Salgında binlerce kişi, kapitalistler kâr edebilsin diye ölüyor

31.03.2021 - 19:25
Haberi paylaş

Salgında üçüncü dalgayı bütün ağırlığı ile yaşamaya başladık. Dün vaka sayısı 37 bin oldu. Bu sayı, salgın başladığından beri en yüksek sayı. Mart ayında başlayan ilk dalgada günlük en yüksek vaka sayısı 11 Nisan’da 14 bin olarak gerçekleşmişti, Kasım ayında yaşanan ikinci dalgada ise 8 Aralık’ta 33 bin oldu.

Ağır hasta ve ölüm sayıları da birinci ve ikinci dalgalarda bir aylık periyotlarda maksimum seviyelerine çıkmıştı. 

Şimdi üçüncü dalgada, daha yüksek bir vaka artışı söz konusu. Üçüncü dalganın maksimum seviyeye Nisan ortasında ulaşması bekleniyor.

Üçüncü dalga

Üçüncü dalganın başlamasında en önemli etken, AKP ve MHP’nin yaptığı, maske, mesafe ve hijyen kurallarının ihlal edildiği “lebalep” kongreler. 

Salgın nedeniyle Türkiye Barolar Birliğine aylardır kongre yapma izni verilmezken, AKP-MHP kongrelerinde HES kodu bile sorulmadan insanlar kapalı ortamlara alındı. 10 bin kişi kapalı ortamda toplantı yaptı, daha sonra kendi illerine hastalık mikrobu ile birlikte gittiler. Öncesinde de il ve ilçe kongrelerinde kalabalık ortamlarda virüsü birbirlerine bulaştırdılar. Ne Sağlık Bakanlığı ne de Bilim Kurulu bütün bu olanlar için tek kelime etmedi. 

“Aşı yoksa okul da yok” dedik ama okullar tedbir alınmadan açıldı

Salgının tekrar yükselmesinde diğer önemli bir husus da okulların tedbir alınmadan açılması. Öğretmenler aşı olacak dediler, ama köy ilkokulları dışında aşılanan öğretmen olmadı. Binlerce öğrenci ve öğretmen, okullarda kapalı ortamlarda, hastalığa yakalandılar. Öncesinde çeşitli sendika ve platformlar, örneğin Antikapitalist Öğretmenler “aşı yoksa okul da yok” kampanyası başlattı, binlerce öğretmen ve veli kampanyaya destek verdi. Ama hükümet her konuda olduğu gibi bu konuda da sivil toplumun sesini duymazdan geldi ve salgının okullar eliyle yayılmasına yol açtı. 

Tekirdağ’da filyasyon ekibinde görevli bir uzmanın anlatımlarına göre; temaslı vakaları bir önceki aya göre en az 5 kat artmış durumda. Okullardan sürekli pozitif vaka haberleri geliyor ve sonrasında onlarca hatta yüzlerce çocuk karantinaya alınmak zorunda kalınıyor. Daha önce filyasyon faaliyeti için haftada 12 saat mesai yaparlarken, şimdi haftada 70 saat çalışıyorlar.

Yöneticilerin basiretsiz kararları salgının yayılmasına yol açıyor

Hükümet salgın yönetimi konusunda “Bilim Kurulu” oluşturdu, ama kararlar tek adam tarafından verildi. Bilim Kurulunun pek çok önerisi görmezden gelindi, Türk Tabipleri Birliğinin ve illerde Tabip Odalarının destek önerileri geri çevrildi. İl ve ilçelerde yöneticiler, salgın bilimi (epidemiyoloji) kurallarına aykırı kararlar aldılar. 

İzmir’den bir uzman hekim salgınla ilgili şunları dile getiriyor: “Virüsün bulaşma hızı çok artmış durumda. Bunda yöneticilerin basiretsiz kararları da etkili oluyor. Örneğin benim çalıştığım ilçede son ay vaka sayısı bire ikiye düşmüştü. Ama komşu ilçede yüksekti. Komşu ilçe vaka sayısını azaltma gerekçesi ile semt pazarlarını kapatınca, halk bizim bulunduğumuz ilçenin pazarlarına akın etti. Şimdi bu ay bizim ilçemizde de vaka sayıları artmaya başladı. 

Mesela Uşak’ta vaka sayısı az diye muhtemelen pek çok insan (içlerinde virüs taşıyanlar da dahil) Uşak’a gidiyordur. İnsan hareketliliğini durdurmadan salgından kurtulmamız mümkün değil.”

AKP hükümeti halkı kaderine terk etti

Salgın konusunda hükümet en başından beri işyerlerini kapatmayarak aslında zaten salgınla mücadele etmeyeceğini, insanları kaderine terk ettiğini göstermiş oldu. Sadece son bir ayda 3 bin kişi salgın nedeniyle öldü. Önlenebilir bir hastalıktan insanların ölmesi, belki de bu hükümetin bu topluma yaptığı en büyük kötülüklerden biri. 

Salgın nedeniyle insanların ölmesinin asıl nedeni, hükümetlerin gerekli tedbirleri almaması. Salgın ilk duyulduğu gün, tüm ülke ez az 1 ay tam kapatılsaydı, sonrasında da sürekli kontrollü bir açılma sağlansaydı, şimdi çoktan normale dönmüş olurduk, 60 bin kişi de ölmemiş olurdu. Ölen, sağlığı bozulan kişilerin bütün vebali tamamen tedbir almayan, tam kapanma sağlamayan hükümetin üzerindedir. Ekonomi bozulmasın, kapitalistler kârlarını kaybetmesin diye 60 bin kişinin ölümüne göz yumuldu, daha da ölmesi muhtemel binlerce insan var. 

Hükümet yanlışından dönmeli, 28 gün tam kapanma sağlamalı, kapanma sırasında insanların bütün ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Bir yandan da aşılamanın tüm topluma yayılması, salgınla mücadelenin şeffaf bir şekilde yapılması, sağlık çalışanlarının haklarının verilmesi gerekir. Aksi halde, böyle dalgalar halinde hastalanmaya ve ölmeye devam edeceğiz.

Bültene kayıt ol