Ersin Tek

Ersin Tek son yazıları

Ersin Tek tüm yazıları

14.02.2016 - 11:59

Pembe değil bıyıklı taksi

Taksici Gökhan Şimşek başvurmuş.

Sivas Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü Koordinatörü Erdoğan Yuvacı onaylamış.

Erkek erkeğe karar vermişler.

Kadınlara (bu adamlara göre bayanlara) özel, akşam 20:00'ye kadar çalışan, kadın şoförü olan bir taksi Sivas sokaklarında pembe rengiyle endam ediyor artık.

Çünkü, bu adamlara göre, kadınlar korunması gereken varlıklardır. Bu varlıkları koruyacak olanlar, kadınların neyi ne zaman yapacağını tayin edecek olan erkeklerden başkası olabilir mi?

"Kadınlar için" olduğu söylenen pembe taksi hakkında bu iki adamın "çok da iyi oldu, kadınlar rahat edecek" diyerek bıyıklı beyanlar vermesi trajikomik bile olamıyor ne yazık ki.

E tabii, delikanlı adamlar...

"Kadına yönelik şiddeti azaltacak" dedikleri fikri uygularken; hanımlarımızı, bağyanlarımızı, bacılarımızı koruma ve kollama görevleri icabı taksiyi akşam saat 20.00'ye kadar çalışmakla sınırlamayı da ihmal etmiyorlar.

Malum, saat 20.00'den sonra bir kadının herhangi bir nedenle evinden çıkması kabul edilemez, edilmesi teklif dahi edilemez. Kadınlar çiçektir-anadır-bacıdır-maldır-mülktür-namustur ve tabii bu tanımlar dahilinde olmalarını belirleyen bütün kriterler de erkekler tarafından, erkekler için belirlenir aslında.

20.00'den sonra sokağa çıkan kadın, fiziksel ya da sözlü şiddete uğramayı "göze almış", muhtemelen "yolcu değil yolludur" olsa olsa.

Kadını korumak mı?

Taksici de belediye yetkilisi de, bir görüşü paylaşıyorlar.

Taksiler zaten insanların özel ulaşım için kullandığı bir araç. "Kadını korumak" için kadın şoförlü araç bir çözüm ise; şehirdeki erkek taksicilerin tacizci, tecavüzcü vb. olduğunu baştan kabul ediyorlar demek.

Bu taksiciler, kadınlara bu şiddeti uyguluyorlarsa, çözüm bu taksicilerin tacizini engellemek adına hiçbir şey yapmayıp göz yummak ve kadınları toplumsal alanlardan olabildiğince izole etmek olmalı!

Zira; tecavüz, taciz gibi sözlü ve fiziksel her türlü şiddeti engellemek de zaten doğal olarak kadının görevi, değil mi? Erkeklerin eylemlerini yaratan iklimle ve bu faillerle uğraşmak yerine kadına "savunma sporu öğrenmek", "biber gazı taşımak", "gece sokağa çıkmamak, hatta mümkünse sokağa çıkmamak", "o etekle gezmemek" filan gibi akıllar vermek gerekli.

Bu kafaya göre, kadını korumak gerekiyor, erkek şiddetini engellemek değil. Bunun yolu da, mağduru yani kadını toplumdan izole etmek, erkeklerin belirlediği şekilde yaşamaya zorlamak: Aslında her an bu şiddete maruz kalabileceğini ve bunun doğal olduğunu hatırlatacak bir hayata mahkûm etmek.

Oysa, korunması gereken erkek şiddetinin mağduru değil, engellenmesi gereken bizzat erkek şiddetinin kendisi.

"Senin iyiliğin için..."

Bu ülkede, kız çocuğuna toplu tecavüzlere "ses çıkarmadığına göre rızası vardı" kararları verildi. Tecavüz mağduru kot pantolon giydiği için, cinsel birliktelikte rızası vardı savunmaları yapıldı. Çok değil geçtiğimiz haftalarda gece 03.00'te tecavüze uğrayan mağdur için "o saatte orada ne işi var?" denildi. Çünkü kadının rızasını kadının kendisinin değil, erkeğin tahrik olmasının belirlediğine dair üstü örtük veya açık bir ortak fikir var.

Pembe taksiye dair özellikle de kadınların verdiği ilk ve ağırlıklı tepkinin "şimdi de sarı taksiye binen kadınlara yönelik şiddette indirim uygulanır" olması da tesadüf değil.

"Saat 20.00'den sonra sokağa çıkma, senin için tehlikeli."

"Sarı taksiye binme, senin için tehlikeli."

"Bu arada biz adamlar sana pembeyi uygun gördük, o kadar da süperiz."

Oysa, apaçık bir gerçek var. Kadına yönelik her türlü şiddete karşı "kadını korumak" adı altında pazarlanan fikirler, gerçekte kadına yönelik şiddeti meşru, normal ve doğal sayıyor.

"Gecenin bir vakti", "tek başına", "alkollü", "o giyimle" gibi sözlerle "o saatler güvenli değil" demek arasında bir fark yok. Bütün bu yaklaşımlar erkek şiddetini hayatın bir gerçeği olarak yeniden üretmekten başka bir işe yaramıyor.

"Kadının kurtarıcısı" rolünü oynayarak gerçekte kadının toplumsal yaşamdaki alanını sınırlayanların yaptığı tek şey, kadına şiddeti meşrulaştırmak ve yeniden üretmek: Pembeye boyanmış bıyıklı taksilerle, "gece sokağa çıkmayın", "toplumsal hayattan çekilin" demek.

Ersin Tek