Özdeş Özbay

Özdeş Özbay son yazıları

Özdeş Özbay tüm yazıları

14.01.2016 - 09:14

Aylan ve Miray bebekler savaşın ve ırkçılığın kurbanları

Charlie Hebdo saldırısının birinci yıl dönümüne günler kala dergi bir kez daha skandal bir karikatüre imza attı.

IŞİD’in Charlie Hebdo’ya yaptığı saldırı sonrasında tüm dünyada “hepimiz Charlie Hebdo’yuz” kampanyası başlamıştı.  Oysa dergi yıllardır mizah ve hiciv adı altında açıkça ırkçı, İslamofobik ve yabancı düşmanı karikatürlere yer veriyordu. Bu nedenle bir yıl önceki bir yazıda saldırıyı kınarken derginin bu çizgisine sahip çıkmamak gerektiğini yazmıştım.¹ Dergide çalışanlar arkadaşlarının ölümüne tanık olmuşlardı, aylar sonra Paris’te bir diğer IŞİD saldırısında çok sayıda insan öldü. Dergi, mağduriyetin ve toplumdan bulduğu desteğin arkasına sığınarak ırkçı ve göçmen düşmanı karikatürlerine devam etti.

Aşağıdaki karikatür dergide çıkan ırkçı karikatürlerin en sonuncusu. Riss imzası ile çıkan karikatürün üstünde "Aylan büyüseydi ne olacaktı?" diye yazıyor. Altta ise tacizci anlamına gelen bir ifade yer alıyor. Bu karikatürün yapılma nedeni geçen yılbaşında Almanya’da yaşanan taciz olayları. Onlarca kadının tacize uğradığı gecede yaşananları göçmenlerin üzerine yıkan ırkçı Pegida örgütü Almanya’da gösteriler düzenlemiş ve birçok göçmene saldırmıştı. Aynı bakış açısına sahip olan bu karikatür ise insanca bir yaşam umuduyla Avrupa’ya geçmeye çalışan bir çocuk için “eğer yaşasaydı diğer göçmenler gibi tacizci olacaktı” diyor.

Bu Charlie Hebdo’nun ilk ırkçı karikatürü olmadığı gibi Aylan bebek hakkında da çizdiği ilk çirkin karikatür değil. Daha önce de aşağıda yer alan karikatürü çizmişlerdi. Soldaki karikatürde İsa “Avrupa’nın Hristiyan olduğunun kanıtı. Hristiyanlar suyun üzerinde yürüyebilir, Müslüman çocuklar batar” diyor. Sağdaki karikatürün üstünde ise “Amacına çok yakınlaşmıştı” yazılmışken, McDonald’s reklamında “Bir fiyatına iki çocuk menüsü” yazıyor.

Charlie Hebdo’nun bu çizgiyi sürdürebilmesinin nedeni IŞİD saldırısı sonrasında tüm dünyada kazandığı meşruiyet oldu. Oysa IŞİD ile mücadele edebilmenin yolu onun insan kaynağı olan göçmenlerin insanca yaşayacağı koşulları sağlamaktır. Bunu yapmanın birinci şartı ise ırkçılığa asla prim vermemek.

IŞİD’in katliamları ve yılbaşında yaşanan tacizler ırkçılara yeni bir meşruiyet alanı açıyor. Taciz ve tecavüzlerin sebebi sanki cinsiyetçilik değil de göçmenlermiş gibi davranılıyor. Bir mizah dergisi olmanın ve IŞİD hedefi olmuş olmanın arkasına sığınarak daha cesurca ırkçı yayın yapmaya devam ediyor Charlie Hebdo. Geçen yıl saldırı nedeniyle yayılan yanlış tarzdaki dayanışmayı bu sefer düzeltmek ve “hepimiz Aylan bebeğiz” demek gerekiyor.

Türkiye’de ise aynı sorunun bir başka yönü ile karşı karşıyayız. Savaş değil barış diyenlere yönelik baskılar giderek artarken “çocuklar öldürülmesin” diyenler terör propagandası yapmış olmakla suçlanıyor. Türkiye’deki ırkçılar Kürt çocuklarının devletin çıkarı gerektiriyorsa öldürülebileceklerini, cenazelerin sokakta kalabileceğini, bunun savaş koşullarında normal olduğunu anlatıyor. Faşistler kan banyosu yapmaktan söz ediyor. En son Barış için akademisyenlerin imza kampanyası da saldırıya uğruyor. Eğer bir ırkçı “mizahçı” da Türkiye’de kalkıp, öldürülen Miray bebek için “yaşasaydı terörist olacaktı” diye bir karikatür çizerse kimse şaşırmasın. “Kan banyosu yapacağız” demek ne kadar ifade özgürlüğü ise böyle bir karikatür çizmek de o kadar ifade özgürlüğü olarak görülecektir eminim.

Ölümlere karşı imza kampanyasından söz etmişken bir anda Nazım Hikmet’in 1950’lerde yazdığı Kız Çocuğu şiiri geldi aklıma. Hala bu şiiri paylaşabiliyor olmak çok üzücü ama “barış bir hediye gibi beklenemez, kazanılmalıdır” diyen Nazım gibi mücadele etmek gerektiğini de hatırlamak gerek.

“Çalıyorum kapınızı,

Teyze, amca bir imza ver.

Çocuklar öldürülmesin

Şeker de yiyebilsinler.”  

Özdeş Özbay

[email protected]

1 http://marksist.org/icerik/Yazar/393/Ifade-ozgurlugu-derken


Bültene kayıt ol