Şenol Karakaş

Şenol Karakaş son yazıları

Şenol Karakaş tüm yazıları

14.08.2015 - 00:48

Devleti meşrulaştıranlar

Kürt sorununda yeniden savaş iklimi hakim hâle geldi. Savaş başlayınca, devlet güzellemesi yapanlar, devlet aklayıcıları yüksek sesle görev almaya başladılar.

Vakti zamanında ordunun darbe yapma ihimaline, cunta girişimlerine karşı olanların, aslında devletlerine ne kadar tutkuyla bağlı oldukları da böylece açığa çıkmış oldu. Bu gibiler, ordunun yapılanmasına değil, sadece AKP iktidarını yerinden etmesi ihtmaline karşıydılar.

Bunu biliyorduk. Biliyorduk ama devleti bu kadar sevdiklerini muhtemelen kendileri bile bilmiyordu. Aralarında kimler yok ki! Irkçılığa karşı kampanyalarda şanına şan katanlar, darbelere karşı kampanyalarla gazeteci olanlar, sesi çıkan, sözü dinlenir hâle gelenler, nefret söylemiyle ve suçlarıyla ilgili yasal mevzuata sahip olmamız gerektiğini düşünenler, başörtüsü mağdurları, darbeciler tarafından askerlikten atılananlar, insan hakları aktivistleri...

Şimdi elbirliğiyle devlet şiddetini meşrulaştırmakla meşguller. Bu nedenle, bir iki hatırlatma yapmakta fayda var. Öncelikle, devlet, ne kadar reforme etmeye çalışılırsa çalışılsın, bir şiddet aracıdır. Reforme etmeye çalıştığımız yanını da zaten devletin bu özündeki şiddet öğesi oluşturur. Biz reforme etmeye çalışırız ama bir yandan da biliriz ki doğası şiddeti kurrumsallaştırmak olan bir aygıt reforme edilemez.

Devlet, cebinde resmi olarak silah taşıma hakkına sahip olduğu için başka insanları öldürme hakkını elinde tutanların aygıtıdır. Bir çok örgütün içinde karmaşık olarak bir araya geldiği bir örgüttür. Bütün birimleriyle ordu, bütün birimleriyle polis, bütün birimleriyle istihbarat, bütün birimleriyle yargı, bütün birimleriyle bürokrasi ve bütün bu birimlerin çelişkileri, soysuzluğu, yasa tanımazlıkları, kendi yasalarına uymama yönündek içsel dinamik devlet denilen yapının temeli.

Bu yapı, biz her ne kadar yoksulların da yararına çalışsın diye taleplerde bulunsak da yer çekimi nedeniyle havaya atılan bir cismin yere düşmek zorunda olması gibi egemen sınıfa, zenginlere hizmet etmek zorunda olan bir aygıttır.

Bu aygıtın şiddetine karşı şiddet uygulanmasına ilkesel itirazlarınız olabilir. Bu yöntemin çözüm sağlayan bir yöntem olmadığını düşünebilirsiniz. Bu yöntemi beğenmeyebilirsiniz. Ama devlet güzellemesi yapamazsanız. Devlet şiddet uyguladığı her seferinde sorumluyu bir yerlerde arayıp, bulup, her nedense çarmıha germeniz artık sıkıcı hâle geldi.

Bu devlet, derini ve legal bütün yapılarıyla, Kürtlere savaş açmış vaziyette. Bu, üstelik bu devletin açtığı ilk savaş da değil. Modern Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş öyküsü de her bir evresi de şiddetle örülmüş durumda. Bugün bu devleti kontrol ettiğini düşünenleri çok seviyor olabilirsiniz. Ama unutmayın, kadın cinayetlerinden bu cinayetlerin mahkemelerine, soykırımdan soykırımın inkarına, maden kazalarından madenci yakınlarının başbakanlarca dövülmesine, yazı yazdığı için hapse tıkılan aktivistlere, eylemlerde polis tarafından öldürülen gençlere, darbelere, hırsızlık yapanların kollanmasına, gösteri hakkının şiddetle bastırılmasına, grev hakkının yasaklanmasına, sendikacıların joplanmasına kadar, kamu gücü, özetle devlet şiddeti her yerde. Önce bu şiddeti durdurmak için iki laf etmeyip meşrulaştıranların, bu şiddete tepki olarak türeyen diğer şiddet eylemlerini yerin dibine batırma girişimleri, her girişim sahibini devletinin yanında bir aslan parçası hâline getirir. Burada demokratlıktan geriye kalan ise cıvık cıvık bir sağcılıktır.

Şenol Karakaş

senolkarakas@gmail.com

(Sosyalist İşçi)