Yıldız Önen

Yıldız Önen son yazıları

Yıldız Önen tüm yazıları

16.06.2017 - 09:31

Trump'ın teröristleri

Katar krizi, dünyanın efendilerinin halkların kaderini belirleme hakkını nereden bulduklarına dair bir tartışmayı yapmamızı zorunlu kılıyor.

Gerçekten, nereden buluyorlar bu hakkı?

Hangi yetkiyle dünyanın bir ülkesini, bir halkını, bir dini grubunu “Terörist” ve “baş düşman” ilan edebiliyorlar. İlan etmekle kalmıyorlar; baş düşmanları temizlemek için küresel militarist ağları, sahip oldukları askeri potansiyeli harekete geçirebiliyorlar.

Katar, bugünlerde teröre destek vermekle suçlanıyor. “Teröre destek” soyut bir suçlama klişesi değil. “Terör”den söz edildiğinde, İslami terörden söz ediliyor. Bir dizi Körfez ülkesi, Müslüman Kardeşler hareketini terörist ilan etmek üzere harekete geçti. Müslüman Kardeşler’in adı El Nusra, El Kaide ve IŞİD gibi örgütlerle birlikte anılmaya başlandı.

Bugünlerde “teröre destek” eşittir IŞİD’leşme!

Katar, birdenbire teröre-  yani eşittir IŞİD’e  - destek olmakla suçlanır buldu kendisini.

Aynı IŞİD’dir ki Suriye’de işgalci güç olarak bulunan tüm devletlerin, savaş koalisyonlarının işgalci değil de mutluluk ve huzur getiren güçlermiş gibi caka satmasını sağlayan birleştirici düşman. IŞİD’e karşıysan, her şey mübah!

IŞİD’e karşı ama ABD’yle dost olmak, ittifak olmak serbest.

Bu bilinç çarpılması, ABD’nin 11 Eylül saldırısından sonra estirdiği öncelikli ideolojik terörün zafer kazandığının bir kanıtı. IŞİD, dünyanın her yerinde canlı bomba patlatma yeteneği kazanmış, vicdanla, insanlıkla alakası olmayan, her türden vahşi yöntemi kullanarak ve üstelik bir çok cinayeti görsel bir hazırlıkla korku yaratmak için filmleştirerek sunan bir örgüt. Bu örgüt, ABD’nin “teröre karşı” mücadeleyle “İslami teröre” karşı mücadeleyi hızla harmanlamasına yardımcı oluyor. Ama işkenceyse işkence uygulayan, kitle imha silahı ise bunun en yıkıcılarını kullanan, dünyanın her yerinde aralıksız askeri ve vahşi operasyonlar yapan başka bir devlet var. Bu devlet bazı örgütlerin vahşi uygulamalarını, saldırılarını gerekçe göstererek küresel bir askeri koalisyon kurup, operasyonlara girişebiliyor. Bu durum ancak güçlünün hukukunun geçerli olmasıyla açıklanabilir.

ABD, emperyalist hiyerarşinin en tepesinde yer aldığı için elini haritada gezdirip canının çektiğini “terörist” olarak ilan edebiliyor. Ama emperyalizm gökten düşmedi. Emperyalizm tarihsel bir sürecin ürünü ve kapitalizmin kopmaz bir parçası. Özetle, dünyanın bir ülkesinin dünyanın çeşitli yerlerinde terörist tayin etme yetkisini kazanmasını sağlayan, kapitalist sömürü gücü. ABD canı çektiği unsuru terörist olarak tayin edebiliyor. Çünkü ABD, en gelişkin kapitalist ülke.

Yıldız Önen

yildizonen@gmail.com

(Sosyalist İşçi)