17 Haziran 1995: Kamu emekçilerinin büyük Ankara eylemi

17.06.2017 - 14:40

1 Haziran'da KÇSKK (Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonlaşma Kurulu) tarafından baskı ve sürgünlerin durdurulması, siyasi iktidarın yargı üzerindeki baskılarının kalkması, meclise sunulan grev ve toplu sözleşme hakkı içermeyen anayasa değişikliği maddesinin geri alınması ve grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkının anayasal güvenceye kavuşturulması taleplerinin ön plana çıkarıldığı eylem programı açıklandı.

Eylem programına göre; her ilde bazı etkinlikler gerçekleştirilirken oturma eylemini sendika başkanları 15-16 Haziran günleri Ankara Güven Park'ta başlatacak, 17 Haziran'da diğer illerden gelen kamu çalışanlarıyla birlikte iki gün Kızılay Meydanında oturma eylemi devam edecek, sonuç alınmadığı durumda 19 Haziran'dan itibaren iş bırakılacaktı. 15-16 Haziran 1970 işçi direnişi, eylem tarihinin belirlenmesinde esas alınmıştı.

Eylem planlandığı gibi yürütülürken özellikle medya adeta sansüre uğradı. Hükümet, eylemi yasadışı olarak ilan etmekten öte neredeyse tepki vermedi. Eyleme 150 bin kamu emekçisi katıldı. Sendika yöneticileri eylemin 2 gün öncesinden Ankara'nın merkezi olan Güvenpark'ta çadır kurarak ve açlık grevi yaparak eylemin gerekçelerini Türkiye ve dünya kamuoyuna aktarmışlardı.

Bu eylem sonrasında Anayasa'da yapılan değişiklikle kamu emekçilerinin örgütlenme ve üyeler adına toplu görüşme yapma hakkı kabul edildi. Bu değişiklik meclisin kendi istem ve iradesiyle değil, kamu emekçilerinin grevli-toplu sözleşmeli sendikal haklar için tabandan yaptıkları basınçla gerçekleşti. İşçilerin birliğinin hak alma mücadelesinde ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

16-17 Haziran'da 150 bin kamu emekçisi ile 2 günlük geceli-gündüzlü yapılan oturma eylemi, kamu emekçilerinin yaratıcı inisiyatiflerinin önemli ve yeni bir örneği oldu. Emekçilerin ve ezilenlerin mücadele tarihine yeni bir sayfa olarak girmesine tahammül edemeyen iktidar ve devlet güçleri kamu emekçilerinin sendika başkanlarını ve temsilcilerini gözaltına alarak cezalandırma mantığı gütmesine tüm ülke genelinde kitlesel tepki gösteren kamu emekçileri, tüm illerde iktidar ortağı olan DYP ile binalarını on binlerce kamu emekçisi ile kuşatarak yeni bir eylem sürecine girdiler.

Gözaltına alınan temsilcilerini emniyette ve adliyede yalnız bırakmayarak Ankara'da on binlerce kamu emekçisi Sakarya Caddesinde toplanarak Ankara Adliyesine yürüdü. İstanbul'da ise; yine on binlerce kamu emekçisi temsilcilerinin gözaltına alınmasına karşı Kadıköy Meydanı'nda oturarak temsilcileri serbest bırakılıncaya kadar geceli-gündüzlü oturma eylemi yaptılar. O güne kadar yapmış olduğu bir günlük iş bırakma eylemlerini de iki güne taşıdılar.

Siyasi iktidarın ve devletin bu büyük eylemi, basına ve medyaya da müdahale ederek görmezlikten gelme ve geçiştirme mantığına rağmen, kamu emekçilerinin bu eylemi dünya basını ve medyasında "Türkiye'de Olay!", "Tienenman Meydanından sonra, Türkiye'de yüz binlerce kamu çalışanı Ankara meydanında yatıyor" başlıkları ile olay haber olarak geçti.

19-20 Haziran'da ise bütün ülkede iş bırakma eylemi gerçekleşti. Bu sürecin ardından kamu işçileri sendikaları yasallaştı ve KESK (Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu) kuruldu.