Şenol Karakaş

Şenol Karakaş son yazıları

Şenol Karakaş tüm yazıları

16.01.2016 - 10:37

Hrant Dink ve çeteleşen devlet

Hrant Dink’i öldüren mekanizmayla ilgili bir seri gelişme yaşanıyor. Tam, artık bu davada önemli bir gelişme olmaz derken, Hrant’ın Arkadaşları grubunun yıllardır savunduğu, talep ettiği bazı adımlar atılıyor.

Hrant Dink’in öldürülmesinde etkisi olan kamu görevlilerinin yargılanması ihtimalinin doğması, bu kamu görevlilerinin isminin olduğu iddianamenin mahkemece kabul edilmesi gibi. Ama tam işler istediğimiz gibi gidiyor derken, iddianameyi hazırlayan ve Hrant Dink’in ölümünde etkisi bulunan kamu görevlilerinin yargılanması için ısrar eden savcının görev yeri değiştiriliyor ve davadan el çektiriliyor.

Bu sırada yeni görüntüler yayınlanıyor. Hrant Dink’in öldürüldüğü an, sadece Ogün Samast’ın değil, çeşitli devlet görevlilerinin de olay yerinde olduğu açığa çıkıyor. Şimdilik sadece jandarma istihbarattan isimlerin adı geçiyor ama çok açık ki Hrant Dink çok daha geniş bir konsesüsün sonucunda katledildiği için devletin başka birimlerinden adamlarının da orada, civarda, katliam alanına yakın bir yerde olduğunu söylemek mümkün.

Hrant Dink cinayeti, hep bir amaç suçla ilişkilendiriliyor. Bugün, Ergenekon davalarının başlatılması için işlenen bir araç suç, dün ise hükümeti yıkmak için yaratılacak kasoun projesi olarak ele alınıyor. İkisi de yanlış! Hrant Dink, bu devletin amaç suçunun doğrudan bir sonucu olarak katledildi. Hrant Dink, bir Ermeni olduğu, Ermeni bir sosyalist olduğu için katledildi. Hrant Dink, 1915 yılında yüzbinlerce Ermeni’yi katleden bir devlet geleneği, meşhur İttihat ve Terakki soykırımcı alışkanlığı devletin her yanına, işleyişine sindiği için katledildi.

Hrant Dink, devlette devamlılığın esas olduğu gösterilmek için katledildi. Çok geniş bir konsensus oluştu, çeteleşmiş devletin tüm çetebaşları bu cinayetin planlanması, cinayet için gereken iklimin oluşturulması, devlet kaynak ve olanaklarının aktarılması, ideolojik açıdan uygun iklimin yaratılması için el ele verdi. Hürriyet gazetesiyle Genelkurmay, azınlıkları hedef gösteren MGK toplantılarıyla istihabarat dairesinde başkanlık yapan cemaatçi polisler, Ergenekon devletinin Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz gibi tüm popüler isimleri, dönemin İstanbul valisi, emniyet genel müdürleri, jandarma istihbarat sorumluları, Ermeni konferansını “arkadan hançerlemek” olarak şeytanlaştıran Cemil Çiçek gibi AKP’liler. Hepsi birden, devlette devamlılığın önemini gösteren bu cinayeti yaratan iklimin ve teknik planlamanın ortağı oldular.

Ama hepsi birden bir noktayı atladı. Milyonlarca insan, Hrant Dink’e sahip çıkamamanın öfkesiyle harekete geçerek, cinayeti işleyenlerin, “öldür” diyenlerin planlarını tarumar etti. Hrant Dink’i kaybettik ama yüz binlerce insan, Hrant Dink olup, Ermeni olup aktı. Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli sokaklarından, Hrant Dink’in sesi çok daha gür çıkmaya başladı, anlatmaya çalıştıklarına çok daha fazla insan kulak kesildi.

Çeteler, Ergenekon devleti, cinayet etrafında oluşan öfkeyi kendi siyasi çıkarları için kullanmaya çalışanlar mağlup oldular. Bu nedenle, davada aniden olumlu gelişmeler yaşanıyor aradan 9 yıl geçmiş olmasına rağmen. Bu, Hrant Dink’in anlattıklarının gücüyle anlatım gücünün yarattığı bir sonuç. Bu Hrant’ın Arkadaşları’nın “Biz bitti demeden bu dava bitmez” diyebilme gücünü yine Hrant Dink’in mü-cadelesinden, ona duydukları saygıyla bulabilmeyi başarmalarından.

Hrant’ın Arkadaşları çağırıyor yine, “Buradayız ahparig, özlemle, öfkeyle, inatla” diyerek. Agos’un önünde saat 14.30’da buluşuyoruz.

Şenol Karakaş

senolkarakas@gmail.com

(Sosyalist İşçi)