B- Bolşevizm

19.08.2018 - 14:21

1903 yılının Haziran ayında Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi (RSDİP) kongresi toplanır. Kongre, parti içindeki kanatların örgütsel ayrılıkların su yüzüne çıktığı bir havada geçer. Parti üyeliğine ilişkin madde tartışılırken  Lenin liderliğindeki kanat ile eski yoldaşı Julius Martov önderliğindeki kanat arasında sert tartışmalar yaşanır. Lenin, partinin merkezi bir yapıya kavuşması gerektiğini, parti örgütlerinin birinde  bizzat görev alan ve partiye maddi olarak katkıda bulunanların parti üyesi olması gerektiğini savunurken, Martov daha açık bir parti yapısı öngörmektedir. Kongre’de Lenin’in önerisi çoğunluğu kazanarak kabul görür, Martov ve arkadaşları ise azınlıkta kalırlar. O günden sonra örgüt fiili olarak çoğunluk anlamına gelen Bolşevikler ve azınlık anlamına gelen Menşevikler olarak ikiye bölünür.

Küçük bir ayrıntıdan ibaretmiş gibi gözüken bu ayrışma başlangıç noktası sayılabilecek olsa da, Bolşevizm ve Menşevizm arasındaki farklar politiktir. Ayrışma 1903 yılındaki tartışmaya indirgenemeyecek kadar derinleşmiştir. Menşevikler bir tür evrimci Marksizm anlayışı çerçevesinde Rusya’da önce bir burjuva devrimi arkasından ise sosyalist devrimin gerçekleşmesi gerektiğini savunmuşlar, burjuvazi ile ittifak yapacak noktalar aramışlardır. Bolşevikler ise burjuva demokratik bir devrimde bile asıl rolü işçi sınıfının üstleneceğini savunmuşlardır.

Bolşevikler her zaman demokratik merkeziyetçiliğe sahip çıkmakla beraber, örgütü hiçbir zaman donuk, sabit bir yapı olarak ele almamışlardır. Lenin ve yoldaşları partiyi her zaman sınıfın o günkü ihtiyaçlarına ve hareketin düzeyine bağlı olarak yeniden yapılandırmayı başarmışlardır.

Bolşevizm, sınıf mücadelesi içinde gelişmeye devam etmiştir. Bunun sağlayan temel sebep. Lenin’in örgüt konusunda Marksizm’e yaptığı katkıdır. Lenin, merkezi  ve demokratik bir parti savunuyordu, bu parti hem işçi sınıfının bir parçası olacak, hem de onun en ileri unsurlarını bünyesinde toplayacaktı.  Böylece Bolşevizm donuk teorilerin değil, sınıf mücadelesinin yaşayan bir parçası olarak 1917’de Ekim Devrimi’ne önderlik etmeyi başardı.

Stalinizm bir karşı devrimle iktidarı ele geçirdikten sonra tepeden inmeci parti yapısını ve tek ülkede sosyalizm garabetini Bolşevizm olarak yutturmaya çalıştı. Oysa Troçki’nin de söylediği gibi Stalinizm ve Bolşevizm zıt kutuplardır. Bolşevizmin anlayışı “işçiler partiye, parti iktidara” ya da “tek ülkede sosyalizm” gibi bir anlayışı hiçbir zaman olmamıştır. Bolşevizm, sınıf mücadelesinin güncel gerçekliği üzerine şekillenir ve kendisini işçi sınıfı yerine ikame etmez. Bolşevizmin hedefi tüm dünyada işçi sınıfının iktidarıdır ve Rosa Luxemburg’un söylediği gibi: “Gelecek her yerde Bolşevizmin olacaktır.”



Bültene kayıt ol