28 Haziran 1956: Polonya işçi sınıfı stalinizme karşı ayaklandı

28.06.2017 - 17:14

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Doğu Avrupa ülkelerinin bir kısmı stalinist SSCB tarafından ele geçirildi ve kukla "komünist" rejimler kuruldu. Sözde birer işçi devleti olan bu rejimler işçilerin azgın bir sömürüye tabi tutulduğu, her türlü hak ve özgürlüğün rafa kaldırıldığı birer diktatörlüktü. Doğu Avrupa işçileri stalinist diktatörlüklere baş kaldırdılar; önce Doğu Almanya'da, ardından Polonya'da yüz binlerce işçinin katıldığı gösteriler stalinistler tarafından kan ve şiddetle bastırıldı.

İkinci Dünya Savaşı'ndan önce Nazilerle bir sorunu olmayan ve onlarla Polonya'yı paylaşma anlaşması imzalayan SSCB bürokrasisi, Nazi tehdidi kendisine yönelince savaşa girmek zorunda kaldı. Nazi Almanya'sının yenilmesinden sonra SSCB orduları hızla Doğu Avrupa ülkelerine girdiler, bu ülkelerdeki devrimci hareketleri ezerek kendi kukla rejimlerini kurdular.

Almanya'nın doğusunda, Polonya'da, Macaristan'da, Bulgaristan'da, Çekoslovakya'da ve bir dizi başka Doğu Avrupa ülkelerinde kurulan ve sözde birer işçi devleti olan rejimler, iktidara geldikleri andan itibaren bu ülkelerin işçileri üzerinde korkunç bir terör estirmeye başladılar. Başta örgütlenme hakkı olmak üzere her türlü hak ve özgürlük rafa kaldırıldı, vahşi kapitalizmi aratmayacak bir sömürü dönemi başladı.

Bu azgın sömürüye ilk karşı çıkan 1953 Haziran'ında Çekoslovakya'da Pilsen işçileri oldu. Yapılan para reformunun kendilerini sefalete sürüklediğini gören Lenin (eski Skoda) fabrikalarında çalışan 5000 işçi, ekonomik taleplerle sokağa çıktı. Bu talepler hızla siyasallaştı ve özgürlük haykırışlarına döndü. Direnişçi işçilerin üzerine gönderilen milisler, onlarla birlik oldu. Ayaklanma ancak Rus ordularının müdahalesiyle bastırılabildi.

Aynı dönemde, yine 1953 yılının Haziran ayında Doğu Almanya işçi sınıfı stalinizme isyan etti. Berlin'in işçi mahallelerinde başlayan grev ve direnişler, kısa sürede çığ gibi büyüdü. On binlerce işçi özgürlük talepleriyle sokağa çıktığında, karşılarında Rus tanklarını buldu. Stalinistler, yüzlerce işçiyi katlederek ayaklanmaya son vermeyi başardılar.

28 Haziran 1956 tarihinde ise Polonya'nın Poznan şehrinde lokomotif üretimi yapan Zisko fabrikası işçileri, uzun çalışma saatleri ve düşük ücretler nedeniyle greve çıktılar. Hızla sokağa çıkan işçiler, tekstil ve tütün işçileriyle birleşerek şehir merkezindeki Stalin meydanında buluştular.

Stalin'in ölmeden önce resmi marş olmaktan çıkarttığı Enternasyonal Marşı'nı söyleyen on binlerce işçi, polis merkezlerini bastılar. Ardından Komünist Parti bürolarını basarak ele geçirdiler. İşçiler öfkelerini baskının en nefret edilen kurumları olan gizli servis merkezine ve hapishaneye yönelttiler. Hapishanede tutuklu bulunan 250 kişiyi serbest bırakan işçiler, silah deposunu ele geçirip silahlandılar.

Bu arada göstericilerin sayısı 100.000'i çoktan aşmıştı. Bunun üzerine Stalinist bürokrasi işçilerin üzerine tanklarını gönderdi. İşçiler büyük bir cesaretle tanklara karşı direnişe geçtiler. Bu arada "ekmek ve özgürlük", "Ruslar defolsun" sloganları dillerden düşmüyordu. Çatışmaların şiddetlenmesi üzerine 400 tank kent merkezine girdi, çatışmalarda 80'i aşkın işçi katledildi.

Poznan ayaklanması esnasında işçiler Sovyet benzeri kendi öz yönetim aygıtlarını kurdular. Beslenmekten barınmaya ve direnişe kadar işçilerin hayatını bu komiteler örgütlemeye başladı. Komiteler kısa sürede tüm şehre yayıldı; ancak bunlara öncülük eden genç işçilerin bir kısmı çatışmalarda öldü, geri kalanı stalinizm zindanlarında ve sürgünlerde hayatlarını kaybettiler.

Daha sonra çeşitli Doğu Avrupa ülkelerinde çıkan isyanlar da kanla bastırıldı. 1989-91 devrimlerinde Doğu Avrupa işçileri kendilerine kan kusturan stalinist diktatörlükleri bizzat kendi eylemleriyle yıkarak tarihin çöplüğüne bir daha geri dönmemek üzere gönderdiler.