HDP’siz ittifak ne anlama geliyor?

15.02.2022 - 12:40
Şenol Karakaş
Haberi paylaş

Cumhur İttifakı’nın karşısında Millet İttifakı adıyla bir araya gelen partiler bir toplantı yaptılar. Sözcüler, toplantıda varılan mutabakat metninin 28 Şubat’ta açıklanacağını duyurdular. Altı partinin genel başkanları toplantının ardından “Bugün burada milletimiz adına “Yarının Türkiyesi”ni inşa etmek için önemli bir adım attık.” deseler de karşımızda bildiğimiz Türkiye’nin bildiğimiz figürlerinin olduğu çok açık. 

Millet İttifakı partileri, bir seçim öncesinde hemen her partinin altını çizdiği demokratikleşme vurgularına ve asli hedef olarak da mevcut hükümet sisteminden kurtulma siyasetine vurgu yaparak 5 saati aşan toplantının esasını şöyle özetlediler: “Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün artarak etkisini ağır bir biçimde göstermektedir. Bu krizin en önemli sebebi kuşkusuz, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adı altında uygulanan keyfi ve kural tanımaz yönetimdir.”

Açıklama, seçimleri bu ittifakın kazanmasından sonra ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme’ geçişin öneminin altının çizilmesiyle sonuçlanıyor. 

Anketlerin söylediği

Kuşkusuz ana akım muhalefet ittifakının seçimleri kazanma konusundaki bu ısrarlı havasının geri gelmesi ilginç. Geçtiğimiz yılın ortalarından itibaren muhalefette yaşanan özgüven patlaması, 20 Aralık’ta Erdoğan’ın açıkladığı kur korumalı döviz mevduatı politikasını açıklamasıyla ters bir eğilim göstermişti. AKP’den kopmakta olan kitleler uzun bir arada sonra ilk kez yeniden AKP’ye doğru yönelmişler ve iktidar ittifakının oyları birkaç puan yükselmişti.

Bu yükselişin geçici olacağı çok netti. Çünkü inanılmaz bir fakirleşme yaşanıyor ve bu fakirleşmenin bu hızla, bu şiddetle yaşanmasının nedenlerinden birisi de Erdoğan’ın ısrar ettiği ekonomik politikalar. Fakirleşen milyonlarca insan bunu görüyor. Yoksulluğa karşı başlayan işçi eylemlerinde işçiler bunu hem görüyor hem de herkese gösteriyor. İktidarın yaklaşık bir ay süren toparlanma süreci yeniden hızla tersine dönmeye başladı. 

MetroPOLL Araştırma'nın ''Cumhur mu, Millet mi?'' anketinde, Cumhur İttifakı'nın oyları düşüyor. Millet ittifakına destek ise yüzde 49,7’ye ulaştı. Ankete göre elektrikten doğal gaza yapılan zamlar, döviz kurlarındaki “düşüş” ve asgari ücret zammının Ocak ayında AKP’ye kazandırdığı 3 puanı götürdü.

Millet İttifakı bu türden anket sonuçlarını seçimleri kesinlikle kazandığı yönünde değerlendiriyor. Oysa doları 8 lira civarından 18 lira civarına çıkartma beceriksizliği sergileyip, sonuçta 8 lirada duran doları 13-14 lira bandına çıkaran iktidarın bu süreci olağanüstü bir başarı hikayesi gibi anlatması karşısında çaresiz kalmış olan bir ittifaktan söz ediyoruz.

Tek başarısı, daha fazla başarısız olamaması olan, benzerine az rastlanır bir ekonomik krizi sessiz sedasız geçiştiren, korkunç elektrik zamlarına karşı aktif hiçbir öneri üretmeyen, hatta elektrik faturasını ödemenin vatandaşlık kuralı olduğunu hatırlatan bileşenlere sahip bir ittifaktan söz ediyoruz.

Terörle ortaklık meselesi mi?

Millet İttifakı sözcüleri, iktidar ittifakının kendilerini “terörle iltisaklı” göstermesinden çok korkuyor ve kamuoyunun bazı en milliyetçi kesimlerinin HDP hakkındaki yargılarını aşırı ciddiye alıyorlar. Bazı gazeteci kılıklı devlet görevlilerinin HDP’nin çağrılmadığı bir toplantının bile HDP’yle gizli ittifak kurmak, dolayısıyla terörle uzlaşmak anlamına geldiğini yazdıkları yorumları okuyunca, Millet İttifakı liderlerinin tutumuna hak verilebilir gibi geliyor.

Ama kesinlikle haklı değiller.

Kürt sorununu AKP’nin bu konudaki ortalama sağcılığının bile gerisinde bir şekilde ele alan, HDP’nin milyonlarca oy alan bir parti olduğunu açık açık savunmayan, HDP’yle görüşmeye yönelik iktidar eleştirilerine “vız gelir” diyemeyen, Kürt sorunu konusunda derli toplu bir cümle bile kuramayan bir güç birliğinden, umutlu olmak için bir neden yok.

Herkesin zihninin derinlerinde, HDP kitlesi zaten Millet İttifakı’na oy verir diye geçirdiğine şüphe yok!

Milliyetçilik

Bu yersiz özgüvenin temelinde köklü bir milliyetçiliğin ve Kürt halkına tepeden bakan kibirli politik yaklaşımın yattığı izahtan vareste. İzahtan vareste olan bir diğer nokta da iktidarın çizdiği sınırların, muhalefetin kahir ekseriyeti tarafından kabul görmesi. Bu özellikle Kürt sorununa bakışta ve Mavi Vatan tezine yaklaşımda açıkça görülüyor. Bir yandan iktidarın Türkiye’nin güvenliğinin sınırların ötesinde, Akdeniz’de başladığını savunan tezini sert bir eleştiri konusu yapmayıp, bu milliyetçi tezin dışında tutarlı tek bir söz söyleyemeyip öte yandan HDP seçmeninin doğal olarak kendi ittifaklarını destekleyeceği yönündeki inancı bu muhalefeti iktidarla oldukça benzeştiriyor.

Politika, kurnaz esnaf pazarlığı değildir. İktidar beka sorunu etrafında giderek daha az insanın inandığı milliyetçi bir “hikâye” örerken, bu hikâyenin köşe taşlarını doğru kabul edip Kürt sorununu önemsizleştiren, hatta bu sorunun çözümü için atılan adımları yargı konusu yapacağını söyleyen bir muhalefet anlayışı milyonlarca insana umut olamaz.

Bu muhalefet anlayışının bir yandan da her toplumsal öfkelenme anını seçimi öne sürerek ıskalamaya neden olması, muhalefet sözcüleri bir araya geldi diye neden sevinmemiz gerekmediğini gösteriyor.

Elbette bu aşırı sağcı iktidara karşıyız. Muhalefeti eleştirme nedenimiz ise, bu muhalefet tarzının iktidarı yenmeyi zorlaştırması ve Erdoğan giderse yerine gelecek olanın gideni aratma potansiyelini taşıması.

Biz seçimleri seçimlerden önce, sokakta, mücadele ederek kazanmaktan yanayız. Sandık, sandık kurulmadan kazanılabilir. İktidar, seçimlerden çok önce yenilebilir. Sosyal bir hareket, serpilip geliştiğini gördüğümüz işçi hareketi, ezilen Kürt halkının mücadelesiyle yan yana gelmeyi başardığında çok daha köklü bir değişimin kapıları aralanabilir.

Şenol Karakaş

(Sosyalist İşçi)

Bültene kayıt ol