Roni Margulies

Roni Margulies son yazıları

Roni Margulies tüm yazıları

16.06.2017 - 23:42

“Hükümeti de, memleketi de yedirmeyiz”

Önce manşeti gördüm: "Bu nasıl bir yasadır, bu nasıl bir hukuktur?"

Manşetin yanında, mikrofona konuşan Cumhurbaşkanı'nın fotoğrafı olduğu için, bu sözleri edenin, hukuksuzluktan yakınanın Erdoğan olduğunu zannettim. Ya benim beynim henüz uyanamadı ya da onunkine bir şeyler oldu diye kaygılandım.

Acaba konuşmasına şöyle devam etmiş midir diye merak ettim: "Hukuk mukuk kalmadı! Temmuz darbesi bahane edildi, OHAL kullanılarak yasalar ayaklar altına alındı. Fethullahçı olan da tutuklandı, olmayan da. Darbeyle ilişkisi olan da tutuklandı, olmayan da. Tutuklananların niye tutuklandığı belli değil. Serbest bırakıldıklarında niye bırakıldıkları da belli değil, bırakılmayanların niye bırakılmadığı da. Üstelik tutuklananların bazılarının Fethullahçı filan olmadığını cümle alem biliyor. En az 150 bin kişi işinden, ekmeğinden edildi, niye edildikleri belli değil. Suçlama, mahkeme, yargı süreci, hiçbir şey yok, 'Atıldın lan' denilip işten atıldılar, başvurabilecekleri yasal bir merci yok. Hukuksuzluk diz boyu!"

Baktım, hayır, Erdoğan konuşmasına böyle devam etmemiş.

Dahası, zaten Türkiye'den söz etmiyormuş!

Hukuksuz, yasasız olan Amerika'ymış. Şöyleymiş, Yeni Şafak gazetesine göre:

"Erdoğan, son Amerika ziyaretinde PKK’lı ve FETÖ’cü teröristler tarafından yapılan gösterilere Türk vatandaşlarının ve koruma polislerin müdahale etmesi olayında iki Türk'ün gözaltına alınması ve 12 Cumhurbaşkanlığı koruma polisi için tutuklama kararı çıkartılmasına sert tepki gösterdi."

Erdoğan demiş ki, “PKK terör örgütü, FETÖ’cüler hep birlikte birleştiler, 40-50 metre mesafede şahsıma karşı gösteri yapıyorlar. Amerikan polisi dokunmuyor. Acaba benzer bir şey Türkiye'de yapılmış olsa tavır ne olur, düşünebiliyor musunuz? Hiçbir şey yapmadıkları gibi onlara karşı müdahalede bulunan oradaki bizim soydaşlarımız, vatandaşlarımızdan iki tanesini içeri almışlar dün. Benim korumalarımdan 12 tanesi için tutuklama kararı çıkarmışlar. Böyle şey olabilir mi? Bu nasıl bir yasadır, bu nasıl bir hukuktur? Bu korumalar beni korumayacaksa niçin ben bunları yanımda Amerika’ya götürüyorum? Amerika’nın Hans'ı ile Corc'u ile mi ben kendimi koruyacağım?"

Hiç kuşkum yok, Amerikan polisi göstericilere saldırmak istediği zaman Türk polisinden farklı davranmıyordur; bizimkiler gibi onlar da hukukla mukukla ilgilenmiyordur. Ama belli ki yetkisiz adamların polis gibi davranmasından hoşlanmıyorlar. "Saldırmak gerekirse, biz saldırırız, siz saldıramazsınız" diye düşünüyorlar.

Biz Amerika'nın hukuklu mu, hukuksuz mu olduğunu bir kenara bırakalım. Evet, Tevfik Fikret gibi benim de "Milletim nev'i beşerdir, vatanım ruy-i zemin” (milletim tüm insanlıktır, vatanım tüm dünya), ama yine de hukuk söz konusu olduğunda Türkiye'de olup bitenler beni biraz daha yakından ilgilendiriyor.

Ve ilgimi şu çekiyor: Yeni Şafak, Washington'da gösteri yapanlar hakkında "PKK’lı ve FETÖ’cü teröristler" diyor.

Cumhurbaşkanı aynı göstericiler hakkında, "PKK terör örgütü, FETÖ’cüler hep birlikte birleştiler" diyor.

Akşam gazetesi, Enis Berberoğlu'nun mahkûm edilmesi üzerine Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan başlattığı yürüyüşe katılanlar hakkında, "FETÖ, PKK ve Gezi provokatörleri" diyor.

Bir memleketin gazeteleri ve Cumhurbaşkanı, yüzlerce, binlerce vatandaş hakkında illegal örgüt üyesi olma suçlamasında nasıl bulunur? Bulundukları ve bulunmalarının normal karşılandığı bir ortamda, hukuuktan söz etmek nasıl mümkün olabilir?

Ankara'dan yürüyüşe geçenlerin epey bir kısmının CHP'li olduğunu varsayıyorum. CHP ülkenin bölünmez bütünlüğüne AKP'den bile daha fazla önem verdiğine göre, bu yürüyüşçülerin PKK'li olmadığı gün gibi aşikâr. FETÖ'cü olmadıklarını kanıtlayamam doğrusu, aralarına hiç FETÖ'cü sızmadığını da kanıtlayamam, ama Allah rızası için, akıl var izan var, kim inanır hepsinin PKK ve FETÖ üyesi olduğuna?

"Kim inanır?" dediğime bakmayın. Şimdilik, hükümete en ufak bir itirazı olan herkesin "FETÖ, PKK ve Gezi provokatörü" olduğu iddiası hiç alıcı bulmuyor değil. Üstelik, yurtdışında da bütün dünyanın Türkiye'ye düşman olduğu iddiası, şimdilik, daha da çok alıcı buluyor.

"Hükümeti de, memleketi de kimseye yedirmeyiz" duygusu hâlâ güçlü.

Öte yandan, "Arınç'ın ve Topbaş'ın damatları nasıl oldu da serbest bırakıldı?" sorusunu sadece PKK'lilerle FETÖ'cülerin sorduğunu düşünebilir miyiz?

Ben düşünmüyorum.

"Kimseye yedirmeyiz" duygusu nedeniyle hükümetin her yaptığını haklı bulanlar da bu soruyu soruyor. Sormadıklarını düşünmek halkı aptal yerine koymaktır.

Halkı aptal yerine koyanların siyasî akıbeti parlak olmaz.

Roni Margulies 

ronmargulies@btinternet.com