Yıldız Önen

Yıldız Önen son yazıları

Yıldız Önen tüm yazıları

19.02.2021 - 12:15

Soma ya da işçisin sen toprağın altında kal!

Soma’da 13 Mayıs 2014’te kömür madeninde çıkan yangın nedeniyle o sırada madende olan 787 madenciden 301’i hayatını kaybetmişti. Son 20 yılda, sayısız iş cinayeti gerçekleşti. 2017 yılında TMMOB’nin hazırladığı “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Raporu”na göre son 15 yılda 20 bin işçinin iş cinayetlerinde öldüğü hesaplanmıştı. Soma’daki ise kitlesel bir katliamdı, 301 işçi kapitalistlerin bitmek bilmez kâr hırsı, iktidarın bu hırsa çanak tutması nedeniyle öldü. Söz konusu olan bir ihmaller zinciriydi ve bu zincirin son halkası siyasi iktidardı.

2013 yılı sonunda maden işçileri tehlikeli çalışma koşullarını protesto etmişti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi, söz konusu madenin güvenliğinin araştırılması teklifini facianın gerçekleşmesinden yalnızca yirmi gün önce reddetmişti. 

Soma bu nedenle göz göre göre işlenen bir kitlesel iş cinayetiydi.

Madencilerin ölüm haberi gelir gelmez birçok şehirde kitlesel gösteriler gerçekleşti.

Gösterilerin en büyüğü, en öfkelisi, en acılısı kuşkusuz ki Soma’da gerçekleşti. Tayyip Erdoğan faciadan hemen sonra gittiği Soma’da öfkeli işçiler ve işçi aileleri tarafından protesto edildi.

Öfke, bu facianın boyutu kavrandığında daha iyi anlaşılır oluyor. İşçiler yirmi gün önce madende hiçbir tedbir alınmadığı için siyasi partileri ve iktidarı uyarmışlarken, iktidar madenin güvenlik yapısını araştırma teklifini reddettiği için öldüler. Soma faciası, dünyada son 50 yılda meydana gelen maden kazalarında en çok kaybın yaşandığı ikinci kaza. Dünya tarihinde ise 13. sırada!

Türkiye’de genel olarak işçilerin ama özel olarak da madencilerin yaşamının ne kadar değersiz olduğunu gösteren veri, son 50 yılda en çok ölümün yaşandığı 4. kazanın da Türkiye’de, 1992 yılında Zonguldak’ta yaşanmış olması.

İnsanlar sadece iktidarın göstere göstere gelen ölüme gözünü kapaması nedeniyle öfkelenmediler. Faciadan sonra yaşanan dava sürecinde de iktidar açısından aslolanın sermaye olduğu, sermayeyi korumanın her şeyin üstünde tutulduğu görüldüğü ve “bağımsız hukuki süreçlerin” iç yüzü açığa çıktığı için de öfkelendi işçiler.

Soma davası Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Davada karar ise 2018 yılında açıklandı ve basit taksir suçundan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş’nin Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’a 15 yıl; bilinçli taksirden Genel Müdür Ramazan Doğru’ya 22 yıl 6 ay, İşletme Müdürü Akın Çelik’e 18 yıl 9 ay, yardımcısı İsmail Adalı’ya 22 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 30 Eylül 2020’de kararı bozdu. Gürkan, Doğru, Çelik ve Adalı’ya 301 kez olası kastla öldürme ve 162 kez olası kastla yaralama suçlarından ceza verilmesi gerektiği vurgulandı.

Bu arada anlaşılmaz bir şekilde 12. Ceza Dairesi’nin üç üyesi değiştirildi. Yenilenmiş heyet ikiye karşı üç oyla daha önce aldığı kendi kararını bozdu. Kararın sonucu olarak altı buçuk yıl sonra, Soma katliamı davasından tutuklu hiç kimse kalmadı. 301 madenci, kendi kusuru nedeniyle ölmüş gibi kimsenin ceza almadığı ağır bir adaletsizlikle karşı karşıyayız.

Yeni anayasa tartışmaları gündeme geldiğinde, hepimiz bir saniye durup, Soma’da hayatını kaybeden 301 işçiyi ve katliamla ilgili davada yaşanan adaletsizlik ve hukuk ihlallerini hatırlayalım.

Yıldız Önen

[email protected]

(Sosyalist İşçi)


Bültene kayıt ol