Plaza Eylem Platformu’ndan ING Bank önünde eylem

28.04.2018 - 14:06

Plaza Eylem Platformu üyeleri Maslak’ta bulunan ING Bank Genel Müdürlüğü önünde bir eylem yaptılar. Çalışanlar, ING Bank’ın çalışanlarına mobbing uyguladığını söylediler, Finansbank ve Denizbank’ı da uyardılar.

Plaza Eylem Platformu üyeleri İstanbul, Maslak’ta bulunan ING Bank Genel Müdürlüğü önüne giderek bir basın açıklaması yaptılar. Yapılan basın açıklamasında ING Bank’ın çalışanlara dönük tutumu protesto edilirken, Finansbank ve Denizbank da uyarıldı.

“ING Bank demek mobbing demek”

“Çalışanlar insandır, bizler insanız” diye başlayan açıklamada ING Bank’ın uygulamaları şu şekilde sıralandı:

-ING Bank, personel yönetim stratejisini çalışma ve şiddet üzerine kuruyor.

-ING Bank, kolaylaşan işten çıkarmayı bir yönetim stratejisi olarak kullanıyor.

-ING Bank, cinsiyet ayrımcılığı yapıyor. Daha da kötüsü ayrımcılığı bir yönetim stratejisi olarak kullanıyor.

-ING Bank, reklamını yaptığı esnek üretim teknikleriyle şirkette bir tiranlık rejimi oluşturuyor.

-ING Bank’ın insanlığı küçük düşüren yönetsel pratikleri çalışanları kırılganlaştırıyor, fiziksel ve ruhsal zararlara yol açıyor ve kurumsal düzeyde mobbinge payanda oluşturuyor.

Açıklamada 1 Mayıs’a da çağrı yapıldı. Açıklamanın kalanı şöyleydi:

"ING Bank demek mobbing demek, öyle ki “mobbing” kelimesinin “ing” ile bitmesi rastlantı olmayabilir. Şubelerde insanların birbirine, özellikle de yöneticilerin çalışanlara yaptığı zorbalığı anlamak için ise ING Bank’taki kurumsal mobbingten bahsetmeliyiz. Yukarıdaki maddelerin hepsi birbirine bağlı, birlikte uygulanıyorlar ve vereceğimiz örnekler tümünü birden yansıtıyor. Bu duruma kurumsal mobbing adını veriyoruz.

ING Bank’ta yirmi yıldır çalışıyor olsanız bile, hatta bu durumda yaşlandığınız gerekçesiyle daha da kolayca işten çıkartılabilirsiniz. ING Bank ihale sözleşmeleri ve istifaya zorlamalarla ayrımcılık yapıyor ve cezası olmayan, cezalandırılmayan bir suç işliyor. Bunun için performansı bahane ediyor. Ayrımcılık ve mobbing zorbalığını en çok genç kadınlara ve hamilelere yapıyor. Hamilelik izni alan kadınların dörtte üçünü mobbingle işten çıkmaya zorluyor, süt izinlerini kullandırmıyor, direnenleri işten çıkartıyor. ING’de hamilelik baskı, mobbing ve işten atılma tehdidi anlamına geliyor. Bu durumla karşılaşan kadınlardan bazıları hukuka başvurdu, işe iade ve mobbing davalarını kazandılar. Ancak insanlığa karşı işlenen suç cezasız kaldı.

ING Bank bazı bölümleri taşerona devrederek toplu işten çıkarmalar yapıyor. İşten çıkarmalarda çalışanların onurunu kırmaya özellikle dikkat ediyor. Toplu işten çıkarmalarla çalışanlar arasında çatışmaları körüklemeyi, kalan çalışanlar üzerinde korku yaratmayı amaçlıyor. Geçen yılın son haftasında şube müdürlerine işten çıkarma yapılacağını bildiren yönetim, bir operasyon edasıyla isimleri gece yarısı müdürlere e-postayla gönderdi. Ertesi sabah çalışanlar işe geldiklerinde bilgisayarlarının açılmayacağı, müdürlerin işe erken giderek tepkileri engellemeleri gerektiği söylendi. Çalışanlar güvenlik eşliğinde şubelerden çıkartıldı ve bankada terör estirildi.

Bankacılığın itibarını sarsma ve çalışanları onursuzlaştırma uygulaması, sadece bu örneklerdeki gibi apaçık yaşanmıyor. ING Bank’ın personel yönetim stratejisi, SaatlerimFlexi, YerimFlexi, KariyerimFlexi ve FaydamFlexi gibi isimlerle reklamı yapılan uygulamalara dayanıyor. Dışarıya çalışanları düşünmek gibi satılan bu uygulamalar içeride “nöbet” adı altında adaletsiz fazla mesai ve sokakları, kahveleri dolaşarak, SGK binalarına giderek emeklileri kandırmaya, insanlara kredi satmaya zorlanma anlamına geliyor. Personel devir hızının en yüksek olduğu banka olarak ING Bank’ın esneklik arzusu ancak dilediği gibi şekil verebileceği emeğin bükülgenliği olabilir. Nitekim, hamile ve süt iznindeki çalışanları mobbingle işten çıkaran şube müdürü sosyal medyada kendini “müdür yardımcısı bükücüsü” olarak tanımlamıştı.

Burada anlattıklarımızı elbette ING yöneticileri reddedecektir. Personel bükücü banka, bununla övünmektedir aslında. Belli ki genç bir kadını genel müdür olarak seçerken ve bu genel müdür üzerinden hamile ve çocuklu kadınlara sosyal medyadan olumlu mesajlar gönderirken çalışanlara yapacağı ayrımcı ve onur kırıcı kurumsal mobbinge hazırlanmıştır.

ING Bank da yalnız değildir; daha önce bir çalışanın annesi Finansbank önünde açlık grevi yapmıştı, Akbank hükümetle el ele vererek grevi engellemişti, Yapı Kredi de Nadide Kısa’nın ölümüne sebep olmakla suçlanmıştı. Hakkını savunan çalışanlarının isimlerini, katranlaşmış vicdanlarının rengini gösterir kara listelere yazıp suç ortaklığı yapıyorlar. Bankalar ve sigorta şirketleri, insanlığı küçümsemek ve insanlık onurunu kırmak için uğraşıyor, teknik gelişmeleri bile “insansız bankacılık” olarak adlandırıp bu manipülasyonun aracı olarak kullanıyorlar.

Bugün biz çalışanlar bu manipülasyonun farkındayız elbette, sessiz kalmamız onayladığımız anlamına gelmiyor. ING Bank Türkiye’yi dünyaya şikayet edeceğiz, gerekirse adaletsizliğe göz yuman kamu idaresine karşı insan hakları mahkemelerine başvuracağız ve bu kurumları eninde sonunda insanlığın vicdan mahkemelerinde yargılayacağız. 

İnsanlık iki tarihsel durakta, 1789 ve 1948 yıllarında kendisini ayaklar altına alan tiranlığa karşı “insan hakları”nı geliştirdi, oluşturdu ve ilan etti. Bugün tiranlık daha gizli yollarla, şirket disiplini ve esneklik görünümünde daha ciddi bir tehdit olarak geri dönüyor. Bugün insanlığın savunulması gerekmektedir. Tiranlık hangi hücrede, hangi ofiste ve hangi yürekte hüküm sürüyorsa oradan başlayarak her gün yeni bir dünya kuracağız.

1 Mayıs tüm bu başlangıçların kutlandığı bayramdır, kutlu olsun."