8 Eylül 1915: Zimmerwald Konferansı sona erdi

08.09.2017 - 09:39

1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte, II. Enternasyonal içinde büyük bir parçalanma yaşandı. Başta Almanya Sosyal Demokrat Partisi olmak üzere, çeşitli ülkelerin sosyal demokrat partileri, kendi devletlerinin askeri bütçelerine, dolayısıyla da savaşa onay verdiler. Lenin, başta buna inanmak istemediyse de, haberlerin doğruluğu anlaşılınca II. Enternasyonal’in ölmüş olduğunu ilan etti.

Bu durum karşısında bir grup savaş karşıtı sosyalist, 5 Eylül 1915’de İsviçre’nin Zimmerwald kasabasında bir konferans düzenlediler. Bu konferansı, ortaya koyduğu devlet kapitalizmi teorisiyle devrimci marksizme büyük bir katkı yapmış olan Tony Cliff’in anlatımından dinleyelim:

“Savaş karşıtı sosyalistler, aylarca süren hazırlık sonrası, nihayet 5 Eylül 1915 tarihinde İsviçre’nin ismi o güne kadar pek işitilmemiş Zimmerwald adlı küçük bir köyünde bir konferans düzenlediler. Söz konusu konferansla birlikte Zimmerwald ismi tüm dünyada yankılanacaktı.

Troçki, yıllar sonra, bu toplantıya ilişkin olarak şunları hatırlıyordu:

‘Dört posta arabasına doluşmuş delegeler dağlara doğru yola koyuldular. Yolda karşılaştıkları insanlar merakla bu garip konvoya bakıyorlardı. Delegeler, Birinci Enternasyonal’in kuruluşunun üzerinden yarım asır geçtikten sonra bütün enternasyonalistleri dört posta arabasına sığdırabilmenin hâlâ mümkün olabildiğini söyleyip gülüşüyorlardı.’

Toplantıya katılanların sayısı otuz sekizdi; bunlardan bazıları oy hakkına sahip olmayan gözlemcilerdi. Daha konferansın başından itibaren, birbirinden açıkça ayırt edilebilir olan üç grup oluşmuştu. Sağ kanatta, konferansın çoğunluğunu oluşturan, genel barış talebini desteklemekle birlikte sosyal vatanseverlerle çelişik bir konuma düşmeye ya da İkinci Enternasyonal’den ayrılmaya karşı çıkan 19-20 kişilik bir delege grubu vardı.

Grup, Alman delegasyonunun çoğunluğunu, Fransızları, İtalyanların bir kısmını, Polonyalıları ve Rus Menşeviklerini kapsıyordu. Bu ılımlı tavrı tatminkar bulmayan, iç barış fikrini reddeden, sosyal vatanseverlerle örgütsel ayrışmayı ve devrimci sınıf mücadelesini savunanlar Lenin’in öncülük ettiği sekiz kişilik sol grubu oluşturuyorlardı. Zinovyev, Litvanyalı bir delege, Polonyalı Karl Radek, iki İsveçli delege ile Alman Enternasyonal Sosyalistleri adlı çok küçük bir grubun delegesi olan Julian Borchard bu grupta yer alıyorlardı. Bu ikisi arasında, Troçki, Grimm, Balabanoff ile Roland-Holst’un da aralarında bulunduğu 5-6 kişiden oluşan küçükçe bir merkez grup vardı.

Lenin ile Zinovyev’in birlikte kaleme almış oldukları Sosyalizm ve Savaş adlı bir broşürün Almanca baskısı delegelere dağıtıldı. Ancak, Bolşevikler, Lenin’in önermiş olduğu bir karar tasarısı ile tezin konferans tarafından kabul edilmesini sağlayamadılar.

Lenin tarafından sunulan bir önerge, çocukça ve tehlikeli bulunarak konferans tarafından açık oy farkıyla reddedildi. Merrheim, konferansa Fransız halkını savaşa karşı ayaklanmaya çağıracağı sözünü veremeyeceğini söyledi; Merrheim’a göre, Avrupa’nın durumu devrim için yeterince olgun değildi. “Lenin’in önerisi kabul edilemez bir öneri” diyen Ledebour, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devrimci eylemlerin ortaya çıkması ihtimal dahilindedir, ancak bunlar biz bir manifestoyla çağrıda bulunduk diye de olmayacaktır. Savaşa katılmış ülkelerde, böyle bir manifestonun altına imza atan ya da bunun dağıtımını yapan insanlar, derhal tasfiyeye uğrayacaklardır”. Ernst Meyer, Alman proletaryası içinde Lenin’in manifestosunda önerilen türden bir eyleme hazır küçücük bir gruba bile rastlanamayacağını söyledi. İtalyan delegelerden biri, konferansın amacının bir iç savaş başlatmak değil, dünya savaşına bir son vermek olduğunu hatırlattı.

Lenin’in önerisi, “akıllarını milliyetçilikle bozmuş ve oportünizmle tüketmiş” olan, “savaş başlar başlamaz proletaryayı emperyalizmin ellerine teslim ederek sosyalizmin ilkelerini, dolayısıyla da proletaryanın gündelik gereksinmeleri için gerçek bir mücadele vermeyi elinin tersiyle bir kenara iten” işçi liderlerinin çoğunluğuna karşı amansız bir mücadele içinde sosyalist partilerin birbirinden ayrıştırılmasını, proletaryanın devrimci seferberliği için temel önkoşul olarak öne çıkarıyordu.

Lenin’in İkinci Enternasyonal’den ayrılınması ve yeni bir örgüt yaratılması için gösterdiği gayretler, konferans tarafından kesin bir biçimde reddedildi. Örneğin, Merrheim, tartışma sırasında şunları söyledi: “Sen, yoldaş Lenin, barış isteğiyle hareket etmiyorsun; senin arzun yeni bir Enternasyonal’in kuruluşunun temellerini atmak; bizi ayıran şey de bu”. Aynı şekilde, konferansın resmi raporunda şunlar söyleniyordu: “Bu konferansın Enternasyonal içinde bir bölünmeyi ya da yeni bir Enternasyonal’in kuruluşunu teşvik etmeyi amaçladığı izlenimi yaratmaktan mutlak surette kaçınmak gerekir.”

Konferansın kabul ettiği manifesto, Troçki’nin karar taslağı ile hemen hemen aynıydı. Devrimci yenilgicilik ya da emperyalist savaşın bir iç savaşa dönüştürülmesi konusunda tek bir kelimeye bile yer verilmemişti. Bunun yerine, anlamı bulanık liberal ve pasifist ifadelere geniş yer ayrılmıştı:

“(Bu) Mücadele, aynı zamanda özgürlük için, ulusların kardeşliği ve sosyalizm için verilen mücadeledir. Yerine getirilmesi gereken görev, barış -toprak işgali ve savaş tazminatı olmadan bir barış- için mücadele etmektir. Böyle bir barış, ancak ulusların hak ve özgürlüklerini çiğnemeye yönelik her düşüncenin reddedilmesiyle mümkündür. İşgal altındaki toprakların zora dayalı olarak kısmen veya tamamen ilhak edilmemesi gerekir. Açık ya da örtülü ilhaklar, zora dayalı ekonomik birlikler, siyasi hakların bastırılmasıyla daha da katlanılmaz hâle gelmektedir.

Ulusların kendi hükümetlerini seçme hakkı, uluslararası ilişkilerin değişmez temel ilkesi olmalıdır.”

Doğal olarak, Zimmerwald Konferansı’nın manifestosunda Üçüncü Enternasyonal’in yaratılması ihtiyacıyla ilgili hiçbir ifadeye yer verilmemişti. Hatta, askeri bütçe lehine veya aleyhine oy verilmesi sorunu bile geçiştirilmişti: Alman delegelerin ısrarlı talebi üzerine, Troçki’nin orijinal öneri taslağında savaş zamanında tüm sosyalist örgütlerin izlemesi zorunlu tedbirler olarak tanımlanmış olan sınıf mücadelesinin somut parlamenter tedbirleri (savaş kredilerinin reddi, bakanlıklardan çekilme, vb.) manifestoya ilave edilmediler. Konferansın sonlarına doğru, Lenin ve arkadaşları, pasifist ve muğlak içeriği dolayısıyla Zimmerwald Manifestosu’nu sert bir dille eleştiren bir bildirinin yayımlanmasının zorunlu olduğunu düşündüler:

“Konferans tarafından benimsenen manifesto bizleri tam olarak tatmin etmiyor. Bu manifesto, ne açıktan açığa yapılan oportünizmi ne de -Enternasyonal’in çöküşünün başta gelen sorumlusu olmakla kalmayıp bu çöküşü daha da derinleştirmenin yollarını arayan- üzeri radikal ifadelerle örtülü oportünizmi tanımlıyor. Ayrıca, savaşa karşı mücadelenin araçlarının neler olduğu da açık biçimde ifade edilmiyor.

Bizler, bugüne kadar yapmış olduğumuz gibi, proletaryanın emperyalizm aşamasında yüz yüze bulunduğu görevleri konusundaki kesin marksist tavrı gerek sosyalist basında, gerekse Enternasyonal toplantılarında savunmaya devam edeceğiz.

Onu bir mücadele çağrısı olarak gördüğümüz için ve bu mücadelede Enternasyonal’in diğer seksiyonlarıyla omuz omuza yürüme isteğinde olduğumuz için, manifestonun lehinde oy kullanıyoruz.

Bu bildirimizin resmi rapora dahil edilmesini rica ediyoruz.

(İmzalar) N. Lenin, G. Zinovyev, Radek, Nerman, Höglund.

İlk karar taslağını sunmuş olan sol kanadın imzaladığı bildirinin yanı sıra, Roland-Holst ile Troçki’nin imzasını taşıyan ikinci bir bildiri daha vardı. Bu bildiride şunlar söyleniyordu:

“Madem (manifestoyla ilgili olarak) savaş bütçelerine karşı oy verilmesini öngören değişiklik önerimizin konferansın başarısına bir dereceye kadar gölge düşürebileceği söz konusudur, protestolar karşısında önerimizi geri çekiyoruz. Ledebour’un, manifestonun bizim önerimizde dile getirilen her şeyi genel olarak içerdiğini bildiren Komisyon’daki ifadeleri bizi tatmin etmiştir.”

Zimmerwald’da kurulan birlik, 4 Mart 1919’da Moskova’da III. Enternasyonal’in kurulmasıyla birlikte resmen dağıldı.