Faruk Sevim

Faruk Sevim son yazıları

Faruk Sevim tüm yazıları

23.05.2018 - 14:58

OHAL düzeni hepimizi fakirleştiriyor

Türkiye’nin döviz sıkışıklığı kendini her gün giderek artan oranda hissettirmeye başladı. Önümüzdeki bir yıl içinde borç ödemeleri için 100 milyar dolar, cari açık finansmanı için de 55 milyar dolar gerekli. Yani kabaca ayda 13 milyar dolar harcanmaya hazır, taze dövize ihtiyaç var.

Bu ihtiyaç şimdiye kadar borç alınarak, yani Hazine ve özel kuruluşlar tarafından tahvil satılarak karşılanıyordu. Ama artık Hazine tarafından yapılan ihalelere fazla talep gelmiyor. Hazine 15 gün önce, 6 ay sonra ödemeli döviz ihalesinde dolar kurunu 4,85 olarak belirledi, bu fiyattan 500 milyon dolarlık dövize endeksli tahvil satışı yaptı. Ama 6 ay sonra oluşacağını öngördüğü fiyat 15 gün sonra oluştu, şimdi dolar kuru artık 4,85 TL. O zaman da yeni ihale açmakta zorlanıyor, çünkü önerdiği döviz kurlarının gerçekçi olmadığı ortada. Özel sektörün borçlanma olanakları ise, derecelendirme kuruluşlarının sürekli not indirimleri nedeniyle her geçen gün daha da pahalılaşıyor, faiz oranları artıyor.

Bugün gelen haberlere göre, yabancı yatırımcılar, ellerindeki TL bazlı Türk tahvillerini çıkarmaya başladılar. Çünkü faiz oranları, dövizdeki aşınmayı karşılamıyor. Yılbaşından bu yana TL bazlı devlet tahvillerinin ortalama faiz geliri 5 ay için yüzde 6 oldu, ama dövizdeki aşınma yüzde 30’a yaklaştı, yabancıların reel kayıpları yüzde 25. Yani yılbaşında Türk tahvillerine 100 bin dolar yatırım yapan bir yabancı, bugün 75 bin dolarla çıkmaya çalışıyor, daha fazla zarar etmemek için buna razı oluyor. Pek çok para spekülatörü de Türk tahvillerinden çıkmak için uygun zamanı bekliyor. TL’deki bu değer kaybı bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.

Peki, aslında sorun ne? En büyük sorun Recep Tayyip Erdoğan’ın davranışları. Otoriter bir yönetim kurduğu, OHAL’i kaldırmadığı, siyaseti, ekonomiyi zapturapt altına almaya devam ettiği için, bütün kapitalist dünya tarafından dışlanıyor. Derecelendirme kuruluşları aslında iki yıldır not indirimlerine başlamışlardı ve bugüne kadar not indirimleri kesintisiz devam etti. Bu ikazlar AKP hükümeti ve Erdoğan tarafından ciddiye alınmadı, felakete adım adım gelindi. Şimdi olanlar, geçmişten, iki yıl önceden bugüne gelen sorunların devamı ve sonucu.

Uluslararası kapitalizmin Türkiye üzerindeki bu baskısı elbette sosyalistler açısından kabul edilebilir bir durum değildir. Türkiye benzeri ülkelerin borçlandırılıp, sonra faizler yoluyla tekrar tekrar sömürülmesi, kapitalizmin dünyada uyguladığı sömürü sisteminin bir parçasıdır. Ama AKP hükümeti ve Erdoğan, hatalı uygulamaları ile bu sömürünün katmerleşmesine yol açmışlardır. Sonuçta TL’nin değer kaybetmesi sonucu ödenmekte olan bedeli kişisel olarak sadece AKP yöneticileri ödemiyor, ağırlıklı olarak Türkiye’deki emekçi sınıflar ödüyor. Mesela 2013 yılında bir litre benzin almak için üç ekmek parası ödüyorduk, bugün artık beş ekmek parası ödüyoruz. Benzini sadece araçlarda kullanmıyoruz, üretimin her alanında enerji kullanılıyor, petroldeki fiyat artışı, doğrudan enflasyona, pahalılığa neden oluyor. Sadece bu hesap sonucu, dövizin yükselmesi ile nasıl fakirleşmekte olduğumuzu görebiliriz.

AKP’nin ekonomi politikaları değil, asıl olarak siyaseti bizi bu günlere getirdi. OHAL rejimi ile toplumu baskı altına alması, toplumu kutuplaştırması, adaletsiz uygulamaları bugün yaşamakta olduğumuz her türlü problemin kaynağıdır. Ekonominin bir nebze olsun normalleşmesi için, OHAL kaldırılmalı, demokratik, barışçı, adil bir siyasal düzen kurulmalıdır.

Faruk Sevim

[email protected]