Şenol Karakaş

Şenol Karakaş son yazıları

Şenol Karakaş tüm yazıları

24.03.2015 - 13:41

Faşist iş adamı delirdi!

Evet, Soner Yalçın sonunda delirdi. Öfkeden küplere bine bine iç dünyasında bir patlama yaşadı. Hastalık açığa çıktı. Doktor müdahalesi şart.

Sözcü gazetesinde “Yetmez ama HDP” başlıklı bir yazı yazdı. Belli ki HDP’nin yükselişinden duyduğu rahatsızlık, patolojik bir muhteva kazanmış. 

Saydırmış, bizim ilk günah muamelesi görmekten cılkı çıkartılan “Yetmez ama evet” kampanyasına.

Neler yapmış “yetmez ama evet”çiler: Faşist işadamı Soner Yalçın’a göre, önce Fethullah Gülen’e, sonra Tayyip Erdoğan’a övgü yarışına girmişiz, şimdi özvgülerimizi Demirtaş’a yöneltmişiz. Ama bu kadarla kalmamışız, bu kadar güncel bir kampanya değiliz sadece, Soner Yalçın’a göre bir tarihimiz var, cumhuriyet tarihi kadar eski üstelik.

Şöyle diyor, doktora danışarak bir sakinleştirici alması gereken faşist işadamı: “Neler yapmadılar ki bu “Yetmez Ama Evet”çiler:

Hürriyet ve İtilaf Fırkası kurarak işgali desteklediler.

İngiliz Muhipler Cemiyeti kurarak İngiliz mandası istediler.

Wilson Prensipleri Cemiyeti kurarak ABD mandasını istediler.

Saltanatın ve hilafetin kaldırılmasına karşı çıktılar.

Soğuk Savaş döneminde tüm kesimlerden daha etkili sol düşmanlığı  yaptılar.

12 Mart 1971 ya da 12 Eylül 1980 gibi askeri darbelere en büyük desteği verdiler.

“Özelleştirme” kılıfı altında vatanı bir kadın memesine sattılar.” (Vurgular kendisine ait)

Bu hastalık derecsinde sağcı ve ırkçı adamın söyledikleri, şu yüzden tehlikeli: Yetmez ama evet kampanyasını yapanların AKP iktidarını desteklediğini söyleyenlerle, yetmez ama evet kampanyasını sürdürenlerin, Erdoğan’ın nobranlığının siyasal sorumlusu olduğunu söyleyenlerle, 2010 yılından beri her gelişmeden yetmez ama evet kampanyasını sorumlu tutanlarla bir ve aynı temel tezi paylaşıyor. Bu, bu yüzden çok garip bir cephe. Yetmez ama evet kampanyasına yönelik düşmanlığının aynı zamanda demokrasi mücadelesine, temel hakların genişletilmesi için verilen mücadeleye, ezilen halkların varlığının tanınması için verilen mücadeleye, Ermeni soykırımının tanınması ve Ermenilerden özür dilenmesi için verilen mücadeleye düşmanlığın ulusalcı cephesi olarak görülmek zorunda oluşunun kanıtı bu adamın lafları.

Meydan da atış da serbest!

Soner Yalçın gibilerin Fatih Yaşlı gibilerce avukatlığının yapılması, kemalizmin değerlerini savunmanın solculuk yapmak olarak kabul görmesi, Türk bayrağını yüceltmekten söz eden Merdan Yanardağ gibilerin hâlâ solcu olaral caka satması, “yetmez ama evet” sloganını sahiplenen, öne çıkartan ve etrafında kampanya yapan sosyalistleri linç etmeye çalışan sağcı koalisyonun aralıksız çalışması, hayatlarını Kenan Evren ve darbecilerin yargılanmasını engellemeye adayan bu, aynı anda Kürt ve dindar düşmanı birey ve gruplardan oluşan cephenin elini güçlendirdi.

Eli çok güçlü değildi aslında. Ama kendisini güçlü sanacağı bir siyasal atmosfer oluştu. 2010 yılında başlayan bir kampanyanın, İngiliz mandasını savunmak için çalışanlar tarafından kurulduğunu, bir tarihsel devamlılığın var olduğunu anlatmaya kadar vardırdılar işi.

Yok daha neler!

Cumhuriyeti de biz kurduk!

Biz aslında Atatürk’üz!

Yazık! İşkenceci polisten demokrasi kahramanı, faşist işadamından solcu siyasal figür çıkartan memlekette bir siyasal tartışma yapma imkanı yok. Ama söz konusu tarihsel devamlılıksa, bu “yetmez ama evet” kampanyası düşmanlarının geleneğinin 1915 Ermeni soykırımını gerçekleştiren eli kanlı devlet geleneği olduğunu, Dersim katliamını işleyenlerin geleneğine sahip çıktıklarını, Varlık Vergisi’nden, 6-7 Eylül katliamından, direnişteki işçileri kurşuna dizen kemalist devlet uygulamalarından, 27 Mayıs darbesinden, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinden, 28 Şubat ve 27 Nisan darbelerinden, azınlıkların tasfiye edildiği uygulamalardan, Hrant Dink cinayetinden, Rahip Santoro cinayetinden, Zirve yayınevi katliamından, Diyarbakır zindanlarından, Cizre katliamından, bütün bu katliamlar tarihini savunan devlet geleneğinden geldiğini söylemek de boynumuzun borcu.

Merak etmeyin! Bizler de sizi hiç unutmuyoruz. Varlığınız dün Cebeci ve Hacettepe Üniversitelerinde bayrak yürüyüşleri yapma vesilesiyle Kürt öğrencilere karşı ırkçı saldırganlık örgütleyen ülkücülere ve Vatan Partililere güç veriyor.

Bakın! Erdoğan ve medyası, 2010 referandumunun cemaatin/paralel yapının bir tezgahı olduğunu anlatıyor artık. Erdoğan’la buluştunuz. Erdoğan size, siz Erdoğan’a sığındınız. Ve Erdoğan, Berkin Elvan’ın ölümünden ne kadar sorumluysa, sizler de Türkiye cumhuriyetinin kanlı geleneğiyle o kadar köklü bağlara sahipsiniz.

Biz. Bize gelince, demokrasi için mücadeleye devam edeceğiz ve bu seçimlerde Öcalan’ın yoldaşlarının barajları yıkarak meclise girip demokrasinin çıtasını yükseltmesi ve 8 Haziran’da suratlarınızdaki ifadeyi görme zevkini yaşamak için elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Hâlâ “Yetmez ama evet” diyenlere uğraştığınıza göre, gücümüz hiç de azımsanmamalı.

Şenol Karakaş

senolkarakas@gmail.com