Şenol Karakaş

Şenol Karakaş son yazıları

Şenol Karakaş tüm yazıları

28.07.2015 - 10:36

Ne derseniz deyin, biz barış isiyoruz!

1. Bu savaşı Kürt hareketi çıkartmadı. Bu savaşı Erdoğan ve AKP çıkarttı. Erdoğan’ın gazetecileri, HDP’yi, Demirtaş’ı ve Kürt hareketini barıştan yana olmamakla suçluyor. Oysa barış sürecini sabote eden, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

2. Erdoğan, 28 Şubat’ta Dolmabhaçe’de İmralı heyetiyle hükümet temsilcilerinin ortak açıklamasını paramparça etti. Öcalan tarafından çözüm sürecini kalıcılaştıran 10 maddelik yol haritasını çöpe yollayan bizzat Erdoğan’dır.

3. Erdoğan çözüm sürecini, kamuoyunun ve Kürtlerin kendisini desteklemesi şartına bağladı. Seçimlerden önce ne Öcalan ne de HDP bu şantaja boyun eğdi. Çözüm sürecini bozan, süreci siyasal bir şantaj malzemesi hâline dönüştüren ve şantajı işe yaramayan Erdoğan’dır.

4. Erdoğan, başkanlığının önünde engel gördüğü her adımı, her siyasal oluşumu yıldırmak zorunda olduğu bir düşman olarak algılıyor. Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız!” çıkışından çok rahatsız oldu, gerçekten de AKP’nin tek başına hükümet olma ihtimalinin yok olduğunu gördükçe, HDP’ye, Kürt halkına ve çözüm sürecine nefreti derinleşti. Tüm seçim kampanyasını HDP düşmanlığı üzerine kurdu. Erdoğan HDP’ye saldırdıkça, HDP seçim kampanyası görülmemiş bir şiddetle bastırılmaya çalışıldı.

5. Erdoğan çözüm sürecini, Kobanê IŞİD salırısına maruz kaldığı günlerde çöpe atmıştı aslında. “PKK eşittir IŞİD” diyerek, çözüm sürecinin bir kutbunda yer alan Kürt hareketine üstü örtülü savaş ilan etmiştir.

6. Dolmabahçe mutabakatının parçalanmasından beri, Abdullah Öcalan’la görüşmeler egellendi. Bir arada yaşamanın sağlanması için demokratik açılımların içeriği hakkında, barışçıl bir Ortadoğu siyaseti geliştirmeye çalışan Öcalan’a uygulanan tecrit, çözüm sürecini çöpe atanın Kürt hareketi değil Erdoğan ve AKP liderliği olduğunu gösteriyor.

7. Erdoğan’ın üç temel sorunu var: Birincisi, yolsuzluk dosyalarının bir daha gündeme gelmesi ihtimalini sonsuza kadar ortadan kaldırmak. İkincisi, Suriye’de PYD’nin etki alanının genişlemesini engellemek. Üçüncüsü başkanlık hayallerini suya düşüren ve AKP’yi hükümetten düşüren 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin elde ettiği zaferin intikamını almak. 

8. AKP, hükümetten düşmüş olmasına rağmen, 7 Haziran’dan beri bunu kabul etmiyor. Sadece yeni bir hükümet kurulana ya da bir erken seçime kadar “işleri idare” etmesi gereken AKP liderliği, ABD’yle anlaşıp iki cephede birden savaşa başladı. ABD’yle yapılan uzun görüşmeler sonucunda, ABD’ye İncirlik Üssü yeniden kullandırılmaya başladı. ABD bu görüşmelerden bir kazanım daha elde etti: Türkiye IŞİD’le, “düşük yoğunluklu” da olsa savaşa girdi. Bu iki şartın karşılığında ABD de Türkiye’nin Kandil’i bombalamasına izin verdi. 

9. AKP lideri, çözüm sürecinin bitmediğini, muhataplarınn değiştiğini açıkladı. Bu, kamuoyunu aptal yerine koyan açıklama, açıklamayı yapanın politik zekasının geriliğini gösterir. “Muhatapsız çözüm olmaz!” ve Kürt sorununda çözüm sürecinin muhatabı, 7 Haziran seçimlerinin de gösterdiği gibi, Abdullah Öcalan, Kandil ve HDP’dir. Muhatap Saadet Partisi, BBP, MHP, CHP ya da Yeni Şafak gazetesi değilse eğer, Kürt halkıdır, Kürt hareketidir. Bu nedenle, derhal Kandil’in bombalanmasına son verilmelidir. Derhal Abdullah Öcalan’la görüşmelere başlanmalıdır. HDP’yi devre dışına itme projesi rafa kaldırılmalıdır. Bütün gelişmelerin, HDP’nin siyasi varlığını sona erdirmek üzere kurgulandığı çok açık.

10. Geçici hükümet, geçiciliğinin farkına varmalıdır. Ya koalisyon görüşmelerine kilitlenmeli ve koalison kurulamıyorsa erken seçim ilan edilmelidir ya da bu sürecin adı, parlamener yapıya, kısacası halkın 7 Haziran’da açığa çıkan iradesine yapılan bir darbedir. Halkın düşürdüğü bir hükümet, halkın milyonlarcasının oy verdiği br partiyi devre dışı bırakmak için, birisi bir ölçüde göstermelik iki cephede birden savaş açıp, yolsuzluk dosyalarının patladığı günden beri ittifak kurduğu milliyetçi, Ergenekoncu, orducu tayfayla el ele verip, aynı zamanda ABD’nin işgalci emperyal heveslerinin ortağı olup sonsuza kadar halka rağmen iktidarda kalacağını var sayıyor. Savaşın her adımıyla polis terörünü birlikte tırmandırıyor. Savaşın her adımıyla ırkçılığı, milliyetçiliği birlikte tırmandırıyor. Siyasal amosferi her geçen gün, temizlemesi imkansız hâle gelen bir şekilde kirletiyor.

11. Şimdi temizlik zamanı. Savaşa hayır demenin zamanı. Yaygın, kitlesel, birleşik, kararlı, yılmayan, geri adım atmayan, halk iradesini çiğneyenlerden hesap sormaya kararlı olan, emek örgütlerini ayrımsız bir şekilde kapsayan, AKP’nin tabanına AKP’nin meşhur “milli iradesini” hiçe saydığını anlatan, herkesi barış sloganı etrafında birleştiren; HDP’yi düşmanlaştıran, savaşı meşrulaştıran, her kesimle arasına mesafe koyan ve Abdullah Öcalan’la görüşmelerin yeniden ve ivedilikle başlatılmasını savunan bir barış hareketini örmek zorundayız. Örmek zorundayız ve öreceğiz! Çünkü biz barış istiyoruz. Yüz binlerce insanı savaşa karşı harekete geçirmek ve savaş politikalarına son vermek için, merkezi bir barış mitingini örmek zorundayız. Kolları sıvayalım.

Şenol Karakaş

senolkarakas@gmail.com

(Sosyalist İşçi)