olduğu, diğer kapitalist devletler arasında izole edilmiş halde bulunan devletin ancak kapitalizmin içten fethedilmesi ve dünya devriminin gerçekleşmesiyle var olabileceği fikrine tamamen zıt olan tek ülkede sosyalizm teorisi gücünü işçi sınıfına güvenden değil, Sovyetler Birliği ulus devletine olan güvenden alıyordu. Bunun sonuçları kalıcı ve yıkıcı oldu.

Stalin tek ülkede sosyalizm teorisinin Marks ve Engels’in öngördüğü devletin sönümlenmesi fikrine zıt olarak devletin güçlendirilmesini gerektirdiğini öne sürdü. Bu fikir ne denli tutarsız ve mantıksız olsa da, bu fikre karşı çıkan bütün unsurlar ortadan kaldırıldığı için bu fikre sadık kalındı ve geriye 1917’den sonra kurula sosyalist devlet yerine kapitalist devletlerle mücadele etme fikriyle meşrulaştırılan, yoğun baskılar içeren devlet kapitalisti bir düzen kalmış oldu. Stalin devleti bir burjuva bakış açısıyla kavrayan ve Marks ve Lenin’in anlayışına tamamen zıt olan ‘tüm halkın devleti’ diye tanımlayarak iktidarını meşrulaştırdı (5). Stalinist bürokrasinin devleti ‘tüm halkın devleti’ olarak göstermesinin altında yatan neden de, asıl egemen sınıfın kendileri oluşuydu.

Troçki’nin Parti’den atılması ve bunu takip eden süreç, dünya sosyalizm tarihinde bir dönüm noktasıdır. Rusya’da devrim, stalinizmin kendisini bir bürokrasi olarak örgütleyip iktidarı ele geçirdiği 1924 yılında kaybedilmiştir; yerine dünya üzerindeki hemen her sosyalist akımı etkileyen ve Paris Komünü ve 1917-1924 arasındaki Rusya örneklerinin aksine baskıcı bir devlet biçiminde örgütlenen devlet kapitalisti rejim kurulmuştur. Rusya ve diğer devlet kapitalisti (Doğu Avrupa, Küba, Çin) devletlerin ifşasına girişmeden, sosyalizmi mümkün ve daha önemlisi kaçınılmaz bir alternatif olarak savunmak eksik, yanlış ve başarısız olacaktır.

1) John Molyneux, Gerçek Marksist Gelenek (1985), s.51

2) a.g.e s.51

Lenin’in vasiyeti için bkz: http://www.marxists.org/archive/lenin/works/1922/dec/testamnt/index.htm

3) Troçki, The Revolution Betrayed (1967)

4) Stalin, Marxism and Problems of Linguistics (1976). Akt. John Molyneux

5) Troçki’nin hayatı için bkz: Doğan Tarkan, Troçki (1999) Z Yayınları.

ilginizi çekebilir

istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi
senol pers 2 thumb
Demokrasi Gaspına Karşı Kitlesel Muhalefet | Perspektifler #2
JDJadjlj
Devlet, asker, polis: Bunlar kimin için var?