Ozan Tekin

Ozan Tekin son yazıları

Ozan Tekin tüm yazıları

11.07.2016 - 07:51

Mültecileri savunmayan bir sol olamaz

Aylan Kurdi’nin ölümünün ardından geçtiğimiz yaz Avrupa’da önce sığınmacılar eyleme geçti, daha sonra birçok ülkede mültecilerle dayanışmak için geniş kitleler sokağa çıktı.

Bu hareket, birçok ülkede kamuoyu görüşünü radikal bir biçimde değiştirdi. AB ülkelerinde mültecilerle dayanışma yönünde görüş bildirenlerin oranı %68. Bu oran Yunanistan gibi ülkelerde %85’e kadar çıkıyor. İngiltere’de her üç kişiden biri mültecilere somut olarak bir bağışta bulunmuş.

Ve sosyalist sol, hâliyle, birçok yerde mültecilerle dayanışmayı inşa eden hareketlerin başını çekiyor. Toplum içerisinde mültecilere desteğin en az olduğu AB ülkelerinden biri olan Almanya’da, solcular kıran kırana bir mücadele veriyor, dağa taşa “Mülteciler hoşgeldiniz” yazıyorlar. Yunanistan’daki ırkçılık karşıtı kampanyalar, emek hareketi ve sol mültecilere öyle bir güven vermiş ki, mülteciler sendikaların grev eylemlerine katılıyorlar.

Hiçbir yerde istenmeyenler

3 milyon Suriyelinin bulunduğu Türkiye’de ise durum biraz farklı.

AB ile AKP arasındaki ırkçı geri kabul anlaşmasından sonra ilk kafile Dikili limanına yanaştığında, “hoşgeldiniz” diyen birkaç kişinin ötesinde “Suriyelileri istemiyoruz” diye gösteri yapanlar vardı. Bir başka yerde, Suriyelilerin götürülmekten nefret ettikleri kamplardan birinin inşasına karşı bir başka “protesto” sürüyordu.

Ve bugünlerde, Erdoğan’ın açtığı “vatandaşlık” tartışmasının üzerine, mültecilere yönelik nefret bir kez daha örgütleniyor ve sokakta harekete geçmenin arayışına giriyor. Yeşilköy’de sahilin kirlenmesinden rahatsız olan beyaz Türkler, Sözcü gazetesi, CHP, MHP derken iş İkitelli’de saldırıya, Beyşehir’de “Tüm Suriyelilerin kafasını keseceğim”lere varıyor.

“Terörist” Suriyeliler ve kahraman Esad

Sağcı-milliyetçi siyasi güçlerin işi zaten bunlar üzerinden örgütlenmek. Peki benzer görüşler solcular arasında ne arıyor?

Türkiye’de mülteci karşıtı kampanyayı 2012’nin ikinci yarısında “Terörist kampları kapatılsın” yürüyüşleriyle "sol" başlatmıştı. Suriye’de olup bitenlerin yanlış analizi, Esad’ın antiemperyalist bir kahraman gibi gözükmesi, Arapların devrim yapamayacak geri kafalı insanlar olduğu önyargısı gibi birçok etmen, Suriyelilere yönelik ilk eylemlerin fitilini ateşledi.

Sürecin sonunda 2014 yazında faşistler ve her türden milliyetçiler, 10’a yakın şehirde Suriyelilere yönelik saldırılar örgütledi. Bunun üzerine solda mültecilerle ilgili tutumda bir değişikliğin baş gösterdiğini düşünmüştüm.

Pazarcık eylemleri ve Erdoğan’ın vatandaşlık önerisi sonrası yaşananlar, değişimin o kadar da köklü olmadığını gösterdi.

“Mültecilere, insanlığa sahip çıkalım” başlıklı bir açıklama göçmenlere vatandaşlık hakkının verilmesine karşı çıkılmasıyla sonlanabiliyor.

Bir başka “sol” yazıda, mültecilerin “yaşadıkları yerler cihatçı çeteler tarafından ele geçirildiği ya da harap edildiği için Türkiye’de oldukları” belirtiliyor. Türkiye’nin herhangi bir kentinin sokaklarında rastgele seçilen 10 mülteciye neden geldiklerinin sorulması durumunda yalanlanabilecek bir bilgi bu.

Yayınlarında iyi kötü Suriyeli mültecileri savunmayı, hatta vatandaşlık hakkını desteklemeyi deneyen bir gazetenin karikatüristi, elinde sandıkla “Vatandaş yaptık mı Suriyelilerin oyları sandıkta keklik” diyen Erdoğan çizebiliyor.

Türkiye’de ırkçılığın, elitizmin ve her tür aşağılanmanın baş muhatabı olan Kürtlerin yayımladığı gazete, mültecileri en iyi anlayan olması gerekirken, “Türkiye’de bulunan Suriyeli göçmenlerden Einstein tipi yıldızlar çıkmayacağının” kesin olduğunu yazıyor.

Bizzat mültecilerle dayanışmak için kurulan STK’ların dahi “Mülteci kampı istemiyoruz” sloganlarıyla yapılan eylemler karşısında “kafası karışabiliyor”.

Mülteciler kardeşimizdir!

Suriyeliler, Türkiye toplumunun en saldırıya açık, en yoksul ve en ezilen kesimidir.

En ağır sömürüye ve ırkçılığa maruz kalan mülteciler, Türkiye işçi sınıfının bir parçası, diğer halklardan emekçilerin doğal müttefikidir.

Sol, egemen sınıfların ulusal kimlikler üzerinden yarattığı bölünmelere karşı Arap-Türk-Kürt-Ermeni-Yahudi vb. tüm işçilerin birliğini savunur. Sol ırkçılığa karşı çıkar.

Sol, göçe sebep olan savaşların ve tüm zorba devletlerin, yalnızca Batı emperyalizminin değil Esad gibi yerel güçlerin, kralların, şeyhlerin, diktatörlerin de en azılı düşmanıdır.

Net olmama lüksümüz yok.

Arap Baharı’nın, Suriye Devrimi’nin ve Ortadoğu emekçi sınıflarının destekçisi ve dostuyuz.

Türkiye’de 2014 yılında Suriyeli mülteciler saldırıya uğrarken sokaktaydık. 2015 yazında Suriyeli mülteciler “Sınırları açın” diyerek Edirne’ye yürürken yanlarındaydık. Bu yılın ilk aylarında AB ile AKP kirli ittifakı hazırlanırken İstanbul’da ve İpsala’da sokaktaydık. Dünya Mülteciler Günü’nde taleplerimizi bir kere daha haykırdık.

Hem Sözcü, Cemil İpekçi, CHP, MHP, AKP ve tüm mülteci düşmanlarının argümanlarıyla boğuşacak, sabırlı ve kıran kırana bir tartışma yürüteceğiz hem de bu saflaşmada ırkçılık karşıtlarının cephesini, mültecilere yönelik saldırılar karşısında kalkan olabilmek için, sokakta inşa etme mücadelesini sürdüreceğiz.

Ozan Tekin

[email protected]