Üçlü mutabakat Erdoğan yönetiminin zaferi mi?

29.06.2022 - 15:49
Haberi paylaş

NATO zirvesinde Erdoğan yönetiminin İsveç ve Finlandiya ile anlaşması, PKK ve YPG'ye karşı bir adım olsa da iktidar bloku sözcülerinin sunduğu şekilde antiemperyalist bir kazanım değildir.

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), İspanya'da toplandı. Ana gündem Ukrayna'daki savaş. ABD liderliğindeki Batı emperyalizminin askeri örgütlenmesi olan NATO, hasım olarak gördüğü Rusya'ya (ve de Çin'e) karşı hangi yöntemleri kullanacağını, Avrupa ve dünya çapında yayılmacılığını nasıl artıracağını planlıyor. Zirveden çıkacak kararlar NATO üyesi her bir devlet tarafından uygulanacak.

Avrupa'daki ABD askeri sayısı 100 bine ulaşmışken ve NATO Ukrayna'da savaşın tarafıyken toplanan zirve öncesi en önemli sorun, İsveç ve Finlandiya'nın üyeliğinin kabulüydü. Rusya'nın sınır komşusu Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından Putin, diğer sınır komşularını da tehdit etmişti. Rusya işgalinden korkan İsveç ve Finlandiya tarafsızlık politikasını bırakarak NATO'nun kapısını çaldı.

Kurulduğu andan itibaren NATO'ya üye olmak isteyen ve bunun için Kore savaşına katılan Türkiye'yi yönetenler ise İsveç ve Finlandiya'nın üyeliğine karşı çıktı. Bu öylesine sert bir karşı çıkıştı ki Erdoğan, "Ben başta olduğum sürece giremezler" dedi. Fakat NATO zirvesinin ilk günü kolayca anlaştılar ve NATO genel sekterliğinin gözetiminde üçlü mutabakata vardılar.

İktidar bloku, neden İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine karşı çıkıyordu?

Açıkça ifade edilen baş gerekçe, bu iki ülkenin özellikle de İsveç'in PKK, YPG ve PYD'ye verdiği destek. İkincisi ise İsveç'in uyguladığı silah satışı yasağı. Birçok ülkeden diplomatik gözlemciler ve uzmanlar, masaya konulan bu gerekçelerin yanısıra Ankara'nın tutumunun arkasında birden fazla sebebin yattığını söyledi:

- Erdoğan yönetimi Trump ile kurduğu "yakın" ilişkiyi Biden yönetiminde bulamadı. ABD Başkanı Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüşme taleplerini geri çevirdi. Türkiye'nin satın aldığı F-35 savaş uçaklarının verilmeyeceği kati bir şekilde söylediler. ABD (ve Avrupa'daki başlıca müttefiki Almanya), Türkiye'ye uyguladıkları silah ambargosunu devam ettirdi. Erdoğan yönetimi bu durumu değiştirmek için Ukrayna savaşını bir fırsat olarak kullandı. 

- NATO üyesi olan Türkiye, aynı zamanda Rusya'nın da dostu. İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılışına karşı çıkarak üstü örtük bir şekilde Moskova'yı memnun etti.

- Türkiye'yi yönetenler Suriye'deki durumdan rahatsız. NATO'da kriz yaratarak, ABD'nin YPG'yle ittifakını bozmak istiyor.

Türk milliyetçilerinin iddiası

Türkiye'de iktidar yanlısı muhafazakar, milliyetçi ve ulusalcılara göre ise Erdoğan yönetimi, "dış güçlere" yani Batı emperyalizmine karşı yerli ve milli bir mücadele yürütüyor. Onlara göre AKP iktidarı antiemperyalist bir karakterde.

Bu iddialardan yola çıkarak üçlü mutabakat metnine bakıldığında:

- İsveç ve Finlandiya, Ankara'nın PKK ve YPG'ye karşı isteklerini kabul etti. Buna kendilerine sığınan Fethullaçıları da ekledi. Muhtemelen bu örgütlenmelerin kendi ülkelerinde varlık ve faaliyetlerine karşı bir dizi adım atacaklar. Bu, iki devlet açısından önemli bir sorun değildi zaten; NATO üyeliği karşılığında kolayca harcanacak unsurlar.

- Türkiye'ye uygulanan silah ambargosunun kaldırılacağı kesinleşti. 

Antiemperyalizmin gereği

İktidar çevreleri bu içerikteki mutabakata bakarak zafer ilan ediyor. Bu mutabakat Ankara'nın Kürt hareketlerine yönelik uluslararası ablukasını güçlendiren bir içerik taşıyor. Fakat Türk milliyetçilerinin iddia ettiği gibi bu emperyalizme karşı bir zafer değildir. 

- Biden yönetiminin Türkiye'ye yönelik silah ambargosunu gevşetip gevşetmeyeceği belirsiz. Kimilerine göre yeni nesil F-16 savaş uçaklarını almayı garanti etmiş olabilir. Fakat ABD, Suriye'de YPG ile ittifakını bozacak değil. Bu Washington açısından Ankara ile ilişkileri aşan bölgesel bir mesele. Ankara'nın Suriye'deki varlığı ve hareketleri, hem ABD'nin hem de Rusya'nın, yani iki emperyalist devletin onayına bağlı.

- NATO'daki mutabakat birçok açıdan sıkışan Mavi Vatan politikasını da rahatlatmayacak. Emperyalist devletlerin Doğu Akdeniz'deki çıkarları, yine Ankara ile olan sorunlarını aşan bir meseledir. 

NATO zirvesinin ilk gününde kolayca uzlaşan AKP iktidarı Türkiye'yi, Batı emperyalizminin savaş örgütünün yayılmacılığının, Ukrayna'daki vekalet savaşının bir tarafı halinde tutuyor. 

Emperyalizme karşı mücadele, NATO'ya karşı çıkmaktan geçer. AKP iktidarı ve ortakları ise sadece Türkiye egemen sınıfının bölgesel çıkarlarının savunucularıdır. Onlar antiemperyalist değil kendilerine kolaylık sağlayan bir emperyalizmin taraftarılar.

Bültene kayıt ol