28 Ekim 1957: Kürt müzisyen Ahmet Kaya doğdu

28.10.2017 - 12:00

Ahmet Kaya, 28 Ekim 1957 tarihinde Malatya'da beş çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak dünyaya geldi. Babası bir mensucat fabrikasında çalışan bir işçiydi. Kaya'nın çocukluğu, dört kardeşiyle birlikte yoksulluk içinde geçti. Küçük yaşlardan itibaren müziğe ilgi duydu. 1999'da katıldığı bir ödül gecesinde Kürtçe klip çekeceğini ilan edince, salondaki Türk ırkçıları ve faşistler tarafından linç edilmek istendi.

Ahmet'in müziğe olan ilgisini fark eden babasının aldığı bağlama ile altı yaşında müzik yaşamına başladı. Dokuz yaşındayken babasının çalıştığı fabrikada ilk konserini verdi. Yaz tatillerinde plakçılarda veya tanıdıkların minibüsünde çalışan Ahmet Kaya, bir süre yanında çalıştığı Başar ağabeyi tutuklanınca ilk bestesini yaptı: "Bir Wolksvagen alacağım, Adını 'Başar' koyacağım..."

Ahmet Kaya, Ruhi Su'nun plaklarını satın almaya ve 68 kuşağının özgürlükçü havasından etkilenmeye başladı. Babası fabrikadan emekli olunca aile ekonomik sıkıntıya düştü ve daha iyi bir yaşam için İstanbul'a göç ederek Kocamustafapaşa'ya yerleştiler. Ahmet Kaya bir süre işportacılık ve çıraklık gibi çeşitli vasıfsız işlerde çalıştı. Bu dönemde küçük bir yerleşim yerinden büyük bir şehre taşınmanın ve alışmanın sıkıntılarını yaşadı. Bu sıkıntılarını Aynalar isimli belgeselde şöyle dile getirdi:

"Onlarla konuşmuyordum çünkü onlarla konuşamıyordum. Giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. Onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. Mesela terziye gidip, onlar gibi pantolon diktirmeye filan başlamıştım. Terzinin yaptırdığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. Onlara yakışıyordu bana yakışmıyordu. Bir kız vardı bizim okulda; herkesin bir aşkı vardır, çocukluk aşkı. Bir gün gittim dedim ki: 'Biraz seninle konuşak beş dakika, kaçıyorsun hep...' Bana dedi ki: 'Rica ederim.' Öyle bir ağrıma gitti ki: 'Ben de sana rica ederim,' dedim. Ben o zaman anlamını bilmiyordum, yani onu bir küfür zannettim."

16 yaşında yasak afiş basmaktan hapse atıldı. Daha sonra birkaç arkadaşıyla birlikte Halk Birimleri Derneği'nin çalışmalarına katıldı. Bu çalışmaları sırasında çeşitli etkinliklerde bağlama çalmaya devam etti. 1 Mayıs 1977 yılında oldu. Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılan bir etkinlikte Ruhi Su ile tanışma fırsatı buldu, Mahsus Mahal isimli Ruhi Su türküsünü söyledi. 1978 yılında Gelibolu'da askerlik yaptı, bu arada orkestrada müzik çalışmalarına devam etti. Askerlik dönüşü Emine Kaya ile evlendi ve 1982 yılında kızları Çiğdem doğdu.

1980'li yıllar Ahmet Kaya için iyi başlamadı. İşsizlik ve parasızlık sebebiyle büyük sıkıntılar çekti. Eşi kendisinden ayrıldı. Nihayet 1985 yılında Ağlama Bebeğim albümünü çıkarmayı başardı. Ancak albüm derhal toplatıldı. Kaya'nın yaptığı itiraz sonuç verdi, Ağlama Bebeğim Danıştay kararıyla serbest kaldı.

Kısa bir süre sonra ikinci albümü Acılara Tutunmak'ı yaptı. Edindiği toplumsal, siyasal duyarlılıkla üretmeye, peş peşe albümler çıkarmaya başladı. Üçüncü albümünde, o sıralar tutuklu olan ve idamla yargılanan Nevzat Çelik'in 'Şafak Türküsü' şiirini besteledi. Böylece ülkenin gündemindeki idam cezaları ve hapishanelerde bulunan binlerce insanın ve onların ailelerinin içinde bulunduğu durumu şarkılaştırdı.

'An Gelir' isimli dördüncü albümünde Attila İlhan, Hasan Hüseyin ve Ülkü Tamer'in şiirlerini besteleyen Ahmet Kaya, yeni arayışlar içerisine girmiş, besteciliği ile ilgili kendisini epeyce geliştirmişti. İlk üç albümde aranjör olarak kendi çabalarının yanı sıra Sezer Bağcan, Oğuz Abadan gibi isimlerle çalışan Ahmet Kaya, dördüncü albümde Osman İşmen ile çalışmaya başladı ve bu beraberlik uzun yıllar sürdü.

Beşinci albümünde ünlü şairlerin yanı sıra yeni bir isimle, Yusuf Hayaloğlu'yla çalışmaya başladı. Hayaloğlu'yla beraberlik, Ahmet Kaya müziğinde uzun ve verimli bir çalışmanın başlangıcını oluşturdu. 'Yorgun Demokrat' isimli bu albüm, gerek dönemi gerekse içeriği bakımından yine Türkiye'nin toplumsal gidişatına denk düşmüş ve 12 Eylül döneminin etkisini üzerinden atmaya çalışan milyonlarca demokratın durumunu dile getirmişti.

1988 yılında sadece iki şarkının söz yazarlığını Hayaloğlu'nun yaptığı ve diğer sözlerin tanınmış şairlerin şiirlerinden oluşan Başkaldırıyorum'u yaptı. Ardından 1989 yılında sadece bağlama ve vokalin oluşturduğu konserlerinden bir derleme olan Resitaller-1'i yayımladı. Aynı yıl Osman İşmen'in düzenlemesiyle, sözlerinin büyük çoğunluğunu Hayaloğlu'nun yazdığı İyimser Bir Gül'ü yaptı. 1990 yılında Resitaller-1'in devamı niteliğinde olan Resitaller-2 albümü yayımlandı. Aynı yılın Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan Sevgi Duvarı isimli albümünü çıkardı.

Şarkılarım Dağlara albümü basılan 2.800.000 bandrolle rekor kırdı. Bu albümde yer alan Özgür Çağrı isimli şarkıda geçen "Abin bir gün dağdan döner, sarılırsın yavrucağım" gibi sözler nedeniyle albümü toplatıldı, konser vermesi yasaklandı.

Birçok albümünün toplatılmasının ve konserlerinin iptal edilmesinin yanı sıra, 10 Şubat 1999'da Magazin Gazetecileri Derneği'nin Princess Otel kongre salonunda düzenlenen ödül töreninde yılın en iyi sanatçısı ödülünü aldı ve ödül konuşmasında "Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği'ne, Cumartesi Anneleri'ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayımlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayımlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum" dedi. Bunun sözleri üzerine salonda bulunan Türk ırkçıları ve faşistler, Ahmet Kaya'yı linç etmeye çalıştılar. Kaya ve eşi salondan güçlükle çıkartılırken, başta Serdar Ortaç olmak üzere ırkçı-faşist güruh sahnede 10. Yıl Marşı'nı söylüyordu.

Bu olayın hemen ertesinde, birkaç gün sonra, birinci sayfasında "Türkiye Türklerindir" ibaresi bulunan Hürriyet Gazetesi, Ahmet Kaya'nın 1993 yılında Berlin'de Kürt İşadamları Derneği'nin düzenlediği bir gecede verdiği konserin fotoğraflarını yayınladı. Bunun üzerine "bölücü PKK örgütüne yardım ve yataklık yaptığı ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı. Kaya, Haziran 1999'da Türkiye'den ayrıldı. Yargılamaların sonucunda toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Ancak yurt dışında olduğu için hapse girmedi. Daha sonra bu görüntülerin düzmece olduğu belirlendi.

Bu arada Ordu Valiliği, Ahmet Kaya'nın kasetlerinin kentte satılmasını ve bulundurulmasını yasakladı. Ordu valisi olan Kemal Yazıcıoğlu, her türlü pis işe gırtlağına kadar batmış bir kontrgerillacı, devrimci katili, halk düşmanıydı. Irkçılar ve faşistler bir an bile boş durmayarak Ahmet Kaya hakkında her türlü karalama, iftira, çamur atma kampanyalarını sürdürerek, onu emekçilerin gözünden düşürmek için ellerinden geleni yaptılar.

Ahmet Kaya, 2000 yılında Hoşçakalın Gözüm isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris'in Porte de Versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Bu albümde Karwan isimli şarkıyı seslendirdi. Cenaze merasimi Paris Kürt Enstitüsü'nde yapıldı.

Hayatı boyunca emekten, barıştan yana tavır almış, bir ferdi olduğu Kürt halkının mücadelesine omuz vermiş olan değerli sanatçı Ahmet Kaya, milyonların gönlünde ve mücadelesinde yaşamaya devam ediyor.