Yıldız Önen

Yıldız Önen son yazıları

Yıldız Önen tüm yazıları

02.12.2015 - 12:27

Tahir Elçi...

Tahir Elçi, öldürülmeden önce barışa vurgu yapan bir basın açıklamasında konuşuyordu. Son sözleri, “Tarihe yönelik bu şiddet eylemini, bu suikastı kınıyoruz” oldu. Suikastı kınar, tarihi dört ayaklı minareye yönelik saldırıları protesto ederken, bir suikasta kurban gitti.

Şimdi devlet heyeti Elçi’yi hangi kurşunun öldürdüğünü araştırmaya çalışıyor. Tahir Elçi’nin öldürüldüğü yerde daha sonra yaşanan çatışma nedeniyle ipuçlarının tahrip olduğunu söylüyorlar. Elçi’yi hangi kurşunun öldürdüğünü gerçekten bulmak istiyorlarsa, onlara bazı ipuçlarını verebiliriz.

Elçi’yi öldüren kurşun, 1915’te çıktı yola. 1915 yılında gerçekleşen Ermeni soykırımı, bugün yaşadığımız tüm suikastların en sağlam delilidir. 1915’ten sonra Dersim katliamı. Bu katliam, bu topraklarda devletin ne ölçüde hunharlaşacağını anlamak isteyenler açısından bir kullanım kılavuzu gibidir. 1934 Rumların sürgünü, 1955 6-7 Eylül pogromu, Varlık Vergisi. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Kürtlerin varlığını reddeden, inkâr eden devletin resmi ideolojisinin yaygınlaşması, pekiştirilmesi.

Tahir Elçi suikastının şifreleri burada. Askeri darbeler tarihi, azınlıklara, Kürtlere, sendikacılara, Alevilere yönelik baskıların göstere göstere gerçekleştiği dönemler oldu. 1980 darbesi, Diyarbakır Cezaevi’nin işkenceler tarihi, Kürtlerin aşağılanmasında eşi görülmemiş uygulamalar, Ergenekon’un, kontrgerillanın 1990’larda devreye girmesi, Behçet Cantürk, Vedat Aydın, Musa Anter cinayetleri, Newroz’larda gerçekleşen katliamlar, siyasi suikastlar, faili meçhuller, Cemal Temizözlerin ellerini kollarını sallaya sallaya cinayet işlemeleri, Tahir Elçi’nin öldürülmesine giden yolda hesabı sorulmayan, failleri yakalanmayan cinayetler ve suikastlar zincirinin halkaları.

Bu zincire 2000’li yıllarda Hrant Dink cinayeti eklendi. Devletin bütün departmanlarının ortaklığını kanıtlayan Hrant Dink cinayeti, Tahir Elçi  cinayetinin nasıl gerçekleşmiş olabileceğini anlamak açısından yakın tarihin en önemli suikastıdır.

Tahir Elçi, bu cinayetler zincirinin son halkası. Bu suikastın gerçekten en sonuncu devlet cinayeti olarak kalması için aynı anda iki adımı birden atmalıyız. Öncelikle, cumhuriyet tarihinin cinayetler, kitle katliamları ve faili meçhuller tarihi olmasıyla hesaplaşmalıyız. Ama aynı anda, Kürt sorununda barış mücadelesini hiç olmadığı kadar ısrarla, hiç olmadığı kadar kararlı bir şekilde sürdürmeliyiz. Musa Anter, “Benim doğduğum kentlere her gün kurşunlar yağardı, siz bilmezdiniz bu yüzden ben terörist olurdum siz yurttaş” demişti.

Kurşun dün Tahir Elçi’nin üzerine yağdı. Daha bir ay önce Elçi’yi linç eden medya, AKP sözcülerine inat, Elçi’nin mirasını savunmak için, daha güçlü bir sesle, “Önce barış!” için mücadele etmeliyiz.

Yıldız Önen

[email protected]

(Sosyalist İşçi)


Bültene kayıt ol