Şenol Karakaş

Şenol Karakaş son yazıları

Şenol Karakaş tüm yazıları

06.02.2015 - 16:28

Grev yasakları ve yeni Türkiye!

Hükümet grev yasaklama rekoruna doğru gidiyor. Metal işçilerinin grevinin yasaklanmasında sonra, AKP döneminde yasaklanan grevlerin dökümü yayınlandı.

Buna göre, 2003 yılından 2015’e kadar cam işçilerinin, lastik işçilerinin, maden işçilerinin ve metal işçilerinin grevleri yasaklandı.

Evet! Hükümet gözümüzün içine baka baka grev yasaklıyor.

Ve yine gözümüzün içine baka baka, utanmadan, yeni Türkiye’nin kuruluşunu ilan ediyor. Bu ilanda kendi hayallerinin yansımasını gören gazeteciler de “Yeni Türkiye, yeni Türkiye” diye yazılar döşeyip duruyorlar.

Türkiye’de yeni olan şeyler var kuşkusuz ama yepyeni bir cumhuriyetin kurulduğunu ilan etmemizi sağlayacak bir yenilikten söz edilemez.

Daha önce defalarca vurgulandı: Bir adamın halk oyuyla cumhurbaşkanı seçilmesi, bir rejimi yeni baştan yaratmaz.

Rejimin yenilenmesi, “vay canına yeni bir Türkiye’ye uyanmışız” diyebilmemiz için öncelikle düşüncenin, düşündüklerini ifade etmenin, düşüncelerin doğrultusunda örgütlenmenin ve düşüncelerin doğrultusunda gösteri yapmanın önündeki tüm engeller kaldırılmış ve bu engellerin başımıza yeniden boca edilmemesi için anayasal güvencelerle dışlanmış olması lazım.

Yoksa bir adamın halk oyuyla cumhurbaşkanı seçilmesini “Yeni Türkiye’nin müjdesi” olarak ilan ederken siz, o adam 1150 odalı bir saray yapıp sarayın girişinde de tuhaf tuhaf, uydurma 16 Türk devletini simgeleyen başka adamlarla fotoğraf verir, yeninin ne olduğunu açıklamak için şaşırır kalırsınız.

Düşünce alanından gösteri alanına kadar, tüm kısıtlamalar ortadan kalktığında da yeni bir Türkiye kurulmuş olmaz!

Türkiye’de derin devlet tasfiye edilmeden yeni bir rejim kurulamaz. Eski şarap yeni bir şişede içilmeye devam edilir. Seferberlik Tetkik Kurulu, Ergenekon, Balyoz, 28 Şubatçılar, Hrant Dink’i öldüren devlet yapılanması, JİTEM, kısacası Türk usulü Gladyo ve bu Gladyo’nun hayat damarı olan askeri bürokrasi ve devletin devamlılığını garanti altına alan devlet bürokrasisi dağıtılmadan yeni bir rejim kurulamaz. Kendisini yeni sananlar, bu bürokrasinin kuşatmasıyla, “zarif” müdahaleleri, inceltilmiş propagandası, devlet erkanı alışkanlıklarıyla öyle bir çevreler ki, farkına bile varmadan eskinin oyuncağı olur çıkar.

Derin devlet, yani bildiğimiz devletin kendi yasalarının dışında davranan ve devletin legal tarafı tarafından da her daim “lazım olur” diyerek alttan alta kollanan kesimi, kelimenin tam anlamıyla dağıtılmadığı sürece, kabuğunu değiştirebilir ama asla yok olmaz. Yeni biçimler kazanarak varlığını sürdürür.

Hükümet, Ergenekon, 28 Şubat ve Balyoz dava süreçlerinde aşağıdan gelen basınçla, böyle bir yenilenme yönünde adım atacak gibi göründü ama hızla frene bastı. Askeri vesayetin özüne değil, kendi üzerinde basınç uygulamasına karşı olduğu için, 2010 referandumundan sonra titreyerek kendine geldi ve o gün bugündür hep sağa, daha fazla sağa oynuyor.

İnsanları sokak ortasında öldüren polislere “polisim destan yazdı” diyen bir adamın cumhurbaşkanlığında yeni olan tek şey, zalimce bir utanmazlıktır.

Pek alışık olmadığımız ve bizlere yeni gelen, Berkin Elvan’ın ailesinin bir mitingde yuhalatılmasıdır. Bu yenidir ama “Yeni Türkiye” mesajının coşkusuna sahip olanların anlatmak istediği şey bu değil.

Polisin destan yazmasıyla övünmekle grev yasaklamak, grev yasaklamakla güvenlik paketi çıkartıp muhalefeti baskı altına almaya çalışmak, tümüyle eski alışkanlıklardır.

Sanılmasın ki her şey çok kötü!

Sanılmasın ki değişim yaşanmıyor!

1990’lardan daha beter günlerde yaşadığımız propagandalarının hiçbir inandırıcılığı yok.

Çünkü siyasetin üst katlarında değil ama sıradan insanların hayatında yeni olan bir dizi şey var. Bu, mücadele isteği.

Soykırımla yüzleşmek için, darbeciliğin bir suç olduğunu TSK’nın alnına kazımak için, Kürt halkının özgürlüğünün garanti altına alınması için; dereleri, ormanları, kentlerin tarihi dokusunu korumak için, kadınların özgürlüğü için, su hakkı için, daha fazla demokrasi için, düşünce özgürlüğü için, inanç özgürlüğü için, her yerde adalet için, polis zorbalığını püskürtmek için aşağıda biriken mücadele. Askeri vesayeti gerileten bu mücadele oldu. Devleti soykırım nedeniyle taziye mesajı vermeye iten de bu mücadeleydi. Devleti çözüm sürecinde masaya oturtan da. Demirtaş’a cumhurbaşkanlığı seçimlerinde neredeyse yüzde 10 oy kazandıran da.

Şimdi bu mücadeleye bambaşka bir toplumsal güç ağır ağır dahil oluyor. Yasaklanan grevlerin ve yüzde 1’lik zamların yarattığı öfkeyle, bu ağır ağır harekete geçen işçilerin basıncını her düzeyde hissetmeye başlayacağız. Bu hareket yayıldığında, kimsenin beklemediği bir anda patladığında, işte o zaman “yeni bir şeyden” söz edebileceğiz.

Adı geçen yeniyi şu ya da bu partinin inşa edemeyeceği, partilerin boyunu aşan bir süreç olduğu, böyle bir yeniyi inşa etme yolunun sadece ama sadece işçi sınıfının kendi eyleminin doğrudan bir sonucu olduğu, bir kez daha altı çizilmesi gereken bir olgu.  Doğrudan üreticilerin “ben de varım!” dediği yerde, devletin derinini dağıtmak ve yeni biçimlerle hortlamasını engellemek mümkün olacaktır.

Bu nedenle, “Grev haktır! Yasaklanamaz” gibi kampanyalar daha hızla yaygınlaşmalı. http://imza.antikapitalistblok.org/

Şenol Karakaş

senolkarakas@gmail.com