Şenol Karakaş

Şenol Karakaş son yazıları

Şenol Karakaş tüm yazıları

01.07.2015 - 18:01

Muhatabı müphem bir mektup!

Evet! Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İhsanoğlu'na oy verenler elini kaldırsın. Tam sayamıyoruz ama kim olduklarını biliyoruz.

Siyaseten iflas etmiş ama iflah olmaz bir kalabalık bu. Çok büyük bir kalabalık değil ama sesi çok çıkıyor. O kadar çok ses çıkartıyorlar ve hem medyada hem de sosyal medyada o kadar tatava yapıyorlar ki, Türkiye'nin en başarılı arka plan yöneticilerinin bu insanlar olduğu söylenebilir.

Hiçbir siyasi utanma duygusuna sahip olmadan, daha birkaç gün önce, Sezen Aksu'ya "yetmez ama evet" tutumunu benimsediği için pişman olup olmadıklarını sorabiliyorlar.

Burada durun!

Yettiniz artık!

Siz, bu MHP'ye oy çağrısı yapmış, MHP'li olduğu ayan beyan ortada olan bir adamın siyaseten yükselmesini sağlamış, üstelik bunu sol adına yapmış bir minik kalabalıksınız.

Siz, Ankara'da HDP'ye değil, Mansur Yavaş'a çalışmış bir kalabalıksınız.

Kimseden hesap sormaya hakkınız yok, önce vermeniz gereken bir hesap var. Bu, öyle bir çırpıda verilebilecek bir siyasi hesap da değil.

Öyle kolayına kaçmak da yok işin, sıkışınca "yetmez ama evet" kampanyası gibi demokrasi için, demokratik taleplerin kazanması için sürdürülen bir kampanyaya saldırarak kurtulamazsınız.

"Sol liberalizm" uyduruk teorisiyle askeri vesayete, ırkçılara, darbecilere karşı çıkanlara saldıran teorik açılım üstadları da yardımınıza gelemez bu sefer.

Bir faşisti desteklediniz ve ve üstelik bunu bir gelenek hâline getirdiniz.

Meclis başkanlığı sürecinde, HDP'ye oy verip vermediğiniz belli bile olmayan genel seçim sürecinde Kürtler üzerinde yarattığınız basınçla, AKP'ye karşı CHP-MHP-HDP ittifakı önerdiğiniz bu parti, yani faşist MHP, HDP ne yaparsa tersini yapacağını söylüyor. Bu partinin lideri, HDP'nin yok hükmünde olduğunu söyledi. Bahçeli, doğasına uygun konuşan bir faşist lider. İçinden geçeni, siyasi hedefini aktarıyor. HDP'yi yok sayarken, Kürt halkını yok etmek istediği söylüyor aslında.

Ulusalcı, her partiyi, her baskıyı açıklayan "Zam, zulüm, işkence, işte faşizm!" sloganının ufku, bu süreci açıklamaya yetmez. Her zam yapanın faşist olmadığını kavrayamadınız, her zulüm yapanın faşist olmadığını kavrayamadınız, her polis baskısının faşizm anlamına gelmediğini kavrayamadınız. Kavrayamadığınız bir olguyu, bir partiyi, özel bir örgütlenmeyi, özel bir faşist hareketi meşrulaştırdınız.

Daha önce de Veli Küçük'ü, Çetin Doğan'ı, Soner Yalçın'ı, Kemal Kerinçsiz'i, İlker Başbuğ'u meşrulaştırmıştınız. Yerel seçim süreci başladığından beri, Kürt hareketi üzerinde basınç uyguluyorsunuz. "Bas geç!" dediniz önce, siyasi mafya Sarıgül'ü Sırrı Süreyya Önder'e tercih ettiniz.

"Tatava yapma" dediniz, faşist İhsanoğlu'nu Demirtaş'a tercih ettiniz.

HDP'ye "parti olarak girme" dediniz sonunda, HDP parti olarak girmeye karar verince de daha sonraki siyasi eğilimlerine ipotek uygulamak için "Biz de HDP'ye oy veriyoruz ama..." dediniz. Bu ama, çok manalıydı siyasi olarak. HDP'nin AKP'yle koalisyon kuracağını, seçimlerden sonra AKP'yle kol kola gireceğini alttan alta ima ediyordunuz. Aranızdan bir gazete yayın müdürü, seçimleden önce bunu hissettiğini söyledi ve hissiyatlarını manşete çıkarttı. Hep beraber saldırdınız.

Utanmadınız.

Utansaydınız, Sezen Aksu'nun "yetmez ama evet" dediği için pişmanlık duyup duymadığını soracağınıza, ağzından bir itiraf kopartıp bunun yaygarasını kopartmaya hazırlanacağınıza, Mansur Yavaş'a, yani  bir faşiste, İhsanoğlu'na, yani  bir başka faşiste oy çağrısı yaptığınız için "Sağcılığımızdan dolayı tüm kamuoyundan özür diliyoruz" başlıklı bir açıklama yapardınız. Altına imzanızı atmanıza da gerek yoktu. Sizi tanıyoruz.

Siz, "HDP AKP'yle koalisyon kuracak" derken CHP AKP'yle koalisyon peşinde koşmaya başlayınca, utanmadan Türkiye'nin geleceği için bu koalisyon çabalarını alkışlayanlarsınız.

Siz, Sezen Aksu'dan demokrasi düşmanı yaratmaya çalışırken, bildiğimiz, alışık olduğumuz, milim genişlemesi için bile milyon tane basın açıklaması, eylem, direniş yapmak zorunda olduğumuz bu demokrasinin her bir hücresine, her bir kesimine, her bir kimliğine düşman olan faşist bir partiyi meşrulaştıranlarsınız.

Sizin avantajınız, sol liberalizm başlığı altında sanki Çarlık Rusyası koşullarında yaşıyormuş gibi teorik safsataları, özgürlük isteyenleri linç etmek isteyenlerin eline bir silah olarak vermeyi sol alışkanlık hâline getirenlerin, Türk milliyetçiliğiyle araya mesafe koyduklarında solun o şatafatlı havasından kopacağını düşünmelerine neden olan tırnak içinde entelektüel destekleridir.

Bir türlü kabullenemiyorsunuz: Türkiye'de sol adına en önemli iki ismin ikisinin de Kürt Özgürlük Hareketi'nden çıkmasına inanamıyorsunuz. Büyük halk hareketleri, yoksullların yıllara dayalı mücadelesi, hem Selahattin Demirtaş'ı yarattı hem de çok daha önceden Abdullah Öcalan'ı şekillendirdi. Birisi bir halkın dört ülkeye bölünmüş parçasının bütünün temsilcisi, diğeri 6 milyona yakın oy alan hareketin tartışmasız lideri. Bayrak Abdullah Öcalan'da ve Selahattin Demirtaş'ta. Üstüne üstlük her virajda halkın testinden başarıyla geçiyorlar. Kibirden vazgeçerseniz, bu hareketten öğrenecek çok şeyiniz olduğunu görürsünüz.

Kibirden, sadece kibir değil, burnu büyük Türk milliyetçiliğinin sol sosa bulanmış davranış kalıplarından kurtulursanız, AKP'ye karşı birleşik cephenin parçası olarak gördüğünüz MHP ve CHP'nin, AKP'ye yalvar yakar durumda, Erdoğan'ın ağzının içine baktığını da görebilirsiniz. HDP'ye böyle bir ittifakı yutturamadınız ama bunun esas nedeni, demokrasilerde yeri olmayan Nazi partisinin Kürt düşmanı tutumu öncelikle. İkinci nedeni de Nazilerin, kirli savaşta, o 1990'lar Türkiyesi denilen cehennemi andıran atmosferden beslenen özel bir örgütlenme olduğu bilincinin, Kürtler açısından pratik bir deneyimin somut bilgisi olarak hafızlarda güçlü bir şekilde yer edinmiş olması.

Artık siz de hafızalardasınız.

Unutmaya niyetimiz yok!

Şenol Karakaş

senolkarakas@gmail.com